
Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) kapsayan bölge turunu tamamlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ülkeye dönüş yolunda açıklamalarda bulundu. "Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar." diyen Bakan Fidan, "Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar" dedi. Körfez ülkelerinin savaşın bitişi için iki üç hafta daha öngördüğünü belirten Bakan Fidan, "Tabii burada belirleyici olan ABD'nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir" ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) kapsayan bölge turuna ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu ve bazı soruları yanıtladı.
Savaş ne kadar sürecek? Körfez ülkeleri tarih verdi
Fidan, "savaş varken müzakere edilmesi seçeneğinin pek olası görünmediğini", ancak kısa süreli ateşkes ilan edildikten sonra bu süre zarfında müzakereye başlayıp tarafların "müzakereden sonuç alınmazsa tekrar savaşa başlama" demesi ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret etti.
Bakan Fidan, "İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran'a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında AB'nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan (savaşı) durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor." değerlendirmesini yaptı.

Savaş sonrası durum
Körfez ülkelerinin "savaş sonrası durumunun" nasıl olacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Körfez'de bundan sonra "pek çok şeyin değişebileceğini", ülkelerin "savunma sanayi alanında yeni arayışlara girebileceğini" dile getirdi.
Fidan, "Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran'dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik işbirliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez'deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir." dedi.
Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG'nin Çin, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine, Güney Kore, Japonya ve Hindistan'a gitmesinin önemli olduğunu vurgulayan Fidan, bu ülkelerin beklentilerinin neler olacağı sorusuna işaret etti.
Körfez ülkelerinin askeri karşılık ihtimali
Körfez ülkelerinin İran'a askeri karşılık verme ihtimalinin sorulması üzerine Fidan, Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında olduğuna dikkati çekti.
Fidan, Körfez ülkelerinin bu savaşta İran'ın kendilerini neden hedef aldığını sorguladığını belirterek, "(Körfez ülkeleri) Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar." şeklinde konuştu.
Körfez ülkelerinin, hava sahalarını ve kendi topraklarındaki üsleri İran'a karşı kullandırmayacaklarını en baştan duyurduklarını ve bu savaşın bir parçası olmadıklarını söylediklerini dile getiren Fidan, bu ülkelerin, İran'ın askeri üsler dışında sivil altyapı ve ekonomik hedeflere de kasıtlı saldırılar düzenlediğini ifade ettiklerini aktardı.
Bu durumun "tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini" hiçbir şekilde istemediklerini vurgulayan Fidan, "Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad'da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz." bilgisini paylaştı.
Hakan Fidan, başından beri yaptıkları tüm analizlerin doğru çıkmasının kendilerini üzdüğünü, öte yandan geleceğe yönelik daha sağlıklı adımlar atmak için Türkiye'nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu da gördüklerini söyledi.

Riyad'daki toplantı "ortak bir akıl araması amaçlıydı"
Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde 19 Mart'ta Riyad'da düzenlenen toplantıya ilişkin de Fidan, "Körfez ülkeleri bu toplantıyı tek bir gündemle organize ettiler. İran'ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için yapıldı toplantı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı." dedi.
Fidan, toplantıda herkesin durumun aciliyetini ortaya koyduğunu aktararak, toplantının tek gündem maddeli olduğunu ve ortak açıklamanın da bunu yansıttığını söyledi.
Bakan Fidan, "Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail'in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz. Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad'daki toplantıda, İsrail'in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail'in bölgedeki yayılmacılığının yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık." açıklamasını yaptı.
Her platformda bu eleştirileri en üst düzeyde dile getirdiklerini ve adımlar attıklarını belirten Fidan, İsrail'i en başından beri en güçlü şekilde eleştiren ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.
Arabuluculuk
Bakan Fidan, arabuluculuk konusuna ilişkin olarak ise şunları kaydetti:
"Şimdi burada bizim durduğumuz yerden getirdiğimiz teklifler aslında bir istikrar arayışı, herkesin menfaatine olan. Ama tarafların arasında istikrardan ziyade bir kazancı, bir zaferi, bir dominasyonu önceleyen bakış açıları olduğu zaman bu başka bir noktaya gidiyor. Bu sefer konuşma, konuşmuş olmak için yapılıyor. Ana gündemi daha da farklı şekilde ilerletmek için yapılıyor. Biz o konuda yorumlar alıyoruz."
Fidan, Türkiye'nin vurguladığı iki husus olduğuna işaret ederek, "Birincisi gerçekten konuya odaklanarak sahici, doğru, profesyonel tespiti yapmak, verilere dayalı. İkincisi de çizgimizi hiç değiştirmeden güçlü bir ülke olmaya devam ederek yapıcı bir etki kullanmak. Çünkü bizim şimdi teşhislerimiz de kıymetli, tekliflerimiz de kıymetli." değerlendirmesini yaptı.

AB ile ilişkiler
AB ile ilişkiler konusunda son durumun sorulması üzerine Fidan, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tutumunun çok net olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin hedefinin değişmediğine dikkati çeken Fidan, "Ancak Avrupa'da bizimle üyelik sürecini yürütecek siyasi bir iradenin ortaya çıkmasını da bekliyoruz." dedi.
Fidan, her halükarda AB ile iyi ilişkiler yürütmelerinin her bakımdan çok önemli olduğunu belirterek, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi meselelerinin önemli olduğunu ve bunlarla ilgili görüşmeye devam ettiklerini söyledi.
Bakan Fidan, "İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir." diye konuştu.
AB'nin yasa dışı göç ve terörle mücadele gibi Türkiye'ye ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar olduğuna işaret eden Fidan, "Gerek vatandaşlarının İran'dan, Orta Doğu'dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada." ifadelerini kullandı.
Fidan, "Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor." bilgisini paylaştı.








