
2020-2026 döneminde altının onsu dolar bazlı yüzde 200’den fazla artış gösterdi. Global düzeyde bireysel ve kurumsal yatırımcılar altına yatırım yaptılar. Bir süreç şeklinde değerlendirildiğinde tecrübe edilen artışın benzerlerini tarihsel örneklerde bulmak mümkün. Faiz oranlarına duyarlı olan ve kriz dönemlerinde ciddi yükseliş eğilimi gösteren değerli madenler düzeltme sürecine girmiş gibi görünüyor. Merkez bankalarının rezervlerindeki miktarı artırmalarıyla daha da gündemde yer tutan değerli madenlerin yükselişi bireysel yatırımcılar açısından negatif bir gündemde ilerliyor.
Özellikle Türkiye’deki bireysel yatırımcı altına geleneksel yatırım aracı olarak bakıyor ve kâr alma olgusuna sıcak yaklaşmıyor. Neredeyse her seviyeden altın satın alan ve uzun süredir tutan bireysel yatırımcılar dolar bazlı düşüşler sonrası psikolojik olarak negatif etkileniyor. İki-üç yıllık periyotlar halinde artış veya azalış gösteren değerli madenler arasında hacim ve değer olarak en büyüğü altın. Yatırımcının enflasyon nedeniyle tasarruflarını değerlendirdiği altının böylesi bir düşüş yaşaması yüksek getiriye alışmışlar için ciddi bir kırılmaya işaret ediyor. Özellikle FED ve Avrupa Merkez Bankası gibi kurumların faizleri artırma sürecine girdiği bir dönemde 2012 sonrası olduğu gibi değerli madenlerdeki değer kaybı hızlanabilir.
ZAYIF DOLAR POLİTİKASI DEĞERLİ MADENLERE İLGİYİ ARTIRDI
Ticari tarifelerin yarattığı belirsizlik, Trump yönetiminin zayıf dolar politikası ve bölgesel çatışmalar değerli madenlere olan ilginin artmasına neden oldu. Salgının başlangıcında da benzer bir trend değerli madenlerin neredeyse hepsinde görülürken 2025-2026 dönemi tarihi zirvelerin görüldüğü bir süreç oldu. Türkiye’deki bireysel yatırımcı geleneksel olarak yatırım yaptığı altında 200 milyar doların üzerinde kar elde etti. Zirveden düşüşe bağlı şekilde kâr miktarı değişiklik gösterirken en yüksek seviyelerden altın alanlar mevcut. Toplumsal baskı şeklinde neredeyse küçük yatırımcının bütün halde alım için en yüksek seviyelerden altına yatırım yapması global ölçekli bir olgu. Asya ülkelerinde daha yoğun olmakla birlikte birçok bireysel yatırımcı herkes altına yatırım yapıyor daha çok getiri sağlayacak olgusuyla hareket etti. En tepe noktasında erişen ve ardından yüzde 25’ten fazla düşen altının ons fiyatı daha fazla düşüş eğilimine girebilir. 2008-2015 arası dönemde benzer bir süreç tecrübe edilmiş ve dolar bazlı yarı-yarıya zarar eden bireysel yatırımcılar olmuştu. 2013-2015 döneminde üç yıl üst üste dolar bazlı değer kaybı yüzde 40’a yaklaşmıştı. Günümüzde böylesi bir azalış tecrübe edilirse yatırımcıların dolara endeksi şekilde yatırımlarını geri almaları yeni kriz dönemlerine kalabilir.
SİYASİ GELİŞMELER YAŞANAN GELİŞMELERİ TERSİNE ÇEVİREBİLİR
5800 doları gören altının ons fiyatı 4 bin doların altına düşerken uluslararası kurumlar 8 bin dolarlık tahmin açıklıyordu. Bireysel yatırımcının altına yönelmesinde etkisi olan mevcut tahminler şimdi aşağı doğru yenileniyor. Fiyatın yurt içinde de hep yukarıya gideceği ve gramın 10 bin lirayı aşacağı dillendiriliyordu. Tersine şekilde gram fiyatları 4-5 bin TL bandına doğru ilerliyor. Buradan hareketle şu nokta önem taşıyor bireysel yatırımcılar altına yönelirken zirve fiyatlardan kimler altını satıyor? 2013’ten sonra çeyreklik bazda en büyük düşüşü yaşayan altının satıcıları arasında büyük fon kuruluşları yer alıyor. Batılı kurumlar satıyor Asyalı bireysel yatırımcılar altın almaya devam ediyorlar. Hacimsel olarak bakıldığında bireysel yatırımcının alımından daha fazla altını istikrarlı şekilde satıyor ve kâr realizasyonu yapıyorlar. Bu şekilde sürecin ilerlemesi 2013-2015 dönemindeki trende işaret ediyor. Fakat siyasi gelişmeler yaşanan gelişmeleri tersine çevirebilir.
Bireysel yatırımcıyı alıma yönlendiren uluslararası kuruluş tahminlerini yaparlar ise dünyanın en saygın bankaları arasında kabul ediliyor. Tahminleri ülkelere gelecek olan yatırımcıyı veya kredi notlarını etkiliyor. JP Morgan, UBS, Bank of America ve Goldman Sachs gibi kurumlar mevcut tahmin yapan aktörlere örnek olarak verilebilir. Bu kurumların tahminlerine kıyasla global fonlar altın satışı yapmaya devam ediyorlar. Benzer şekilde Rusya, Türkiye, Kazakistan ve Filipinler merkez bankaları altın rezervlerinde yüksek fiyatlardan satarak azaltmaya gidiyorlar. Alımlar devam etmekle birlikte eski döneme kıyasla alım sıklıklarının azaldığı ve farklı türde yatırım araçlarına ve rezervlere yöneldikleri bankaların kendi açıkladıkları raporlardan anlaşılabiliyor. Buna ek olarak global rezerv ve ödeme para birimi olan ABD dolarında yaşanan değer artışı ve yükselen FED faizleri altın fiyatlarını baskılıyor. Bu durum tarihsel örneklerine uygun olarak değerli maden fiyatlarını normal seviyesine geri döndürebilir. En yakın tecrübe edilen dönem olan 2008-2015 süreci günümüzde yaşanılanlardan pek farklı değildi. 2007’de altının onsu 1000 dolardan 2008’de 1500 dolara çıkmış ve 2012’de 2600 dolara yaklaşmış ardından 1300 dolara kadar düşmüştü. Diğer değerli madenlerde de aynı fiyat yükseliş-azalış süreci görüldü. 2023-2025 döneminde düzenli olarak dolar bazlı artış gösteren altının gelecek yıllarda normal seyrine dönmesi bir sürpriz olmamalı. Ancak siyasi bir müdahale veya global bir kriz tekrar fiyatların yüksek düzeyli artışını beraberinde getirebilir.
SÜRÜ PSİKOLOJİSİYLE YATIRIM TAVSİYESİ ALMAKTAN KAÇINMALI
Sonuç olarak altının yükseliş trendi yıllara yayılmış şekilde gerçekleşti. Azalış veya düzeltme eğilimi de yıllara yayılacak şekilde tecrübe edilebilir. Bireysel yatırımcı açısından sancılı bir sürecin bizi beklediğini ve kademeli kâr almanın zorunluluk olduğu gözlerden kaçmamalı. Ayrıca uluslararası kurum veya piyasa değerleme uzmanı gibi aktörlerin tahminlerinden uzak durulmalı. En önemlisi ise sürü psikolojisiyle yatırım tavsiyesi alınmaktan yatırımcılar kaçınmalı. Türkiye’deki altın yatırımcısı için de kâr alma olgusuna olabildiğince dikkat çekilmeli. Fakat konut, araç veya arsa gibi elde olan malların satılıp altın satın alınması olgusu Türk yatırımcı açısından ciddi zarar taşıyan bir sürece doğru gittiği de iyice anlaşılmalı.






