
Singapur merkezli ThinkChina, Türkiye'nin Orta Asya'dan Avrupa'ya uzanan Orta Koridor'daki yükselişini mercek altına aldı. Analizde Ankara'nın, Çin ve Rusya'nın rekabet ettiği bölgede ekonomik, diplomatik ve stratejik etkisini artırarak Avrasya'nın yeni lojistik denkleminde kilit aktör haline geldiği vurgulandı.
Singapur merkezli ThinkChina'da yayınlanan analizde, Orta Koridor'un önemi ve bölgesel istikrarsızlık ortamında Türkiye'nin artan rolü ele alındı. Türkiye'nin hızlı yükselişine dikkat çekilen analizde "Orta Asya ülkelerinin risklerini azaltmaya çalıştığı ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin de evrim geçirdiği jeopolitik belirsizlik döneminde, Türkiye, Orta Asya ile daha derin ilişkiler kurabilen ve Orta Koridor üzerinden Avrasya transit akışlarına hakim olabilen bir güç olarak yükseliyor" ifadeleri kullanıldı.

Ortadoğu'da artan istikrarsızlık, küresel ticaret yollarını yeniden şekillendirirken Türkiye'nin jeopolitik konumu uluslararası analizlerin odağına yerleşti. Singapur merkezli ThinkChina'da yayımlanan değerlendirmede, Ankara'nın son yıllarda Orta Asya ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ve stratejik ilişkiler sayesinde Orta Koridor'un en etkili aktörlerinden biri haline geldiği belirtildi.

Orta Koridor sadece ticaret hattı değil
Orta Koridor'un yalnızca bir ulaşım güzergâhı olmadığına dikkat çekilen analizde; Çin'den başlayan hattın Orta Asya, Hazar Denizi, Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan stratejik bir bağlantı ağı oluşturduğu ifade edildi. Bu güzergâhın küresel ticaret, enerji güvenliği ve jeopolitik dengeler açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.
Çin ve Rusya'nın rekabet ettiği bölgede Türkiye etkisi
Haberde, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Asya'daki etkisini korumaya çalıştığı, Rusya'nın ise tarihsel nüfuz alanını sürdürmek istediği belirtildi. Ancak Türkiye'nin Türk cumhuriyetleriyle sahip olduğu kültürel, tarihi ve dilsel bağların Ankara'ya önemli avantajlar sağladığına dikkat çekildi.
Analizde, Türkiye'nin bölgedeki artan etkinliğinin Çin tarafından yakından takip edildiği ve Ankara'nın yükselen rolünün Avrasya'daki güç dengelerini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Kuzey Koridor gerilerken yeni merkez Türkiye oldu
Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde Avrasya yük taşımacılığının büyük bölümünün Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru'nu kullandığı hatırlatıldı. Ancak yaptırımlar ve güvenlik riskleri nedeniyle bu hattın cazibesini kaybettiği ifade edildi.
Bu süreçte Orta Koridor'un önem kazandığına işaret edilen haberde, taşımacılık hacmindeki artışın Türkiye'nin transit ülke konumunu daha da güçlendirdiği belirtildi.
Hürmüz'deki kriz dengeleri değiştirdi
İran'ı da içine alan bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin küresel tedarik zincirlerini zorladığı vurgulanan analizde, bu gelişmelerin Orta Asya'yı Basra Körfezi'ne bağlayan güzergâhları da olumsuz etkilediği kaydedildi.
Türkiye'nin ise bu süreçte Avrasya bağlantı stratejisini hızlandırdığı ve alternatif ticaret yollarını güçlendirmeye yönelik adımlar attığı ifade edildi.

Türk Devletleriyle stratejik hat güçleniyor
Ankara'nın Azerbaycan, Gürcistan ve Orta Asya ülkeleriyle yakın iş birliği içerisinde hareket ettiği belirtilen analizde, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yürütülen çalışmaların Orta Koridor'un kapasitesini artırdığı vurgulandı.
Bölgesel entegrasyonu güçlendiren bu adımların, Türkiye'nin Avrasya ticaretindeki ağırlığını daha da artırdığı ifade edildi.
Kafkasya'dan Afrika'ya uzanan etki
ThinkChina'nın değerlendirmesinde Türkiye'nin yalnızca Orta Asya ve Kafkasya'da değil, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Afrika Boynuzu'nda da etkisini artırdığına dikkat çekildi.
Suriye'de istikrarın sağlanmasına yönelik süreçlerde Ankara'nın önemli bir rol üstlendiği belirtilirken, Libya'da da Türkiye'nin etkinliğinin hissedildiği ifade edildi. Somali başta olmak üzere Afrika'nın çeşitli bölgelerinde yatırım, güvenlik ve diplomatik girişimlerle Türk etkisinin güçlendiği kaydedildi.
Avrasya'nın yeni denkleminde kilit aktör
Analize göre Türkiye, değişen küresel ticaret ve enerji rotalarının merkezinde yer alan ülkelerden biri haline geliyor. Orta Koridor'un giderek daha fazla önem kazanmasıyla birlikte Ankara'nın hem ekonomik hem de jeopolitik ağırlığını artırdığı, Avrasya'nın yeni lojistik denkleminde kilit rol üstlendiği değerlendiriliyor.
İran-ABD savaşının ise daha derin sonuçlar doğurduğu aktarılan haberde, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının, Orta Doğu'nun stratejik coğrafyasını yeniden şekillendirdiği, küresel tedarik zincirlerinin aksadığı ve zaten kırılgan olan enerji piyasalarına ek baskı uyguladığı belirtildi.
İran'ı da içine alan çatışmanın, Orta Asya'yı Basra Körfezi'ne bağlayan iç yolları da sekteye uğrattığı ve Türkiye'nin, tam da bu bağlamda Avrasya bağlantı stratejisini hızlandırdığı dile getirildi.
Ankara'nın, Azerbaycan, Gürcistan ve Orta Asya ülkeleriyle yakın işbirliği içinde, başta Türk Devletleri Teşkilatı olmak üzere çeşitli bölgesel platformlar aracılığıyla Orta Koridoru güçlendirdiğinin altı çizildi.

"Dünyanın can damarı Türkiye'nin elinde"
Türkiye'nin ayrıca Ermenistan ile de yakın çalışma içinde olduğu ifade edilen haberde, bu gelişmenin Kafkasya'da yeniden istikrarsızlığın önlenmesi yönünde net bir jeopolitik mesaj taşıdığı belirtildi. Koridorun arkasındaki ivme arttıkça Türkiye'nin bu güzergahı hem jeopolitik bir kaldıraç hem de yabancı yatırımlar için bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedeflediği vurgulandı.
Türkiye'nin dünyanın can damarını kontrolü altına alma yolunda olduğu aktarılan haberde, Üstelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın stratejik hedefinin Kafkasya ve Orta Asya'nın çok ötesine uzandığı, Türkiye'nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile de bağlarının hızla genişlediği ifade edildi.

Suriye ve Libya'da Türkiye etkisine vurgu
Suriye'de Türkiye'nin, yıllarca süren iç savaştan sonra ülkenin istikrara kavuşmasında merkezi bir aktör olarak konumlandığının altı çizilen haberde, benzer bir durumun ise Libya'da da yaşandığı aktarıldı. Ayrıca Somali ve Orta Afrika'nın bazı bölgelerinde Ankara'nın, yatırım, askeri ortaklıklar ve güvenlik işbirliği yoluyla istikrarlı bir şekilde nüfuzunu artırdığı dile getirildi.










