
Gazzeli anneler, Anneler Günü’nü çiçekler ve hediyelerle değil, savaşın bıraktığı acı ve özlemle karşıladı. Eşini ve kızını kaybetmenin acısını yaşayan Filistinli anne Şadiya Hejji, “Eskiden küçük de olsa hediyeler olurdu. Şimdi sadece korku ve ölüm var” dedi. Mısır’da tedavi gören Iman Naser ise Gazze’de bıraktığı çocuklarına duyduğu özlemi anlatarak sevinçlerin geride kaldığını söyledi.
Anneler Günü dünyanın birçok yerinde çiçekler, hediyeler ve kutlamalarla geçerken, Gazze’de anneler için bugün kayıpların, özlemin ve hayatta kalma mücadelesinin simgesine dönüştü. İsrail saldırılarının ardından hayatları değişen annelerden kimisi evladını toprağa verdi, kimisi savaş nedeniyle çocuklarından ayrı düştü.
HİÇBİR BAYRAMDA MUTLU DEĞİLİZ
Tedavisi için Gazze’den Mısır’a giden Filistinli anne Şadiya Hejji, savaşın hayatın tüm anlamlarını yok ettiğini belirterek, “Ben Filistinli bir kadınım. 6 kızım ve 3 oğlum var. Kızlarımdan biri vefat etti. Anneler Günü benim için artık bir anlam taşımıyor. Eskiden küçük de olsa hediyeler olurdu. Şimdi ne Anneler Günü kaldı ne başka bir şey. Sadece korku ve ölüm var” dedi. Savaşın ortasında anneliğin büyük bir korku ve belirsizlik anlamına geldiğini söyleyen Hejji, “Çocuklarım Gazze’de, ben başka bir ülkedeyim. Geceleri uyuyamıyorum, sürekli onları düşünüyorum. Biz Gazze’nin kadınları hiçbir bayramda mutlu değiliz. Ben hem anne hem baba oldum. Eşim vefat etti. Çocuklarımı mutlu etmek için elimden geleni yapmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.
EVLATLARIMDAN AYRI DÜŞTÜM
Tedavi için Mısır’da olan bir başka anne de 52 yaşındaki Iman Naser. Savaşın ilk günü atılan roket sesleriyle güne uyandığını, o günden bu yana hayatının tamamen değiştiğini anlatan Naser, Anneler Günü gibi sevinçlerin geride kaldığını söyledi. Oğlunun da Türkiye’de gerçekleştirilen karaciğer nakli sayesinde hayata tutunduğunu anlatan Naser, “Oğlum neredeyse ölmek üzereydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin desteğiyle nakil oldu. Şimdi iyi” şeklinde konuştu. Geride bıraktığı üç çocuğunu, iki yıldır göremediğini aktaran Naser, şunları söyledi: “Sürekli onları düşünüyorum, özlüyorum. Eskiden Anneler Günü benim için çok farklıydı. O günleri heyecanla beklerdim. Çocuklarımın hepsi yanıma gelir, kimisi çiçek getirir, kimisi hediye alırdı. Ama artık aramızda mesafeler var ve bu özlem her geçen gün daha da büyüyor.”

HER GÜN BİR YAS HER GÜN BİR KAYIP
Gazze’de yaşayan 5 erkek 4 kız annesi Itaf Mıslih ise savaşın kendisinde derin yaralar açtığını şunları kaydetti: Savaşın başladığı günden itibaren çok zor günler yaşadık. Çocuklarımdan iki kızım ve bir oğlum şehit oldu. Bu süreç çok ağır kayıplar getirdi. Anneler Günü artık benim için çok ağır bir gün. Savaşın içinde annelik çok ağır bir şey… Ben çocuklarıma karşı çok şefkatliydim, sürekli onların üstüne titrerdim, hep korkardım başlarına bir şey gelecek diye. Filistinli anneler sabrediyor ve çok büyük acılar yaşıyor. Her şeye rağmen Allah’a hamd ediyoruz, her durumda şükretmeye çalışıyoruz.”
Bir kap yemek sırası
- İsrail'in yaklaşık 3 yıldır saldırıları ve sınır kapılarından yardım girişlerine getirdiği kısıtlamalar nedeniyle Gazze Şeridi'ndeki gıda sıkıntısı devam ederken, Filistinli anne, evine bir kap sıcak yemek götürmek için kolu kırık kızıyla birlikte uzun saatler kuyrukta beklemek zorunda kalıyor. Han Yunus'taki yemek sırasını bekleyenlerden biri de 33 yaşındaki Filistinli anne Ümmü Bilal el-Mısri. İsrail saldırısında evini kaybeden Filistinli kadın, 2 çocuğu ve yaşlı anne ve babasıyla yaşam mücadelesi veriyor. Han Yunus'ta annesi, babası ve 2 çocuğuyla kaldığı derme çatma çadırda konuşan Ümmü Bilal, ailesine tek başına bakmaya çalıştığını söyledi. Ümmü Bilal, anne ve babasının çeşitli hastalıkları olduğunu ve onların ilaçlarını temin etmekte zorlandığını ifade etti. Maddi imkanları el vermediği için temel gıdaları alamadığını belirten Ümmü Bilal, ailesinin bir öğün de olsa karınlarını doyurmak için kızıyla her gün aynı aşevinin yolunu tuttuğunu belirtti.











