
Türkiye'nin gıda güvenliği stratejileri ve tarımsal üretimdeki gelecek vizyonu, bugün İstanbul'da kapılarını açan kritik zirvede belirleniyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın özel bir oturumla katıldığı ve sektörün en güçlü paydaşlarını tek çatı altında buluşturan dev organizasyon; dijitalleşmeden sürdürülebilir politikalara kadar Türk tarımının yeni yüzyıl rotasına ışık tutacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın himayelerinde ve Albayrak Medya öncülüğünde bu yıl ikincisi düzenlenen "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi", bugün İstanbul'da gerçekleşiyor. Tarım sektörünün gelecek yüz yılının planlanacağı dev organizasyon, İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Konferans Salonu'nda sektör temsilcilerini, uzman isimleri ve üst düzey yöneticileri bir araya getiriyor.

"Albayrak Medya grubumuzun düzenlediği Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi’ne hoş geldiniz. Albayrak Medya grubu olarak 30 yıl önce medya sektörüne adım attık. 30 yıldır Türkiye’nin gerek içerde gerekse dışarda verdiği mücadeleye şahit olduk. Ülkemizin verdiği çetin mücadelelerde her zaman ülkemizin yanında yer aldık. Ülkemizin en yerli ve en milli medya gruplarından biri olduk. Bu ülkenin aydınlık yarınları için gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Üreten istihdam oluşturan bu ülke için taş üstünde taş koyan girişimcilerimizi her zaman başımızın üstünde taşıdık. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm bakanlarımızın ailelerinden hatta sağlığından ne denli fedakarlık ederek gece gündüz çalıştığınıza şahitlik ederiz. Sizlerin sayın bakanım tarım hayvancılık ve su meselesini var oluş meselesi olarak gördüğünüzü ve ona göre bir vizyon ortaya koyduğunuzu biliyoruz. Yaz döneminde herkes tatil planları yaparken ülkemizde çıkan ve çıkarılan yangınlarda sizlerin 3 ay boyunca sabahlara kadar yangın bölgelerinde sabahladığınıza şahitlik ediyoruz.
Albayrak medya grubu olarak bizler de yapılanları daha iyi anlatabilmek kamu ve özel sektör arasındaki işlemleri güçlendirmek için bu zirveleri düzenliyoruz. Bu güne kadar düzenlediğimiz zirvelerde gerek kamuoyundaki karşılığı gerekse medyadaki karşılığını gördükçe daha mutlu oluyoruz. Sayın Bakanımız İbrahim Yumaklı ve tüm katılımcılarımıza Albayrak ailesi adına teşekkür ediyorum. "

TÜTÜNCÜ: DÜNYA TİCARETİNDE YENİ DENGELER KURULUYOR
"Ülkemizin geleceği toplumsal refahı ve sürdürülebilirliği açısından son derece kritik bir alan olan tarımın merkezde yer aldığı bu kıymetli zirvede sizlerle olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Bu platformların ortak aklı güçlendirme hedeflerimizi belirleme ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sağlamak açısından çok önemli olduğuna inanıyorum.
Türkiye Yüzyılı vizyonunda tarım ve gıda endüstrisi ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. Yalnızca bir sektör değil stratejik güç alanlarıdır.
Artık sadece ekonomik değil milli bir sorumluluktur. Bu yüzdendir ki bugün tarım ve gıda endüstrisi üretimi merkeze alan üreticiyi güçlendiren gıda arz güvenliğini garanti altına alan dijital kaynakları koruyan ve verimliliği önceliklendiren küresel rekabet gücü büyük bir yapı olarak ele alınmaktadır.
Dünya ticaretinde yeni dengelerin kurulduğu tarım ve gıdanın geleceğine dair stratejilerin yeniden belirlendiği bir dönemdeyiz."

ÇAKAR: 1 MİLYONDAN FAZLA MÜŞTERİ TARIMSAL KREDİ KULLANDI
"Küresel ekonomi kırılgan bir süreçten geçiyor. Jeopolitik gerilimler yeni normal duruma geçti. Fiyat istikrarı ve arz güvenliği ekonomiyi zorlar haline geldi.
Üretim gücünü koruyan ülkeler bu tür dalgalanmalara karşı güçlü durabiliyor. Burada tarım sektörünün çok büyük işlevi var. Ziraat Bankası ekonomiye daha fazla katkı sağlayacak alanlara odaklanıyor. Üreticimizi desteklemeyi sorumluluk olarak kabul etmekte.
Savunma sanayi kadar kritik değer alanına sahip tarım sektörüdür. Kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu görüyoruz. Tarımın stratejik önemini daha da artıyor.
Tarımda sürdürülebilirliği artırmak için çalışıyoruz. 1 milyondan fazla müşterimizi tarımsal kredi kullandırmış bulunmaktayız."

FINDIK İHRACATINDA 20 MİLYAR DOLARLIK YERLİ VE MİLLİ BAŞARI
“Albayrak grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Tartışmasız tarım en stratejik alan insanın hayatta kalmasıyla doğrudan ilgili bir sektör. Bunu hep söylüyoruz ifade ediyoruz. Ancak 2003 yılına kadar tarım bu anlamda hak ettiği önemi ve hassasiyeti hiçbir zaman görmedi. Bunu nasıl realize edildiğini görmek için iki örnek vermek istiyorum. Bunların bir tanesi fındık dünya fındık üretiminin yüzde 75’ini Türkiye gerçekleştiriyor. Ürettiğimiz fındığın yüzde 80’ini ihraç ediyoruz. Üretimini domine ettiğimiz böyle bir üründe fiyat politikası nasıl yürütülmesi gerekir? Elbette üreticimizin ve ülkemizin menfaati açısından fındık fiyatının olabildiğince yüksek belirlenmesi gerekir. Üretiminin yüzde 75’ini biz gerçekleştiriyoruz ürettiğimizin de yüzde 80’ini de biz ihraç ediyoruz. Yani ürünün alıcısı tüketicisi büyük oranda yabancı ülkelerin tüketicileri. Yıllık 220-230 bin ton civarında iç fındık ihracatı gerçekleştiriyoruz. 2003 yılına kadar bu miktar fındığın ihracatından elde ettiğimiz gelir ortalama olarak 650 milyon dolar. 2003’ten bugüne kadar aynı miktar fındık ihracatından elde ettiğimiz ortalama gelir 1 milyar 850 milyon dolar. Bunun anlamı şu 23 yılda Türkiye aynı miktar fındığı ihraç ederek aşağı yukarı 20 milyar doların üzerinde nakit reel bir gelir elde etmiştir. Hani hep yerli ve milli kavramları kullanılır, ama tanımlanamaz çok. İşte bu örnek yerli ve milli olmanın ete kemiğe bürünmüş halidir.”

Sektörün önde gelenleri zirvede buluştu
Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesinin ve gıda güvenliği stratejilerinin tüm hatlarıyla değerlendirileceği zirvede, sürdürülebilir tarım politikalarından kırsal kalkınmaya kadar geniş bir yelpazede sektörün nabzı tutuluyor.
Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü'nün açılış konuşmasıyla start alan programda, iş ve finans dünyasının en önemli isimleri kürsüde yer alarak sektörel vizyonlarını aktarıyor olacak.
Modern ve sürdürülebilir projelerin, gıda arz güvenliğinin ve uluslararası gelişmelerin merkeze alındığı zirvede; Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Albayrak, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Üyeleri, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nurettin Canikli, Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü başta olmak üzere çok sayıda davetli yer alıyor.

Bakan Yumaklı özel oturumda soruları yanıtlıyor
Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, TVNET Genel Yayın Yönetmeni Serhat İbrahimoğlu ve Z Raporu Genel Yayın Yönetmeni Semra Karabaş'ın moderatörlüğünde gerçekleşecek bu bölümde, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı gündeme dair soruları yanıtlıyor.
Halihazırda devam eden İran-ABD/İsrail savaşının Türkiye'de tarım ve gıdaya etkisiyle ilgili olarak sorulan soruya Bakan Yumaklı şu sözlerle yanıt verdi:
"Son yıllarda konjonktürün getirdiği olaylar zirve yaptı. Sözlerime başlamadan önce şunun altını çizmek istiyorum. Türkiye'nin kuvvetli bir liman olması uluslararası diplomasinin nasıl yapılması gerektiği konusu ve dünyada bir lider vizyonunun nasıl olması gerektiği hususu tam da bu günlerde tezahür etmiş durumda. Bu yüzden ülke olarak taraflı tarafsız Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ben bu ülkenin bir evladı olarak şükranlarımı arz ediyorum. Altını çiziyorum ki Türkiye halihazırda devam eden savaşın bir parçası değildir. Türkiye topraklarında herhangi bir savaş unsuru yoktur. Bunun neden altını çizerek ifade ediyorum. Çünkü son birkaç gündür sanki böyle bir durum varmış gibi Türkiye bunun bir parçasıymış gibi özellikle bilinçli bir şekilde yapıldığını düşündüğüm, İstanbul'un veya Türkiye'nin farklı illerinden bağlanarak yan tarafta ekranın bir bölümünde savaşın devam ettiği şehirler gösteriliyor ancak bağlantı yeri Türkiye'den bir il. Dolayısıyla özellikle altını çiziyorum. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın o ne demek istediğini veya ne olduğunu, hangi sonuçlara ulaşacağını o dönemlerde hiç kimsenin fark edemediği ama bugünlerde sonuçları itibarıyla müteşekkir olduğu hususun yok edilmesine dönük ya da itibarsızlaştırılmasına dönük bir takım hususlar diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu olaya herkesin son derece dikkat etmesi gerekir.
Elbette o bölge enerji açısından son derece önemli bir bölge. Dünya petrolünün yüzde 20'si gübre hammaddesinin de üçte biri de o bölgeden taşınıyor. Elbette bu tarımsal üretimi konuşuyor isek tabii ki ülkeler için gıda arz güvenliği konusu. Yani bir gıda ürününe ulaşamama riskini oluşturabilir. Ancak kimin için üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olanlar için. Onun için ikinci altını çizeceğim husus daha ilk günden söyledik. Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur. İkincisi tarımsal üretim girdileri... Yani ülkemizdeki tarımsal üretimin zamanlamalarını herkes biliyor. Bu dönemde hangi gübre türlerinin kullanılacağını da biliyor. Biz haziran ayında 12 gün savaşında bunun nelere mal olacağını düşünüp bunun üzerinden tedbirlerimizi gözden geçirmiştik. İlk günden itibaren bunun da aksiyonunu aldık. İlk etapta Ticaret Bakanlığı'mızla birlikte bir karar aldık bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk, gübreler konusunda. Hemen hızlıca bunu sıfıra indirdik. Ben buradan hızlı karar alıp hızlı uygulama konusunda destekleri için sayın Ticaret Bakanımız Ömer Bolat'a teşekkür ediyorum.
İkinci konu özellikle antrepolarda yer alan farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübre ve gübre hammaddelerinin yurt içine gelmesini sağladık. Üçüncüsü de 10 yıl önce HSBC önünde bir patlama olmuştu ve bir gübre türü yasaklanmıştı. Onun da artık takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı, daha rahat hareket edebilme adına. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği gübre türünü bulmak adına herhangi bir üreticimizin çiftçimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Bir konu da şu, özellikle iki örnek vereceğim, bir sektör temsilcisinin, biz yetkili kişiler olarak kamuoyu bilgilendirmeleri yapıyoruz. Şimdi sanki bunlar hiç yapılmıyormuş gibi. Sanki Türkiye'nin dört bir tarafında devam eden çatışmalar bizim için de geçerliymiş gibi söylemler geliştiriliyor. Bir sektör temsilcisi diyor ki, meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka sivil toplum kuruluşu başkanı diyor ki, açlık kapıda... Ben çok özür dileyerek bu müptezellere şunu söylüyorum. Cürmünüz kadar yer yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya kimsenin ne hakkı var ne haddi var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından bağından bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini motivasyonunu kıracak bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var. Yani bu tür gerçek olmayan bu tür söylemler için de gerekli işlemleri ilgili birimler yapacaktır. Bunun dışında bir konu daha var. "Hemen derhal mazot ve gübre desteği verin" diyorlar. Konudan ne kadar uzak olduklarının da en büyük göstergesi bu. Zaten veriliyor. Zaten 2024 yılının Eylül ayında bizim devreye aldığımız üretim planlamasının en önemli başlıklarından biri de desteklerin yeniden yapılandırılması konusuydu. Mazot ve gübreyi çıpa alan bir destekleme sistemiydi. O günlerde bizim için öngörülen rakam diyelim ki 10 lira. Şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa elbette bunu dikkate alacağız. Hiç yokmuş gibi bunu söylemenin ne anlamı var. İkincisi piyasayı regüle eden bizim kadim kurumlarımız var ve bu kurumlarımızın da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması var. Bunda da bu maliyetlerin tamamı dikkate alınacak. Sanki hiçbir şey yapılmıyormuş gibi...
Bir taraftan felaket tellallığı bir taraftan ülkemizin sayın Cumhurbaşkanımızın ülkemiz için ortaya koymuş olduğu vizyonun gelmiş olduğu sonucun bizim insanımız için anlamını izole edecek ya da itibarsızlaştıracak bakışları başka yere doğru çevirecek söylemler ve bir tarafta gerçek olmayan olaydan kopuk bir şey söylemiş olmak için söylenen konuların hiçbir şekilde ciddiye alınmamasını ben buradan sizin vasıtanızla izleyicilerimize ifade etmek istiyorum. Elbette etkilememesi söz konusu olur mu? Elbette etkisi olacaktır. Ama bunu minimumda kalması için gece gündüz uğraşıyoruz. Türkiye bunu yönetebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip bir ülkedir. Bütün bu risklerin tamamını bugün için konuşuyoruz. Son söz olarak ifade etmek istiyoruz. Biz bakanlık olarak bugün değil, Eylül ayından itibaren başlayacak olan tarımsal üretim dönemi için hazırlanıyoruz şu anda. Bugün için problemimiz yok. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Nice krizler gördüm. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bütün bunları yönetti ve hepsinden de güçlü çıktı. İnşallah bizimle ilgisi olmayan ancak elbette ki aynı coğrafyada olmamızdan dolayı etkilendiğimiz bu konudan da güçlenerek çıkacaktır."







