Türkiye, belki de bu yüzyılın en önemli zirvesine ev sahipliği yapacak. Belki NATO üyeleri de 21. Yüzyılın en kritik toplantısını yapacak. ABD-NATO ilişkilerinin gevşediği, Avrupa içi anlaşmazlıkların tırmandığı, Türkiye’nin devasa bir askeri güce dönüştüğü bir dönemde, bu zirve sadece bir NATO Zirvesi olarak kalmayacak.
Birinci ve ikinci dünya savaşlarını kazanan, Soğuk Savaş’ın galibi olan ancak sonrasını getiremeyen, büyük meydan okumalarla karşı karşıya olan, artık dünyayı yönetme kabiliyetini kaybeden Batı ittifakı, ümitsiz de olsa, eski gücünü tekrar elde edebilecek mi?
BATI KÜRESELLEŞMESİ, BATILI DÜNYA DÜZENİ OLMAYACAK.
Artık “Batı küreselleşmesi”, “Batılı dünya düzeni” gibi kavramlardan geriye bir şey kaldı mı? Batı’nın coğrafya alanı da, güç alanı da daralırken, yeni süper güçler sahne alırken, eski sömürge ülkeleri bile milli uyanış yaşarken, ülkeler kaynaklarına sıkı sıkı sarılıp artık bunların Batı tarafından talan edilmesine engel olurken, yeni bir Batılı düzen artık mümkün olmayacak. Ankara’daki NATO zirvesi, Türkiye ve dünya ile ilgili her şeyi yeni cümlelerle tartışmamıza, yeni sözler söylememize kapılar açıyor. Eskinin zihinsel ezberleri yerine, bugünün ve geleceğin gerçekleri üzerinden, geçmişin büyük imparatorlukların yeniden tarih sahnesine çıkması üzerinden yeni bir güç okumasına ihtiyacımız var.
NATO TOPARLANMASINDAN ÇOK TÜRKİYE’NİN SÜPER GÜÇ OLMASI.
Daha dün Gazze’deki soykırımı elbirliği içinde destekleyen ve besleyen Batı ittifakının, insanlık ailesi üzerinde ahlaki bir etkisi kalmadı. Son otuz yılda, coğrafyamızın tamamını mahvedenlerin, bize ve insanlık ailesini verecekleri iyi haber ihtimali artık kalmadı. Ellerindeki silah ve güçten başka bir şeyi kalmayanların, insanlığı yön verme ehliyeti kalmadı. Bu aslında bir NATO Zirvesi’nden çok Türkiye Zirvesi olacaktır. NATO’nun toparlanmasından çok, Türkiye’nin büyük meydanda sahne almasının, Batı ittifakı için de kabul edilmesinin göstergesi olaraktır. Türkiye’nin bu zirveye bu kadar önem vermesinin sebebi, NATO’dan çok Türkiye’nin süper güç olduğunun ilan edilmesi çalışmasıdır.
TÜRİYE İLK KEZ “MASA”YA; CEPHE ÜLKESİ GİBİ DEĞİL, PATRON DEVLET GİBİ OTURUYOR.
Türkiye, son iki yüz yıldan sonra, tarihinde ilk kez bir masaya en güçlü konumda oturuyor. Cephe ülkesi değil patron devlet olarak oturuyor. Bir Anadolu devleti olarak değil bir coğrafya gücü olarak oturuyor. Osmanlı’nın yerine ikame edilen vesayet altında bir ulusdevlet olarak değil, 21. yüzyılın süper gücü olarak oturuyor. Türkiye, son iki yüzyıllık tarihinde ilk kez bir zirveye, güç alanını şekillendiren, coğrafya şekillendiren, yeniden tarih inşasına girişen, eskinin “patronları”nın “muhtaç” olduğu bir büyük güç olarak oturuyor. Rol tayin edilen değil, karar alıcı bir akıl olarak oturuyor.
KIRK YILDIR BÜTÜN TEHDİTLER BATI’DAN VE NATO’DAN GELDİ.
İttifaka üye olduğumuz tarihten bu yana Batı sınırlarını koruyan, yer yer “paralı asker” muamelesine maruz bırakılan, ittifak için dünyanın her köşesinde savaşırken kendisine yönelik tehditlere ittifak içinde asla taraftar bulamayan bir devletten Avrupa’yı koruyabilecek bir askeri güce dönüşen bir Türkiye var artık ortada. Madem bu zirve bu kadar önemli o zaman açık açık konuşalım: Son kırk yıldır, Türkiye’ye yönelen bütün güvenlik tehditleri Batı ittifakı ve NATO kaynaklıdır. Kırk yıl devam eden PKK ve etnik savaş, kırk yıl devam eden FETÖ ve son 15 Temmuz saldırısı Batı ittifakı ve NATO kaynaklıdır.
TÜRKİYE TEHDİTLERİN HEPSİYLE TEK BAŞINA MÜCADELE ETTİ…
Türkiye’nin küçültülmesi planları, coğrafyadan koparılması planları, içeride darbelerle dışarıda “komşu tehditler”le çevrelenmesi planları Batı ittifakı ve NATO kaynaklıdır. İsrail’in güvenlik çıkarlarına göre şekillenen Batı’nın ve NATO’nun bölge planları özellikle son otuz yılda Türkiye’ye çok ağır zararlar vermiştir. Afganistan ve Irak işgaliyle başlayan, coğrafyayı mahveden Batı müdahaleleri Türkiye’nin coğrafya ilişkilerine çok ağır zararlar vermiştir. Bunlar yapılırken zerre ölçüde bile olsa Türkiye’nin hassasiyetleri öne alınmamıştır. Türkiye, devleti ve milletiyle bunların ağır bedellerini tek başına ödemiş ama yine de ittifak içi sorumluluklarını büyük bir iyi niyetle yerine getirmiştir.
BUGÜNKÜ ALKIŞLAR BİZE “DÜN”Ü UNUTTURUR MU? GÖZÜMÜZÜ KÖR EDER Mİ!
Ama artık küresel güç matematiği değişti. NATO üyelerinden gelen, Avrupa ülkelerinden gelen alkışlar her ne kadar poşumuza gitse de, dünyanın yeni gerçeklerine uyanmış, sadece cepheden cepheye sürülen ama karar alıcılarda bir rolü olmayan Türkiye olmayacaktır. Açık söyleyelim: Türkiye en büyük zaferi, NATO ülkelerinin kendine yönelttiği tehditleri başarısızlığa uğratarak kazanmıştır. Bir yanda üyelik/ittifak ilişkileri varken, ittifak ülkelerinin birçoğu Türkiye’ye karşı örtülü bir savaş yürütmüştür. Yükselen alkışlar bize “dün”ü unutturmayacaktır. Öyleyse bundan sonra, güç matematiği ne derse, bir coğrafya hatta bir süper güç olarak Türkiye’nin öncelikleri ne ise, masalar ona göre kurulacaktır.
BU BİR “SÜPER GÜÇ OLMA” İLANIDIR.BUNU BATI DA ARTIK KABUL ETMİŞTİR!
Ankara’da bugün başlayacak zirve, NATO’nun “kendini kurtarma”, Türkiye’nin “küresel güç olma” zirvesi olacaktır. Ve bu zirveden sonra yeni bir Türkiye ilan edilmiş olacaktır. Coğrafya ile ilişkilerinin, Batı ile ilişkilerinin seyri büyük oranda değişecektir. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki yükseliş tarihi çoktan başlamıştır. Bunu Batılı ülkelerin de kabul ettiği tarih bu zirve olacaktır. Türkiye artık bütün masalarda en güçlü oyun kuruculardan biridir. Doğu’da da Batı’da da bu güç yükselişinin tarih ve coğrafya dönüştürücü etkisi daha belirgin hissedilecektir. Türkiye Avrupa ve ABD’ye hep samimi davranmış ancak ikircikli politikalar hep onlardan gelmiştir. Artık “yüzüne gülüp arkadan iş çevirme” dönemi kapanmıştır. Bu yöntem bundan sonra hiçbir işe yaramayacaktır.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.