
Gazze’de İşgalci İsrail güçleri ile Hamas arasındaki çatışmaların sonucunda ulaşılan ateşkesin üzerinden 200 yüz gün geçti. Bu süre içinde karşılıkla çatışmalar durdu ama ateşkes İsrail tarafının saldırganlığını hiç durdurmadı. Sanki ateşkes anlaşması sadece bir tarafın silahsızlanması ve saldırılara karşı tepkisiz kalması anlamına geliyor.
Filistin Diplomasi Merkezi’nin günlük olarak yayınladığı saha raporlarının 26 Nisan 2026 tarihli son verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail’in gerçekleştirdiği ihlal sayısı 2604’e ulaşmış durumda. Bu, günde ortalama 13,2 ihlal demektir. Yani neredeyse her iki saatte bir yeni bir ihlal. Bir ateşkes ki en istikrarlı tarafı, ihlallerin düzenliliği.
Bu ihlaller yalnızca teknik ya da diplomatik başlıklar değildir. Her ihlal, bir evin yıkılması, bir çocuğun yaralanması, bir annenin ölümü, bir mahallenin yeniden korkuya uyanması demektir. Rapora göre ateşkes sonrasında öldürülenlerin toplam sayısı 817’ye yükselmiş. Bunların 213’ü çocuk, 90’ı kadın, 23’ü yaşlıdır. Yani öldürülenlerin %39,9’u çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşmaktadır. Savaş diliyle söylersek “sivil kayıp”; insan diliyle söylersek savunmasız hayatların sistematik imhası.
Yaralı sayısı ise 2296’ya ulaşmış. Bunun 648’i çocuk, 414’ü kadın, 109’u yaşlıdır. Toplam yaralıların %51’i yine en korunmasız kesimlerden oluşuyor. Bu tablo tek başına, hedefin yalnızca silahlı unsurlar değil, Gazze toplumunun bizzat kendisi olduğunu gösterir. Çünkü bir toplumun geleceği çocuklarıyla, direnci kadınlarıyla, hafızası yaşlılarıyla yaşar.
İhlallerin niteliği de tabloyu ağırlaştırmaktadır. Ateşkes süresince kaydedilen olaylar arasında 1027 canlı ateş saldırısı, 1188 hava saldırısı veya top atışı, 286 ev yıkımı bulunmaktadır. Bunlar münferit güvenlik olayları değil, süreklilik arz eden bir askerî baskı rejimidir. Aynı gün içinde Han Yunus, Gazze Şehri, El-Bureij, Cebaliya ve Kuzey Gazze’de top atışları, silahlı saldırılar, hava saldırıları ve bina yıkımları rapor edilmiş. Ateşkes ilan edilmiş bir coğrafyada tank ateşi, drone saldırısı ve ev patlatılması artık istisna değil, rutin hale gelmiş.
Bazen bir kamyonun geçmemesi de ölüm demektir. Ateşkes anlaşmasına göre günlük 600 yardım kamyonu ve bunun içinde 50 akaryakıt kamyonu girmesi gerekirken, fiilen ulaşılan oran toplamda yalnızca %37,4 olmuş. Yakıt girişinde ise oran sadece %14,7’dir. Bu rakamlar, yardımın yetersizliğini değil, yardımın sistematik biçimde engellendiğini gösterir. Elektriksiz hastaneler, susuz mahalleler, çalışmayan kanalizasyon sistemleri, durdurulmuş enkaz kaldırma faaliyetleri… Bunların her biri modern çağın görünmez silahlarıdır.
Refah Sınır Kapısı’ndaki tablo da farklı değil. Geçişler keyfî ve aşağılayıcı prosedürlerle sınırlandırılmış, planlanan 12.800 kişilik hareketliliğin yalnızca 3922’si gerçekleşebilmiş. Uyum oranı %30,6’dır. Yani hastalar bekliyor, öğrenciler bekliyor, aileler bölünmüş halde bekliyor. Gazze’de bazen kurşun öldürür, bazen bekletilmek.
Bütün bunlara ek olarak rapor, daha önce çözülemeyen ağır ihlalleri de hatırlatmaktadır: Kararlaştırılan geri çekilme hatlarının ihlali, anlaşma dışındaki yaklaşık 34 kilometrekarelik ek alanda silahlı kontrol, altyapı onarımlarının engellenmesi, ağır iş makinelerinin girişine izin verilmemesi, tutuklulara işkence ve insanlık dışı muamele, kayıpların akıbetine dair belirsizlik… Bunlar sadece ateşkes ihlali değil, uluslararası insani hukukun da açık ihlalidir.
Burada artık kelimeleri dikkatle seçmek gerekir. Çünkü bazı durumlarda “çatışma” demek gerçeği örter. “Karşılıklı savaş” demek eşitsizliği gizler. “İhlal” demek bazen suçun büyüklüğünü küçültür. Gazze’de yaşanan, yalnızca ateşkese aykırılık değil; bir halkın yaşama kapasitesini sistematik biçimde çökertmeye yönelik uzun süreli bir imha siyaseti bir soykırımdır. Bu yüzden mesele sadece bombardıman değil, aç bırakma; sadece öldürme değil, yaşatmamadır.
Uluslararası sistem ise çoğu zaman rakamları kayda geçirip vicdanını susturuyor. Oysa rakamlar istatistik değil, insan kaderleridir. 213 çocuk, bir sayı değil; yarım kalmış 213 hayattır. 286 ev yıkımı, beton kaybı değil; dağıtılmış hatıralardır. %14,7 yakıt girişi, teknik veri değil; karanlıkta ameliyat edilen hastanelerdir.
Gazze’de ateşkesin 200 gün sonrasında ortaya çıkan tablo bu. Yani Gazzeli kendini savunmak için bile bunca saldırıya karşı silah kullanmayı bırakmış, ama İsrail ateşkesle savunmasız hale getirilmiş Gazze’ye tek taraflı olarak saldırmaya devam ediyor. Daha kötüsü şu: ateşkesten önce Gazze halkına yönelik Müslüman halklar adeta yardım yağdırma yarışına girmişlerdi. Çoğu geciktiği için yerine ulaşamayan bu yardımlar için aslında ateşkes tam da en uygun zaman. Ama gelin görün ki ateşkesle birlikte yardım akışında trajik bir düşüş de kaydedilmiş. İnsanlar resmen ilan edilmiş ateşkes dolayısıyla Gazze’de insani sorunun bitmiş olduğu zehabına kapıldıkları için savaş esnasındaki hassasiyetlerini de büyük ölçüde söndürmüşler. Böylece ateşkes garip bir biçimde sadece saldırgan bir güce karşı Gazze halkının elini kolunu bağlamıyor, gelen yardımların da kaynağını kesmiş görünüyor.
Oysa savaş esnasında zaten yerine ulaşamayan yardımlara tam da savaş sonrası yeniden inşa için, Gazze halkının asgari-normal hayatına dönebilmesi için şimdi çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor. İsrail Güneye, Refah’a doğru sürmüş olduğu Gazzelilerin orada kalmasını istiyor.
O yüzden Kuzeydeki fiili işgalini daha da pekiştirmek istiyor. Oysa Kuzeyliler buradaki işgalci art niyeti bildikleri için geri dönmekte ısrar ediyor ve dönüyorlar. Ancak tamamen yıkılmış olan Kuzey bölgesinin imar için, altyapısının tekrar tesis edilebilmesi için asıl şimdi ciddi yardıma ihtiyacı var. Bu yardımlar basitçe hayatta kalmaya çalışan insanlara yapılan insani yardımlardan da çok farklı. Bir halkın onuruyla işgale karşı direniş iradesine verilecek bir destektir de.
Gazzeliler vahşi-işgalci-soykırımcı Siyonist-Haçlı dünya düzenine karşı tek başlarına bütün insanlık adına büyük bedeller ödeyerek insanlığın onurunu kurtardılar. Bizim günahlarımıza kefaret olmaz yaptıkları ama bize düşen asgari bir sorumluluğu yüzümüze vuruyor bu durum: Gazze’ye ilgiyi azaltmamak, onu malımızla, sözümüzle, duruşumuzla, dualarımızla desteklemekten geri durmamak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.