İran Dışişleri Bakanı Arakçi’den kritik Pekin ziyareti: Trump-Şi zirvesi öncesi gözler Çin'de

Tuba Fıçıcı
11:456/05/2026, Çarşamba
G: 6/05/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile süren gerginliğin gölgesinde Çin’i ziyaret ederek, mevkidaşı Wang Yi ile görüştü.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile süren gerginliğin gölgesinde Çin’i ziyaret ederek, mevkidaşı Wang Yi ile görüştü.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında tansiyonun giderek yükseldiği bir süreçte Çin'in başkenti Pekin'e stratejik bir ziyaret gerçekleştirdi. 28 Şubat tarihinde patlak veren savaşın ardından Arakçi'nin Çin'e düzenlediği bu ilk yüz yüze temas, zamanlaması itibarıyla büyük bir diplomatik önem taşıyor. Savaşın başından bu yana Çinli mevkidaşıyla en az üç kez telefon diplomasisi yürüten Arakçi'nin bu ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi arasında 14-15 Mayıs tarihlerinde Pekin'de yapılması planlanan zirvenin sadece bir hafta öncesine denk geliyor.

Arakçi'nin ziyareti öncesinde ABD cephesinden Çin'e yönelik dikkat çekici çağrılar ve adımlar geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pekin yönetiminin Tahran üzerindeki nüfuzunu kullanarak Hürmüz Boğazı'ndaki baskının kaldırılmasına önayak olması gerektiğini savundu. Savaş ortamı, halihazırda Çin ile ABD arasındaki ekonomik ve diplomatik bağları da germiş durumda. Washington yönetimi, milyarlarca dolarlık İran petrolü ithal ettikleri gerekçesiyle bazı Çinli şirketleri yaptırım listesine alırken, Çin Ticaret Bakanlığı cumartesi günü aldığı bir kararla yerel firmalara söz konusu yaptırımlara uymama talimatı vererek ABD'ye rest çekti.

Arakçi ve Vang Yi görüşmesinde verilen mesajlar

Pekin'deki temasları kapsamında Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya gelen Arakçi, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel krizleri masaya yatırdı. ISNA haber ajansının aktardığı bilgilere göre Arakçi, Çin'in ABD ve İsrail eksenli politikalara karşı duruşunu takdirle karşıladıklarını belirterek Pekin'i İran'ın yakın dostu olarak tanımladı ve mevcut şartlar altında ikili iş birliğinin daha da güçleneceğinin altını çizdi.

Çatışmaların sona ermesi adına yürütülen arabuluculuk faaliyetlerine değinen Arakçi, "Biz sadece adil ve kapsamlı bir anlaşmayı kabul ediyoruz. Bize karşı başlatılan savaş, açık bir saldırganlık eylemi ve uluslararası hukukun net bir ihlalidir. Müzakerelerde meşru haklarımızı ve çıkarlarımızı korumak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız." ifadelerini kullandı.

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ise ABD ile İsrail'in İran'a yönelik yürüttüğü savaşın gayrimeşru ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak tam ve kalıcı bir ateşkes çağrısında bulundu. Vang Yi, mevcut kritik duruma ilişkin olarak, "Gerilimleri azaltma çabalarımızı sürdürmeye hazırız. Tam bir ateşkesin sağlanması gerekli ve kaçınılmazdır. Bölge kritik bir dönüm noktasından geçiyor ve iki taraf arasında doğrudan görüşmeler şart." değerlendirmesini yaptı.

Ateşkes ve Hürmüz Boğazı

İki bakanın görüşmesinde ateşkes ortamının korunması ve küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz trafiğine açılması başlıkları öne çıktı. Al Jazeera muhabiri Katrina Yu'nun analizine göre, Çin yönetimi her iki tarafın hamlelerine karşı dengeli ancak eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Yu, durumu şu sözlerle aktardı: "Çin’in, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını ‘tehlikeli’ bularak eleştirdiğini biliyoruz. Ancak Pekin, son zamanlarda İran'ın bu hayati geçiş noktasını sürekli kapalı tutma kararına karşı da giderek daha eleştirel bir tutum sergiliyor."

Bölgedeki denklemi BM boyutuyla da ele alan Yu, "Tahran, boğazın kapatılması nedeniyle gündeme gelebilecek ek yaptırımları Birleşmiş Milletler nezdinde engellemek için Çin’in desteğine ihtiyaç duyuyor." tespitiyle İran'ın diplomatik beklentilerine dikkat çekti. Yu ayrıca Arakçi'nin, yaklaşan Şi-Trump zirvesinden çıkabilecek tavizler konusunda Pekin'den netlik beklediğini belirterek, "İran dışişleri bakanı, Şi-Trump görüşmesi sırasında Pekin’in masaya ne koyacağı ve Çin’in Washington’a Tahran’ı tedirgin edebilecek herhangi bir taviz verip vermeyeceği konusunda netlik arıyor." ifadelerini kullandı. Kulislerde konuşulan iddialara göre ise Çin tarafı, bu hayati zirve öncesinde olası bir krizin önüne geçmek adına İran'dan gerilimi aniden tırmandıracak bir hamle yapılmayacağına dair güvence talep ediyor.

Çin'in olası arabuluculuğu

Bölgedeki mevcut tablo, Çin'in diplomatik ağırlığını ve arabuluculuk potansiyelini daha da hissettirmesine zemin hazırlıyor. Zhejiang Uluslararası Araştırmalar Üniversitesi'nden Ma Xiaolin'e göre İran, içinde bulunduğu sıkışmışlığı aşmak için Pekin'den aktif bir rol bekliyor. Xiaolin süreci, "Şu an İran ve Amerika ne barış, ne müzakere ne de savaş halindeler. Hem Tahran'ın hem de Washington'ın bir barış anlaşması yapmak için bu krizi aşması gerekiyor. Çin, hem İran hem de Amerika ile iyi ilişkilere sahip, etkili bir süper güç" sözleriyle yorumladı.

Öte yandan, Arakçi'nin Pekin çıkarması ABD cephesinde de önemli bir gelişmeyle eş zamanlı gerçekleşti. ABD Başkanı Trump, 4 Mayıs'ta duyurulan ve Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ticari gemilerin geçişine yardım etmeyi hedefleyen "Özgürlük Projesi"ni kısa süreliğine askıya aldıklarını açıkladı. Bu geri adımın, diplomatik görüşmelerin sürdüğü günlere denk gelmesi dikkat çekti.



#Abbas Arakçi
#Hürmüz Boğazı
#Washington
#Tahran
#Trump
#Şi
#Çin