
İçişleri Bakanı Çiftçi, APP plaka tartışmalarından emniyetteki yeni çalışma düzenine, sokak çeteleriyle mücadeleden belediye soruşturmalarına kadar kamuoyunun merakla beklediği pek çok konuda kritik açıklamalarda bulundu. 2026 yılını "Sokak Çeteleriyle Mücadele Yılı" ilan eden Bakan Çiftçi; mühürlü ve güvenlik işaretli kalın harfli plakaların geçerli olduğunu müjdelerken, bekçilerin artık gündüzleri de görev yapabileceğini ve emniyet teşkilatında 12/36 çalışma sistemine geçileceğini duyurdu. Ankara Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere belediye soruşturmalarındaki son verileri de paylaşan Bakan Çiftçi, "Hata örten değil, hatayla yüzleşen bir anlayışın temsilcileriyiz" mesajını verdi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye Basın Federasyonu Anadolu Sohbetleri kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Çiftçi, kamuoyunda sıkça konuşulan, APP ve sahte plakalar ile araç içi multimedya sistemleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Plaka meselesi, yalnızca şekle ilişkin bir konu değildir. Kamu güvenliği, ülkemizin huzuru ve genel güvenlik stratejilerimiz açısından son derece önemli bir husustur. Nasıl ki bir insanın kendisini tanıtan bir kimliği, nüfus cüzdanı ve ona ait bir vatandaşlık numarası varsa; plaka da bir aracın kimliğidir, üzerindeki harf ve rakamlar da o aracın numarasıdır. Nasıl kimliğimizi güvenliğimiz açısından yalnızca yetkili kurumlar düzenliyorsa, plakaların da aynı şekilde yetkili kurumlarca alınması gerekir.
Çünkü plakalarda da tıpkı kimliklerimizde olduğu gibi birtakım güvenlik unsurları vardır. Plakanın üzerinde TŞOF’un mührü bulunmalıdır. Sol tarafta ülkemizin uluslararası işareti olan TR rumuzu yer almalıdır. Yine plakalarda hologram, güvenlik şeridi ve tekrar eden kare kutucuklar içinde ay-yıldız ile TR güvenlik işaretleri bulunmaktadır. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren basılan plakalara ayrıca karekod ve 12 haneli seri numarası da eklenmiştir. Ancak burada önemli bir hususun altını çizmek isterim: Bir plakada karekod bulunmaması, onun sahte olduğu anlamına gelmez. Mührün ve diğer güvenlik işaretlerinin bulunması, plakanın standartlara uygun ve geçerli olması için yeterlidir.
Aynı şekilde, plakanın üzerinde yetkili kuruluşun mührü ve diğer güvenlik işaretleri mevcutsa, harf ve rakamlar normal standarda göre biraz daha kalın olsa bile bu plakalar geçerlidir. Araç sahiplerinin bu plakaları yenileme zorunluluğu yoktur. Vatandaşlarımız bu plakalarla araçlarını kullanabilir. Trafik denetimlerinde de bu kalın harfli plakalar nedeniyle herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacaktır.
Burada yetkili kuruluş Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’dur. Standardın korunması bu yüzden önemlidir. Çünkü araç sayısı her geçen yıl artmaktadır. 2019’dan bugüne ülkemizde toplam motorlu taşıt sayısı 23 milyon 200 binden 33 milyon 900 bine yükselmiştir. Motosiklet sayısı 3 milyon 300 binden 7 milyon 200 bine çıkmıştır. Hâlihazırda toplam tescilli araç sayısı da 34 milyon 525 bin 761’dir. Böylesine büyük bir araç parkını, güçlü bir teknolojik altyapı ve standart bir plaka sistemi olmaksızın sağlıklı şekilde denetlemek son derece zordur.
Bu plakaların oluşturduğu güvenlik zafiyetlerini göz ardı etmemek gerekir. Standart dışı APP plakalar; radar sistemleri, PTS (plaka tanıma sistemleri), KGS (kent gözetim sistemleri) ve EDS (elektronik denetim sistemi) gibi elektronik denetim altyapıları tarafından sağlıklı biçimde tespit edilememektedir. Bu da sahada ciddi bir güvenlik açığı ortaya çıkarmaktadır. Çünkü plakanın doğru okunamadığı her durumda denetimin etkinliği zayıflamakta; trafik güvenliği, kamu düzeni ve vatandaşımızın huzuru bakımından risk oluşmaktadır. Daha da önemlisi, bu zafiyetin art niyetli kişiler tarafından istismar edilmesi ihtimalidir. Trafik güvenliğini tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ya da suç teşkil eden fiillerin takibinde böylesi standart dışı uygulamalar ciddi sakıncalar doğurmaktadır. Bizim meselemiz vatandaşımızın huzurunu ve hukukunu korumaktır. Bu konu bir plaka biçimi olmanın çok ötesinde; doğrudan doğruya güvenlik, kamu düzeni ve hukuk meselesidir.
Dolayısıyla burada mesele vatandaşımıza zorluk çıkarmak değildir. Mesele, standardı korumaktır. Mesele, denetimi sağlıklı yürütmektir. Mesele, güvenlik sistemimizin her aşamasında açıklığı, doğruluğu ve güvenilirliği temin etmektir. Biz bu konuya da bu anlayışla yaklaşıyoruz. Vatandaşımızın mağduriyet yaşamaması için rehberlik etmeye devam edeceğiz; ama ülkemizin güvenliği açısından gerekli olan standardı da titizlikle koruyacağız.
Burada dikkat çekmek istediğim bir diğer husus da şudur: Kanunla getirilen bazı düzenlemelerin sahadaki uygulamasını usul ve esaslarıyla netleştirecek uygulama yönetmeliği henüz yürürlüğe girmemiştir. Dolayısıyla ortaya çıkan bazı tereddütler, kanunun amacından değil; uygulamaya ilişkin çerçevenin yönetmelikle netleştirilme sürecinden kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle yönetmeliğine ilişkin çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. Bu çalışmalar tamamlanıncaya kadar, vatandaşlarımızın mağduriyetine sebebiyet vermemek adına sahada rehberlik esaslı bir yaklaşım benimsenecektir. Uygulamada tereddüt oluşturan hususlar daha açık, daha anlaşılır ve daha yeknesak hâle getirilecektir.
Sürücünün izleme ve kullanma alanındaki görüntü cihazlarına ilişkin husus da ayrıca değerlendirilmektedir. Bizim temel yaklaşımımız çok nettir; hakkaniyetli, hem vatandaşımızın gönlünü rahat ettiren hem de yollarda can güvenliğini koruyan dengeyi sağlamak. Güvenlikten taviz vermeden, vatandaşımızı da belirsizlik içinde bırakmadan süreci en sağlıklı şekilde yürüteceğiz.
Trafik cezalarında "gelir" iddialarına yanıt
Hız sınırı ve trafik levhası düzenlemeleri
Polis Meslek Kanunu ve Bekçilerin çalışma düzeni
Sokak çeteleri ve uyuşturucuyla mücadele
Uyuşturucuyla mücadele konusunda da aynı kararlılığı sahaya yansıtacağız. Emniyet ve Jandarma personelimizin yanı sıra Sahil Güvenlik ve İstihbarat birimlerimiz taktik operasyonlarla sahadaki etkisini artıracak. Uyuşturucu bütün suçları besleyen bir damar gibidir. Uyuşturucu bizim için çok katmanlı bir mücadele alanıdır. Terörün, çetelerin finansman kaynağı başta olmak üzere, toplumu ve aile yapımızı bozan pek çok konunun temelinde uyuşturucu yatmaktadır. En acısı da şudur; Uyuşturucu, özellikle gençlerimizi hedef almaktadır; onların zihinlerini, umutlarını ve ideallerini kurutmaya çalışmaktadır. Biz, işte o kaynağı kurutmakta kararlıyız.
Uyuşturucuyla ilgili konularda tavizsiz ve kararlı olacağız.
Nefes aldırmayacağız.
Nitekim sadece 1 Ocak–22 Mart 2026 tarihleri arasında uyuşturucuyla mücadele kapsamında 13 ton uyuşturucu madde, 37,8 milyon adet sentetik ecza ve 13 bin kök kenevir-skunk ele geçirilmiştir. Bu tablo, sahadaki mücadelemizin ne kadar yoğun ve kararlı olduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle sosyal politikalarımızı özellikle aileyi, okulu, çevreyi ve gençliği merkeze alan bir anlayışla yürütüyoruz. Önleyici eğitim çalışmaları, bilinçlendirme faaliyetleri, rehberlik mekanizmaları, bağımlılıkla mücadelede erken uyarı ve erken müdahale süreçleri bizim için son derece önemlidir. Gençlerimizin sporda, eğitimde, sanatta ve sosyal hayatta daha güçlü şekilde var olmalarını sağlayacak her adımı, bu mücadelenin bir parçası olarak görüyoruz.
İran Sınırı, güvenlik ve düzensiz göç
Diğer taraftan, Türkiye olarak sınır güvenliği meselesini sadece kriz dönemlerinde gündeme gelen geçici bir başlık olarak görmüyoruz. Sınır güvenliği, bizim açımızdan her zaman stratejik öneme sahip, sürekli takip edilen ve çok katmanlı şekilde yönetilen bir güvenlik alanıdır. Türkiye, sahip olduğu fiziki güvenlik altyapısı, teknolojik imkânları, insan kaynağı ve kurumsal koordinasyon kapasitesiyle bu alanda dünyanın en güçlü ve en hazırlıklı ülkelerinden biridir. Bu konuda devletimizin bütün birimleri tam bir eşgüdüm içinde çalışmaktadır.
Nitekim 25 Mart 2026 Çarşamba günü Ağrı’da, Gürbulak Sınır Kapımızda ve sınır hattımızda incelemelerde bulunduk. Sahadaki tabloyu yerinde değerlendirdik. Şu an itibarıyla sınır hattımızda herhangi bir arızi durum söz konusu değildir. Bununla birlikte bütün tedbirlerimizi almış durumdayız. Sınır güvenliğimiz açısından tereddüt gerektirecek herhangi bir boşluk bulunmamaktadır.
İran’dan Türkiye’ye yönelik geçişler konusunu da çok yakından takip ediyoruz. Hâlihazırda İran tarafı kendi vatandaşlarının çıkışına izin vermemektedir. Buna karşılık Türkiye’de bulunan İranlıların ülkelerine dönüşlerinde, geçmiş yıllara göre bir artış söz konusudur. Dolayısıyla bizim açımızdan süreç kontrollü şekilde, ilgili bütün kurumlarımızın koordinasyonu içerisinde yönetilmektedir.
Özetle; biz bir taraftan bölgede barış için diplomasiyi savunuyoruz, diğer taraftan da Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda en küçük bir zafiyete meydan vermeden bütün tedbirleri kararlılıkla uyguluyoruz.
Belediyelere yönelik inceleme ve soruşturmalar
Bunlardan 591’i AK Parti’li belediyeler.
CHP’li 321, MHP’li 102, İYİ Parti’li 6, DEM’li 18 ve diğer partilerden 260 belediyeye yönelik soruşturma izni verilmiştir.
Bu veriye göre, en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir.
Yaklaşık yüzde 46’sına tekabül etmektedir.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Süreci
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş dönemine ilişkin 2019 yılından bu yana çeşitli iddia ve konularda toplam 49 araştırma / ön inceleme onayı verilmiştir.
Mülkiye Müfettişlerince yapılan araştırma / ön incelemeler neticesinde; Teftiş Kurulumuzca 22 ön inceleme raporu düzenlenmiştir. Bu ön inceleme raporlarında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında 31 konuda; 6 “Soruşturma İzni Verilmesi” ne karar verilmiştir. 31 konu, 6 başlık içinde toplanmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkındaki 6 soruşturma izninin 2’sini Danıştay bozmuştur.
Ayrıca doğrudan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bilgisi, imzası ve onayı olmadığı tespiti yapılan alt düzey kişileri ilgilendiren konularla ilgili de 25 “Soruşturma İzni Verilmemesi”, kararı alınmıştır. İlgili diğer Belediye görevlileri hakkında ise kısmen “Soruşturma İzni Verilmesine” karar verilmiştir.
Herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan konularda 18 araştırma raporu düzenlenmiştir.
Genel hükümlere göre soruşturma yapılması için 12 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmiştir.
Mali mevzuata göre işlem yapılması için 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına,
Oluşan kamu zararının tahsili için 1 tazmin raporu Ankara Büyükşehir Belediyesine gönderilmiştir.
Mülkiye Müfettişlerince yürütülen 12 araştırma / ön inceleme ile ilgili süreç devam etmektedir.
Rutin kış teftişleri kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında genel teftiş devam etmektedir.
Biz, hatayı örten değil; hatayla yüzleşen, yanlışı kararlılıkla düzelten bir siyasi anlayışın temsilcileriyiz.
Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere, “Milletin emanetine sahip çıkmak, bizim en temel sorumluluğumuzdur ve kim olursa olsun yanlış yapanın karşısındayız” sözü bizim için yol gösterici bir esastır.
Bu anlayışla; kim olursa olsun, hangi görevde bulunursa bulunsun, milletin hakkına ve hukukuna halel getiren herkes karşısında devletin duruşu nettir.
Bugün ortaya çıkan tablo açıkça göstermektedir ki; Türkiye’de denetim mekanizmaları etkin bir şekilde işlemekte, hukuk kararlılıkla uygulanmaktadır. Bu süreçte hiçbir siyasi kimlik ve hiçbir makam, kişilere ayrıcalık sağlamamaktadır.
Eğer bir yanlış varsa gereği yapılır; bir eksiklik varsa gecikmeden düzeltilir. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda esas olan, milletimizin güvenine layık olmaktır.
Bu nedenle yürütülen soruşturma süreçlerini bir tartışma konusu olarak değil; Türkiye’nin demokratik olgunluğunun, hukuk devletine bağlılığının ve kurumsal gücünün somut bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz.









