
Küresel enerji trafiğinin en önemli can damarlarından biri olan ve fiili bir ablukayla kilitlenen Hürmüz Boğazı’nda tansiyonu şekillendirecek yeni bir ABD planı deşifre oldu. The Wall Street Journal'ın ulaştığı gizli diplomatik yazışmalar, Washington yönetiminin boğazdaki gemi geçişlerini yeniden başlatmak amacıyla geniş çaplı bir uluslararası koalisyon kurmak için düğmeye bastığını gösteriyor. İstihbarat paylaşımı, diplomatik koordinasyon ve eş zamanlı yaptırımlara odaklanan bu strateji, bölgedeki enerji krizine yeni bir boyut kazandırmaya hazırlanıyor.
The Wall Street Journal tarafından ortaya çıkarılan belgelere göre ABD, “Denizcilik Özgürlüğü Yapılanması” adı verilen yeni bir ittifak ağı kurmayı hedefliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından büyükelçiliklere iletilen talimatlarda, müttefik ülkelerin bu koalisyona katılması için yoğun bir diplomatik baskı uygulanması istendi. Söz konusu gizli yazışmalarda, bu yapıya katılımın seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis edeceği ve küresel ekonomiyi koruma kapasitesini artıracağı vurgulanarak ortak hareket etmenin aciliyeti öne çıkarıldı.
Söylemler ve sahadaki tablo arasındaki uçurum
Yeni koalisyon girişimi, üst düzey bir ABD yetkilisi tarafından Başkan Donald Trump’ın masadaki en kritik kozlarından biri olarak nitelendirildi. Ancak Washington’ın resmi açıklamaları ile sahadaki gerçeklik arasında belirgin bir tezat bulunuyor. Başkan Trump'ın boğazın tamamen açık ve ticarete hazır olduğu yönündeki iddialarına rağmen, bölgede gemi trafiği durma noktasında. İran'ın kendi izni olmadan geçmek isteyen tankerlere yönelik mayınlama ve saldırı girişimleri ile ABD'nin İran limanlarıyla bağlantılı tüm gemilere uyguladığı sıkı abluka, Hürmüz'ü sıcak bir çatışma bölgesine dönüştürdü. Barış görüşmelerinin tıkandığı bu noktada Trump'ın, İran nükleer programından tamamen geri adım atana dek ablukanın sürmesi için kurmaylarına hazırlık talimatı verdiği belirtiliyor.
Ablukanın faturası: Milyarlarca dolarlık kayıp
Bölgedeki deniz ablukasının boyutları, askeri yetkililerin açıklamalarıyla daha da netleşti. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ablukayı aşmaya çalışan 42. ticari geminin de başarıyla engellendiğini duyurdu. Cooper'ın paylaştığı verilere göre, halihazırda İran'ın satamadığı 69 milyon varil petrol taşıyan 41 tanker denizde bekletiliyor. Bu durumun Tahran yönetimine maliyeti ise 6 milyar doları aşmış durumda. CENTCOM, uygulanan ablukanın son derece etkili olduğunu ve Amerikan kuvvetlerinin bu kısıtlamaları eksiksiz uygulama konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı.
Uçak gemisi evine dönüyor
Bölgedeki askeri hareketlilik sadece Hürmüz ile sınırlı değil. The Washington Post'un haberine yansıyan iddialara göre, ABD'nin bölgedeki dev güçlerinden biri olan USS Gerald R. Ford uçak gemisi, barış görüşmelerinin çıkmaza girmesiyle birlikte eve dönüş hazırlığına başladı. Orta Doğu'da görev yapan üç Amerikan uçak gemisinden biri olan dev geminin, modern bir ABD uçak gemisi için rekor sayılan 309 günlük görev süresini tamamlayarak mayıs ayı ortalarında Virginia'daki ana üssüne dönmesi bekleniyor.
Sıcak çatışmadan ateşkese uzanan süreç
Bölgede yaşanan bu diplomatik ve askeri düğümün arka planında, yakın geçmişte yaşanan şiddetli çatışmalar yatıyor. Süreç, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı ortak saldırı ile alevlenmiş, Tahran yönetimi de buna İsrail ve bölgesel ABD hedeflerine yönelik misillemelerle yanıt vermişti. İranlı yetkililerin açıklamalarına göre 3 bin 300'den fazla kişinin hayatını kaybettiği bu şiddet sarmalı, Pakistan'ın arabuluculuğuyla geçici olarak durdu. Taraflar arasında 8 Nisan'da ilan edilen iki haftalık ateşkes, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in talebi üzerine Başkan Trump tarafından 21 Nisan'da süresiz olarak uzatıldı.









