
Almanya’da vefat eden Müslüman Ayten Heck’in cenazesinin ihmal sonucu yakılarak küllerinin ateist mezarlığına defnedilmesi, ülkedeki defin krizini yeniden gündeme taşıdı. Binlerce avroyu bulan mezar kiraları, günlerce süren morg kuyrukları ve gasilhane yetersizlikleri, gurbetçilerin en acılı günlerini maddi ve manevi bir çileye dönüştürüyor.
Müslüman olmasına rağmen vefatının ardından cenazesi yakılan Ayten Heck’in yaşadığı ihmal, Almanya'daki defin sisteminin gurbetçiler için nasıl bir çileye dönüştüğünü gözler önüne serdi. Ülkede yaşayanlar için ölüm sonrası süreç adeta çileye dönüyor. Hem Almanlar hem de Türkler, ölüm sonrası bir mezar yerine sahip olmak için binlerce avro öderken, devlet ise ölen kişinin yakınlarına iki seçenek sunuyor: Ya uzatılabilen bir kiralama yap ya da tek seferlik ödeme yap, bir süre sonra üzerine başkası defnedilsin.
15 YILLIĞI 5 BİN 500 AVRO
Almanya'da mezarlık ücretleri şehirden şehre değişse de bazı bölgelerde 5 bin 500 avroya kadar çıkıyor. Üstelik mezar yerleri süresiz değil. 15, 20 veya 30 yıllık kullanım hakkı tanınıyor. Süre dolduğunda ailelerden yeniden binlerce avro talep ediliyor. Ödeme yapılmazsa ya da ödemeyi yapacak kimse bulunamazsa mezar başka definler için kullanılıyor. Karışık mezarlığın olduğu kentlerde Müslümanların üzerine Hristiyan ya da Yahudiler defnedilebiliyor.
10 GÜN MORGDA BEKLEYİŞ
Türkiye'de aynı gün veya ertesi gün toprağa verilen cenazeler, Almanya'da çoğu zaman 5 güne kadar morglarda bekletiliyor. Bazı durumlarda bu süre 10 günü bulabiliyor. Almanların davetiyeli ve geç defin kültürü nedeniyle normal görülen bu uygulama, cenazelerini vakit kaybetmeden defnetmek isteyen Müslümanlar için ciddi bir mağduriyet oluşturuyor.
KADIN CENAZEYE ERKEK DOKTOR
Geç definin bir diğer nedeni ise adli tıp prosedürleri. Yaşanan sorunlar nedeniyle Müslümanlar cenazelerini kendi ülkelerine götürmek zorunda kalıyor. Türkiye'ye gönderilecek ve yakılması hukuken mümkün olmayan cenazeler dahi ikinci kez doktor kontrolünden geçiriliyor. Kadın veya erkek ayrımı yapılmadan gerçekleştirilen bu muayenelerden sonra cenaze ancak yıkanabiliyor.
KÖLN’DE 1 GASİLHANE VAR
Defin sürecini zorlaştıran bir diğer problem ise yıkama merkezlerinin yetersizliği. Almanya'nın en yoğun Türk nüfusuna sahip şehirlerinden Köln'de bile Müslüman cenazelerin yıkanabildiği merkez sayısı oldukça sınırlı. Adli Tıp, belediye, konsolosluk ve gasilhane arasında mekik dokuyan aileler hem maddi hem manevi olarak ağır bir yükün altına giriyor.
KIBLEYE GÖRE DEFİN SIKINTISI
Almanya'daki yaklaşık 32 bin kamu mezarlığının yalnızca 275'inde Müslümanlara ayrılmış bölüm mevcut. Bu nedenle birçok aile İslami usullere uygun defin yeri bulmakta zorlanıyor. Özellikle yaklaşık 300 bin Müslüman’ın yaşadığı Berlin'de mezar yeri yetersizliği, aileleri cenazelerini ülkelerine göndermeye veya günlerce morgda bekletmeye zorluyor. Bazı kentlerde mezarlık planlaması nedeniyle kıbleye uygun defin mümkün olmazken, Göttingen gibi bazı kentlerde Müslümanlar cenazelerini kıbleye tam çeviremiyor, naaşı sağ tarafına yatıramıyor ve Alman mezarlık kurallarına uymak zorunda kalıyor. 2020’lere kadar tabutla definin zorunlu olduğu ülkede bu durum büyük ölçüde değişse de hâlâ bu konuda çıkmış bir yasa veya tanınmış bir ayrıcalık yok.
Mezarda bile huzur yok
- Almanya’da aşırı sağcıların odağındaki eyaletlerde, Müslüman ve yabancı kökenlilerin cenazelerine mezarda bile rahat verilmiyor. Saksonya-Anhalt, Türingen ve Brandenburg gibi aşırı sağcıların çoğunlukta olduğu yerlerde vefat eden farklı din ve ırktakiler için “Mezar taşında dini sembol kullanmak sakıncalı” uyarısı yapılıyor. “Ruhuna Fatiha” ya da hilal gibi dini motiflerin olduğu mezar taşlarına saldırıların olduğunu belirten yetkililer, naaşın başka bölgelere gömülmesi tavsiyesinde bulunuyor.









