
Netanyahu, İsrail'in stratejik emelleri için Trump ve ekibini İran savaşına böyle ikna etti
ABD Başkanı Donald Trump'ın derin endişeleri ve Yardımcısı JD Vance'in karamsar tutumları, yenice gelen ve pek de iç açıcı olmayan istihbarat raporlarıyla birlikte ortamı kasvete bürümüştü. Basından gizlenerek siyah bir SUV içerisinde toplantı odasına gelen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, birazdan Amerikalı yetkililere İran ile savaşın önünü açacak operasyon simülasyonunu ballandıra ballandıra satacaktı. The New York Times'ta yayınlanan ve Trump'ın İsrail tarafından nasıl manipüle edildiğini belgeleyen bu detaylar, savaşın kaybedilmesine ve ABD'nin ateşkes için yalvarmasına giden sürece ışık tutuyor.
Amerikan basınından
The New York Times,
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile beraberindeki heyetin, İsrail Başbakanı Binyamin
Netanyahu ve Mossad yetkilileri tarafından savaşa nasıl ikna edildiğini
belgeleyen kronolojik süreci gazetesine taşıdı.
Söz konusu haberde,
Trump'ın aslında İran ile savaşa en başta ikna olmadığı,
bu ikna sürecinin ise Netanyahu tarafından
"hayalci" bir sunumla
gerçekleştirildiği iddia edildi.
Netanyahu,
"ağır bir darbe ile" İran'da rejimi değiştirebileceklerini,
böylelikle "düşmanın" onlar saldırmadan önce kendilerine bir atakta bulunamayacağını belirtti.
Sunumda
İran'ın ateş gücü ve savaş kabiliyeti küçümsendi,
İsrail ve ABD'nin hava gücüne güvenilerek
"abartı" bir zafer simülasyonu izletildi.
İşte o haberin tamamı
İşte o haberin tamamı
Dünya piyasalarını altüst eden,
binlerce masumun canına kıyılan
ve
18 ülkeyi savaşa sürükleyen
o karar, NYT'nin haberinde aktardığı üzere böyle alındı:
Trump, ABD'yi İran ile savaşa nasıl sürükledi?
Trump, ABD'yi İran ile savaşa nasıl sürükledi?
Siyah bir SUV, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Beyaz Saray’a 11 Şubat günü saat gece yarısını bulmadan hemen önce getirdi. Aylardır ABD’nin İran’a yönelik büyük bir saldırıya onay vermesi için baskı yapan İsrailli lider, basının görüş alanı dışında, tören yapılmaksızın içeri alındı ve uzun kariyerinin en yüksek riskli anlarından birine hazır hâle getirildi.
ABD ve İsrail yetkilileri önce Oval Ofis’in yanında bulunan Kabine Odası’nda toplandı. Ardından Netanyahu, ana toplantı için aşağıya indi: Başkan Trump ve ekibi için Beyaz Saray Durum Odası’nda İran hakkında son derece gizli bir sunum yapacaktı. Bu oda, yabancı liderlerle yüz yüze toplantılar için nadiren kullanılıyordu.

Trump oturdu, ancak her zamanki gibi masanın başına geçmedi. Bunun yerine odanın bir tarafına, duvardaki büyük ekranlara bakacak şekilde yerleşti. Netanyahu ise karşısına, doğrudan Başkan'ın hizasına oturdu.
Başbakan'ın arkasındaki ekranda, İsrail’in dış istihbarat teşkilatı Mossad’ın direktörü David Barnea ve İsrailli askeri yetkililer bulunuyordu. Görsel olarak Netanyahu’nun arkasında konumlanan bu ekip, "savaş zamanı lideri" imajını güçlendiriyordu.
Masanın uzak ucunda Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles vardı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da -aynı zamanda ulusal güvenlik danışmanı olarak- her zamanki yerini almıştı. Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine genelde olduğu gibi yan yana yerleşmişti; onlara CIA Direktörü John Ratcliffe katıldı. Başkan'ın damadı Jared Kushner ve özel temsilci Steve Witkoff da son gelenler arasındaydı.

Toplantı ekibi, bilgi sızıntısını önlemek amacıyla bilinçli olarak küçük tutulmuştu. Diğer üst düzey kabine üyeleri toplantıdan habersizdi. Başkan yardımcısı da yoktu. JD Vance Azerbaycan’daydı ve toplantı o kadar kısa sürede planlanmıştı ki geri dönmesi mümkün olmamıştı.
Netanyahu’nun bir saat sürecek sunumu, ABD ve İsrail’i dünyanın en istikrarsız bölgelerinden birinde büyük bir silahlı çatışma yoluna sokacak sürecin dönüm noktası olacaktı. Bu sunum, sonraki günler ve haftalarda Beyaz Saray içinde yapılan ve daha önce rapor edilmemiş tartışmaları tetikleyecek; Trump bu süreçte seçeneklerini ve riskleri tartarak İsrail ile birlikte İran’a saldırma kararını verecekti.

11 Şubat’ta Durum Odası’nda ABD yönetimine sunum yapan Netanyahu, İran’ın rejim değişikliği için hazır hâle geldiğini savunarak okkalı bir satış yaptı ve ABD-İsrail ortak operasyonunun İslam Cumhuriyeti’ni sona erdirebileceğini söyledi.
İsrailliler, Trump’a İran’daki mevcut yönetim düşerse ülkeyi yönetebilecek potansiyel liderlerin yer aldığı kısa bir video izlettirdi. Bu isimler arasında İran’ın son şahının sürgündeki oğlu ve Vaşington'da yaşayan muhalif Rıza Pehlevi de vardı.
Netanyahu ve ekibi, mutlak zaferi işaret eden koşulları ballandıra ballandıra anlattı: İran’ın balistik füze programı birkaç hafta içinde yok edilebilirdi. Rejim o kadar zayıflardı ki Hürmüz Boğazı’nı kapatamazdı. İran’ın ABD çıkarlarına saldırma ihtimali çok azdı.

Ayrıca Mossad istihbaratı, İran içinde sokak protestolarının yeniden başlayacağını gösteriyordu. İsrail istihbaratının isyanları körüklemesiyle yoğun bombardıman kampanyası muhalefetin rejimi devirmesine zemin hazırlayabilirdi. Irak’tan İran’a girecek "Kürt savaşçılar" da kuzeybatıda cephe açarak rejimi oldukça zorlayabilirdi.
Netanyahu sunumunu tekdüze ama kendinden emin bir tonla yaptı. Bu sunum, odadaki en önemli kişi olan Trump üzerinde etkili oldu.
“Kulağa güzel geliyor,” dedi Trump.
Bu söz, Netanyahu için yeşil ışık anlamına geliyordu.

Toplantıdan çıkan birçok kişi de Trump’ın nihai kararını neredeyse verdiği izlenimini edindi. Başkan, İsrail’in askeri ve istihbari kapasitesine hayranlık duyuyordu, tıpkı 2025 Haziran'daki 12 günlük İran bombardımanı öncesinde olduğu gibi.
Ertesi gün ABD istihbaratı değerlendirmede bulundu. 12 Şubat’ta yalnızca Amerikan yetkililerinin katıldığı başka bir toplantıda, iki üst düzey istihbarat yetkilisi Başkan'ın iç çevresini bilgilendirdi.

ABD’li yetkililer, Netanyahu’nun sunumunu dört başlıkta değerlendirdi:
- Liderliği ortadan kaldırmak
- İran’ın bölgesel güç projeksiyonunu engellemek
- İran’da halk ayaklanması
- İran'da rejim değişimi
İlk iki hedefin ABD güçleriyle gerçekleştirilebilir olduğunu, üçüncü ve dördüncü hedeflerin ise gerçeklikten uzak olduğunu belirlediler. CIA Direktörü Ratcliffe, rejim değişimi senaryolarını tek kelimeyle tanımladı: Gülünç.
Rubio araya girerek, “Yani saçmalık” dedi.
Vance de güçlü şekilde şüphelerini dile getirdi.

Trump, rejim değişiminin “onların sorunu” olduğunu söyledi; bunu İsrailliler için mi yoksa İran halkı için mi söyledi, bilinmiyor. Trump’ın ilgisi daha çok liderliği yok etmek ve askeri gücü parçalamaktaydı.
General Caine — Trump’a yıllar önce DEAŞ'ın çok hızlı bir şekilde yenilebileceğini söyleyen ve bu güven nedeniyle kendisine terfi verilen üst düzey askeri danışmanı — riskleri dikkatle sunuyordu, ama doğrudan karşı çıkmıyordu.
Sonraki günlerde Caine, ABD mühimmat stoklarının hızla tükeneceğini ve Hürmüz Boğazı’nın güvenceye alınmasının zor olacağını ifade etti. Trump ise savaşın şipşak olacağına inanıyordu.

Kabinede savaşı en çok destekleyen Hegseth idi. Rubio ise daha temkinliydi; maksimum baskı politikasını sürdürmeyi tercih ediyordu ama Trump’ı engellemeye çalışmadı. Wiles endişeliydi ancak o da açıkça (Trump'a) karşı çıkmadı.
Vance, Trump’ın iç çevresinde savaşa en çok karşı çıkan kişi olarak savaşın maliyetini, kaynakları tüketebileceğini, bölgesel kaosu ve siyasi sonuçları dile getirdi. Ayrıca ABD’nin mühimmat sorunu konusunda da uyarıda bulundu.
Trump ise İran’ı benzersiz bir tehdit olarak görüyordu ve büyük risk almaya hazırdı. Netanyahu’nun sunumu Trump’ın İran teokrasisini parçalama isteğiyle örtüşüyordu.

Şubat sonunda kritik istihbarat geldi: İran liderliği açık bir hedef haline bürünmüştü. Trump diplomasiye son bir şans verdi, ancak kafasındaki nihai kararı büyük ölçüde vermişti. Netanyahu hızlı hareket edilmesini istedi.
Kushner ve Witkoff, Cenevre’den Trump’ı bilgilendirdi; İran’ın nükleer anlaşmaya yanaşmadığı aktarıldı.
26 Şubat’ta son Durum Odası toplantısı başladı. Herkes görüşünü sundu:
- Vance, Başkan'ın aksine savaşa karşı olduğunu ama destekleyeceğini söyledi.
- Wiles, Trump’ın ulusal güvenlik için ne yapması gerekiyorsa devam etmesini söyledi.
- Ratcliffe, yeni istihbaratı aktardı; "Ayetullah" hedefteydi. Trump’a “rejim değişimi eğer liderin öldürülmesi anlamına geliyorsa mümkün, bunu yapabiliriz” dedi.
- Warrington, hukuki olarak uygun olduğunu belirtti; kişisel görüşünü ise sunmadı.
- Cheung, olası halkla ilişkiler sonuçlarını özetledi; ne karar verilirse verilsin Başkan'ın kararı doğru kabul edilecekti.
- Leavitt, basın ekibinin durumu yöneteceğini belirtti.
- Hegseth, saldırının kronolojisini anlattı.
- Rubio, eğer hedef rejim değişimi ise yapılmaması gerektiğini, füze programını yok etmekse yapılabileceğini belirtti.
Trump son sözünü söyledi: Bence bunu yapmalıyız.
Ertesi gün Air Force One’da, son teslim süresine 22 dakika kala emirleri verdi:
“Operasyon Epic Fury (Destansı Öfke) onaylandı. İptal yok. Bol şans.”
#ABD
#İsrail
#İran
#Trump
#Netanyahu
#JD Vance
#Pete Hegseth
#Mossad
#Rıza Pehlevi
#Ali Hamaney
#Hürmüz Boğazı
#Marco Rubio
#Susie Wiles
#Karoline Leavitt
#Steven Cheung
#David Warrington
#John Ratcliffe







