
İnsanın mekânla ilişkisi, şehri; zamanla ilişkisi de medeniyeti inşa eder.
Şehir, insandır, insansa “büyük şehir”, “büyük âlem” hatta. Nebevî yolculuk bize bu güzel fikri hediye eder.
Müslüman şehir, insan yeşerten bir imkânın mekanıdır. İnsan, Kemal merdivenlerini tırmandıkça bir dünya inşa eder. Bu başka dünyalarla buluşunca, enfesten âfâk’a akınca, medeniyet şekillenmeye, Kemal merdivenlerini tırmanan insan zamanı şekillendirerek, zamana ruh üfleyerek medeniyeti inşa etmeye başlar.
MTO Azerbaycan Temsilcisi Vuqar Azizov kardeşim, bendenizin Ramazan medeniyeti yazılarından ilhamla ve ona muazzam boyutlar kazandırarak nefis Ramazan medeniyeti yazıları yazdı.
Metropol ve Medine farkı üzerinden yazdığı bu yazı hem lezzet dolu hem de fikir yüklü.
Düşünmeye kışkırtıcı.
Zihin açıcı okumalar…
***
Bu soru basit bir şehircilik sorusu değil, doğrudan insan tasavvuru, zaman anlayışı ve medeniyet ontolojisi sorusudur. O yüzden cevabı "şehir planı farkı" gibi vermek metni öldürür. Meseleye kökten bir yaklaşım gerekiyor.
Medine de metropol de bir sonuçtur. Sebep ise insanın kendini nasıl gördüğüdür. İnsan kimdir, nereden gelir ve nereye gider? Bu sorulara verilen cevap değişince şehir de değişir.
Şehir mimarisi, insanın ruh hâlinin eseridir. Ancak meseleyi sadece psikolojiye indirgemek de eksik bırakır. Burada içsel faktörlerle beraber dışsal etkiler de var.
Bu yaklaşımdan giderek şehrin daha derinde bir fikrin ve inancın tecellisi olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü keyfi diye bildiğimiz bir davranış biçimi bile kendi normunun uzantısıdır. O zaman mesele insandır. Ama hangi insan?
-İnsan-ı Kâmil?
-Hümanizm?
Dünya bu iki bakış açısı arasında. Ama maalesef birincisi, onu temsil edenlerce farkında olmadan ikinciye teslim edilmektedir. Ki buradan ikincinin fikrî ve ideolojik normları dünyada tek standart ölçü olarak kabul edilmiş durumdadır.
Medine, kelime köküyle din (hesap, nizam, borç, sorumluluk) kökeninden geliyor. Medenî kelimesi de burdan geliyor. Terbiye edilmiş insanın şehridir, eseridir burası. Ahlâkla kurulan şehir. Ahlâk, hûlk kelimesinden gelir. Yaratılış fıtratından doğan hakikatin eseri olan şehir. Mevlana'nın "dinle" diye başladığı Mesnevîsinin mimariyle buluştuğu şehirlerin özüdür Medine. Çünkü insan, hakikati dinlediği ölçüde hayatı anlar ve ona anlam katabilir.
Medine'nin özünde şunlar var: insan kuldur, zaman emanettir, mekân meskûndur. Güç adalettir. Medine insanı ezmez, yetiştirir; kalabalık üretmez, cemaat ortaya çıkarır. Hızı yıkar, vaktin insanını tabiatın harmonisine uyumlu hâle getirir.
Medine sadece harita üzerindeki yer olarak algılanırsa eksik kalır. O, bir yaşama biçimidir. İnsan-ı Kâmilin melekûtî âlemden mülk âlemine bir hediyesidir. Hakikatin tohumudur.
Metropol, modern çağın ürünüdür. Merkezî iktidar, sermaye, hız, kontrol ve tüketim gibi unsurları ihtiva eder. Metropol insan için değil, insandan yapılmış şehirdir. Medine'deki tanımdan farklı olarak burada
İnsan merkezdir (hümanizm);
Zaman akıştır (tüketilir);
Mekân alan'dır (işgal edilir);
Hukuk kontroldür;
Güç iktidardır.
Burada insan inşa edilmez, insan tüketilir. "Cemaat" anlamdan yoksunlaşarak "kalabalık"a dönüşür. Zamanın mekanik döngüsüne teslim olur. Hız'ın çocuğu olur.
İşte metropol bir başka anlamda insanın kendine taptığı mekândır.
Medine ve Metropolün çok önemli farkları vardır. Medine'de mekân meskûndur. Çünkü burada sükûnet vardır. Hayatla ahenk, tabiatla vahdet sezilir. Bu ahenkten müteşekkil insanlar cemaat olmuşlardır. Kontrol diye bir şey yoktur. Çünkü burada insan değildir hâkim olan. Hakikatin ışığındadır herkes. Bu sebepten söylemez mi Yusuf Kaplan hocamız, Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hapishanesi yoktur diye… Bu çok önemli özelliktir. Medine'de insan mekânı hakikate dayanarak inşa eder, mekân da insanı şekillendirir. Ev, sokak, mescit bir ahlâk dili taşır.
Ama metropolde durum tersinedir. İnsan hâkimdir burada. İnsana da metropoldür hâkim olan. Burada mekân, meskûn değil sadece bir fonksiyondan ibarettir. AVM, ofis, yol gibi unsurlardan da görüldüğü gibi insan mekâna değil, mekân insana teknolojinin gücüyle ruhunu yok ederek ve yok sayarak hükmeder.
Meskûn bir mekânda insan huzur bulur. Sekineye erer. Ama fonksiyonel alanda ise sadece bir işçidir. Zamana hapsolmuş, kendisini kaybeden şekil alan bireydir. Kimliği yoktur. Ona kimliği metropol verir.
Medine'de İnsan-ı Kâmil yetişir.
Metropol ise tüketici birey üretir.
Medine'deki tevazû, adalet, emanet, sorumluluk anlayışı metropolde hümanizm temelinde kibir, eşitlik (adalet yerine), hak fetişizmi ve yalnızlık anlamına indirgenir.
Medine, insanın Allah'la kurduğu ilişkinin mekâna yansımasıdır. Metropol ise insanın kendine tapmasının taşa ve betona dönüşmüş hâlidir. Medine insanı inşa eder; metropol ise insanı imha eder.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.