İhtisas olmadan içtihat olmaz. Ya da bir özeleştiri

Faruk Beşer
Faruk BeşerYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 27/03/2022, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
İhtisas olmadan içtihat olmaz. Ya da bir özeleştiri

Aslında Hicri ikinci asrın ilk çeyreğinden itibaren İslamî ilimlerde ihtisaslaşma başladı. Fıkıh, kelam, tefsir ve hadis isimlendirmesi, en genel çerçevesiyle de olsa bunu anlatır. Ardından bu ilimler belli bir sistemle tedvin edildi. Fıkıh külliyatı, hadis külliyatı oluştu.

Genel olarak temizlik ve ibadetlerle başlayan, evlenme boşanma ve muamelatla devam eden, cenazenin defni ve mirasının paylaşılmasıysa sona eren bir fıkıh sistematiği oluştu.
O günden bugüne her kitap yazan fıkıhçı yazdıklarında bu sistematiğe uydu ve aynı şeyleri biraz daha farklı cümlelerle, bazen açarak bazen ihtisar ederek tekrarladı.
Bu arada Ebu Yusuf “Siyer” başlıklı iki kitabıyla en azından milletler hukukunda bir ihtisaslaşma başlattı.
Batı bunu fark etti ve diğerlerine ilgi duymazken bu ihtisas kitapları çok erken zamanlarda Batı dillerine çevrildi. Ama arkası gelmedi. Adalet, hak, özgürlük, devlet yapısı, yöneticilerin seçimi ve azli gibi alanlarda hukuk nazariyeleri ve ince ihtisaslaşma yapılamadı. Sonuçta kamu hukuku, hayvan hukuku, doğa hukuku, çekirdekleri var olsa bile gelişmedi.
Zamanla fıkhın dünya ile ve tabiatla alakası tam olarak kurulamadığı için yeni şeyler söylenemedi.
Her müellif tarafından fıkhın bütün konuları yazıldı ama iç ihtisaslaşma olmadı.

Bizim dışımızdaki dünyada ise bilimin patlama yapmasıyla birlikte yeni hukuki alanlar doğdu ama modern zamanlara kadar fıkıhta buralarda da ihtisaslaşma olmadı. Bunda muhtemelen “içtihadın tecezzisi olmaz”, yani sadece belli konularda müçtehit olunmaz, müçtehit olma vasfını kazanan bir âlim her konuda müçtehit sayılır görüşü, karşıt görüş var olsa bile, etkili oldu. Ulema-i kül olmak hedef sayıldı.

Tefsirde de aynı durum yaşandı; Fatiha suresiyle başlayıp Nâs ile sona eren ve önceleri ağırlıklı olarak
sayısı zaten sınırlı eser’le
yani hadis, sahabe kavli ve tabiîn görüşüyle yapılan, ardından kişisel yorumlarla devam eden bir tefsir geleneği oluştu. Ama herkes her ayette söz söylemeyi görev bildi.
Sonuçta Kurân-ı Kerim’in yüzlerce konusu tek tek ele alınıp her birinde derinleşme hedeflenemedi. İhtisas gibi sayılabilecek ahkâm tefsirleri doğdu ama
onlar da Mushaf’ta ahkâm ayeti diye isimlenen yüz elli ile beş yüz kadar ayeti ele aldı ve onları da herkes kendi mezhebinin fıkhî görüşleriyle açıkladı. Mesela biz, en önemli ahkâm tefsircimiz olan Cessâs’ta hep Hanefî fıkhının en isabetli görüş olduğunu gördük.
Geriye kalan altı binden fazla ayetin neye yaradığı pek belli olmadı. Bilimin konularından söz eden ayetlerin, işaret edebilecekleri diğer ahkâma değinilmedi.
Özellikle yaradılış, insan, astronomi, bitkiler, hayvanlar, tabiat olayları üzerinde derinleşilmedi. Genel hatları ile hep önceden söylenenler tekrarlandı. Oysa Kurân-ı Kerim bu ve benzeri konulara özellikle dikkat çeker, derinlemesine bakılmasını ve bu konularda akıl yürütülmesini (nazar) ister. Bu da bugünkü adıyla ancak bilimle olur. Aksi takdirde fezanın derinliklerine, hayvanların ve bitkilerin tabiatına, Kur’an’ın istediği nazar nasıl yapılabilir? O halde Kur’an bilimin yapılmasını da emretmiş sayılır.
Sünnetin toplanmasında ortaya konan çabalar aslında mucize düzeyinde bir emektir ve hadiste, sened ilmi başta olmak üzere hiçbir millette bulunmayan orijinal ilimler ortaya konmuştur.
Ama bunun yanında “fıkhu’l-hadis” denen, sünnetin bütün olarak anlaşılması konusu yeterli ilgiyi görmedi. Olduğu kadarıyla da Sünnet Kurân-ı Kerim’den bağımsız bir bilgi ve ilgi alanı olarak ele alındı. Kur’an-Sünnet bütünlüğü hak ettiği değeri görmedi. Bu konularda eskiden ileri ihtisaslara zaten ihtiyaç hissedilmemesinin de etkisi vardır.
Şimdi ilahiyat fakültelerinin yapmaya çalıştığı hususlardan biri bu ihtisaslaşmayı gerçekleştirmektir.
Elbette sağlam bir birikim ve gelenek olmadan bu iş kolay olmaz. Ama yine de bu fakültelerde doktora yapanların, eğer hocası da güçlü ise, en az yüzde biri mutlak müçtehit olmasa da meselede müçtehit sayılabilir.
Bunlar nereden aklıma geldi. Sosyal medya grubumuzdaki bir arkadaşımız,
Alman filozof Kant’ın (1724-1804) doktora tezinin giriş sayfasında Arapça orijinal harfleriyle Besmele bulunduğunu,
sayfanın resmini de koyarak paylaşınca, Kant’ın bunu niçin yapmış olabileceği tartışmaları başladı ve 1700’lü yıllarda sadece Almanya’da 1000 doktoranın başlangıç sayfasında bu besmelenin bulunduğu kaydedildi. Bunun bir anlamı, daha o yıllarda Batı’da bu kadar doktoranın yapılmış olduğudur. Doktora ihtisas demektir. Oysa Türkiye’de ilk doktora 1937 yılında Ankara Ziraat Enstitüsü’nde yapılmıştır.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026