Bakan Kurum Hatay'dan dünyaya seslendi: Türkiye afet yönetiminde eşi benzeri olmayan başarı hikayesi yazdı

17:529/05/2026, Cumartesi
Yeni Şafak
Yabancı basın mensuplarıyla bir araya gelen Bakan Kurum, ‘Anadolu Çınarı Modeli’ni anlattı.
Yabancı basın mensuplarıyla bir araya gelen Bakan Kurum, ‘Anadolu Çınarı Modeli’ni anlattı.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Hatay'da 2 gün süren “Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler” programının kapanışında dirençli şehirler ilkelerini kapsayan Hatay Deklarasyonu’nu açıkladı. Yabancı basın mensuplarıyla da bir araya gelen Bakan Kurum, depremin ardından yürütülen çalışmaları Anadolu Çınarı Modeli olarak anlatarak COP31’in dirençli şehirler başlığına örnek olacağının altını çizdi.

Hatay'da 2 gün süren “Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler” programı COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katıldığı kapanış oturumuyla sona erdi. 10’dan fazla ülkeden bakan ve bakan yardımcılarının yanı sıra BM ve AB’den üst düzey temsilcilerin katıldığı oturumda Bakan Kurum, Hatay Deklarasyonu’nu açıkladı.

Bakan Kurum,
“Politikadan uygulamaya, iyileşmeden dönüşüme ve küresel taahhütlerden yerel eyleme geçeceğimizi tüm insanlığa beyan ettik. İklime dirençli şehirler kentsel dönüşümü ilerletmeye, çok düzeyli yönetişimi güçlendirmeye, yerel yönetimleri uygulamanın kilit aktörleri olarak yetkilendirmeye karar verdi. Dirençli ve sürdürülebilir şehirler için finansmanı arttıracağımızı ilan ettik. Kentsel enerji dönüşümü ve düşük karbonlu kalkınmayı hızlandıracağımıza, doğaya dayalı çözümleri ve insan merkezli yaklaşımları teşvik edeceğimize söz verdik. Özet olarak; COP31 sonuçlarını şehir düzeyinde uygulama yollarına dönüştürmeyi ve başarılı uygulamaları kardeşçe paylaşmayı tüm insanlığa taahhüt ettik”
dedi.

HATAY DEKLARASYONU

Hatay Deklarasyonu’nda, Türkiye’de Şubat 2023’te meydana gelen yıkıcı depremleri hatırlatarak, afet sonrası toparlanmanın, yeniden inşanın ötesinde, dirençli, düşük karbonlu, kapsayıcı ve sürdürülebilir kentler geliştirmek için bir dönüşüm fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Antalya’da 9-20 Kasım arasında Türkiye’nin başkanlığı ve ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 ve Bakü’de BM-HABITAT tarafından düzenlenecek 17-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek 13. Dünya Kentsel Forumu’na (WUF13) katkı sağlanacağı taahhüt edildi. İlerlemeyi hızlandırmak için hükümetler, uluslararası kuruluşlar, finans kurumları, yerel yönetimler ve paydaşlar arasında uluslararası iş birliğini ve ortaklıkların güçlendirileceği ifade edildi.
“Bildirgemiz politikadan uygulamaya, toparlanmadan dönüşüme ve küresel taahhütlerden yerel eyleme, ilerleme konusundaki ortak kararlılığımızı yansıtmaktadır”
denildi.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE ARTIK İNSAN HAYATINI KORUMA MESELESİDİR”

Bakan Kurum, Hatay programı kapsamında İletişim Başkanlığı koordinesinde Türkiye'ye gelen yabancı basın mensuplarıyla da bir araya geldi. İklim değişikliği ile mücadeleye dair yaptıkları araştırma sonuçlarını paylaşan Bakan Kurum, en dikkat çekici sonuçlardan birinin insanların iklim değişikliğini en çok hayatlarına doğrudan dokunduğu anda konuşması olduğunu vurguladı. Bakan Kurum,
“Yangın, sel, fırtına olduğunda, toprak kayması yaşandığında, su veya gıda krizi kapıya dayandığında konuşuyor. İklim meselesi bir anda soyut bir başlık olmaktan çıkıyor; insanın evini, işini, sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren somut bir gerçekliğe dönüşüyor. Paylaşımlarda ‘insan’, ‘toplum’ ve ‘yaşam’ kelimeleri kullanılıyor. Demek ki herkes için mesele, hayatı, güvenliği, geleceğini ve yaşamı korumaktır. İşte bizim COP31 yolculuğunda dirençli şehirleri merkeze almamızın sebebi tam olarak budur. Bu yüzden biz COP31’de meseleyi insanların gerçek ihtiyaçları üzerinden konuşuyoruz. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadele artık sadece bir çevre politikası değil, insan hayatını koruma meselesidir”
diye konuştu.

“HATAY’DA HAYATIN GERİ DÖNME İHTİMALİNİ İNŞA ETTİK”

Toplantıda Asrın İnşa Seferberliği hakkında bilgi veren Bakan Kurum, Hatay’da konutların yanı sıra şehir merkezindeki tarihi yapıların, İskenderun’da çöken sahil şeridinin yeniden düzenlendiğini, kente 180 bin metreküplük ileri biyolojik arıtma tesisi kazandırıldığını anlattı. Bakan Kurum, toplantının yapıldığı Hatay’ın önemini ise şöyle açıkladı: Biz burada sürdürülebilir şehirler meselesini teorik başlıklarla değil, sahada edindiğimiz tecrübelerle anlatmak istedik. Dile kolay, 500 bin konutumuzu, köylerimizde, şehirlerimizde, beldelerimizde o şehrin ruhuna, kimliğine, kültürüne yakışacak bir şekilde bitirdik, teslim ettik. Bazı bilgiler, rakam gibi görülebilir ama aslında arkasında insan hayatı vardır. Biz burada sadece konut teslim etmedik, hayatın geri dönme ihtimalini de inşa ettik. Hatay'a yalnızca bir inşaat sahası gibi değil, kırılmış bir antik vazoyu onaran sanatçı hassasiyetiyle yaklaştık. Çünkü Hatay'da mesele sadece yapı yapmak değil, şehrin ruhunu, hafızasını ve çok kültürlü kimliğini yeniden ayağa kaldırmaktı. Hatay'da yaptığımız şey tam da budur: Önce adresler kayboldu, şimdi yaptığımız çalışma sonrasında hafıza yeniden adresini buluyor.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN GÜCÜ: ANADOLU ÇINARI MODELİ

Türkiye’nin tüm bu çalışmaları ‘Anadolu Çınarı Modeli’ ile yol haritasına çevirdiğini belirten Bakan Kurum, yabancı gazetecilere şu bilgileri verdi: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bir milletin nasıl bir şehircilik modeli kurduğunu burada ifade etmek istiyorum. Biz depremden sonra topyekun ayağa kaldıran tecrübemizi Anadolu Çınarı Modeli olarak görüyoruz. 11 ilimizde hayat bulan bu model, afet sonrası barınmayı, piyasanın insafına bırakmayan, işte bugün tüm dünya devletleri, maalesef sosyal devlet bakışını, anlayışını rafa kaldırdılar. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri dahi depremlerde, afetlerde vatandaşını sigorta şirketinin insafına bırakırken, bugün Türkiye, Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2 yılda dünyada eşi benzeri olmayan bir başarı hikayesini yazmıştır ve ilk gün milletinin elinden tutmuş, o eli asla bırakmamıştır. Bugün 11 ilimiz 110 bin kilometrekarelik alanda ayağa kalktıysa, bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gücünü, kudretini ve milletine olan sevgisini göstermiştir. Hiçbir afette milletimizi asla yalnız bırakmayan bir anlayışı, siyaseti yürütüyoruz, çok önemli, söz verebilirsiniz ama o sözü gerçekleştirebilmek önemlidir. Kurumları aynı hedef etrafında toplayan ve fay hatlarına, dere yataklarına, zayıf zeminlere karşı bilimi esas alan sıfır toleranslı bir bakış açısıdır. Yalnızca destek veren değil gerektiğinde doğrudan üreten güçlü kamu kapasitesidir. İnsanları asla mahallesinden, hatırasından koparmayan yerinde dönüşüm yaklaşımını biz gerçekleştirdik. Konutu okuldan, sağlıktan, ticaretten, yeşil alandan ve güvenlikten hayattan koparmayan bütüncül bir yaklaşım planlaması ortaya koyuldu. Enerji, su, arıtma, iletişim hatları afet anında ve sonrasında çalışacak şekliyle tasarlayan akıllı altyapı sistemi kuruldu.

“BU TECRÜBEMİZİ COP31’DE DÜNYA DEVLETLERİYLE PAYLAŞACAĞIZ”

Bakan Kurum, bu tecrübeyi Türkiye geneline taşıdıklarını ifade ederek, “2 yılda 500 bin konutu teslim eden irade, kimseyi geride bırakmayan anlayışla 81 ilde şimdi Cumhurbaşkanımızın müjdelediği yeni 500 bin sosyal konut projesini hayata geçiriyor. İşte Anadolu çınarı modeli dediğimiz şey budur. Kökünde bilim, gövdesinde devlet kapasitesi, dallarında insan ve gelecek olan şehircilik anlayışıdır. Bu tecrübeyi Türkiye geneline taşıyoruz ve dostlarımıza da COP başkanlığı sürecinde de diğer dünya devletleriyle bu tecrübeyi paylaşacağımızı, buradaki birikimi, buradaki azmi, buradaki kararlılığı tüm dünyayla paylaşmaktan mutluluk duyacağımızı her ortamda ifade ediyoruz” dedi. Bakan Kurum ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

5 ÖNEMLİ HEDEF BELİRLENDİ

Hatay Deklarasyonu’nda 5 başlıkta şu hedefler sıralandı:

  • •Uyum, afet risklerinin azaltılması ve sürdürülebilirlik ilkelerini, planlama ve yeniden inşa süreçlerinin tüm aşamalarına entegre ederek iklim dirençli kentsel dönüşümü ve yeterli konuta erişimi güçlendirmek.
  • •Yerel yönetimleri uygulama süreçlerinin temel aktörleri olarak güçlendirerek çok düzeyli yönetişimi geliştirmek. •İklim finansmanı, karma finansman ve kamu-özel sektör ortaklıkları da dahil olmak üzere dirençli ve sürdürülebilir kentler için finansman imkanlarını genişletmek.
  • •Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve sürdürülebilir hareketlilik ile birlikte kentsel enerji dönüşümünü ve düşük karbonlu kalkınmayı hızlandırmak.
  • •Doğa temelli çözümler ile insanı merkeze alan kapsayıcı politikaları yaygınlaştırmak.


#Murat Kurum
#COP31
#Hatay