Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la çok kritik bir süreçte Moskova’dayız. İran krizi, 60 günlük bir müzakere zeminine taşındı. İsrail rahatsız; Lübnan’daki belirsizlik sabotaj endişesini artırıyor. Ukrayna’da saha gergin, masayla ilgili pek fazla umut yok. Ermenistan’da Paşinyan seçimlerden zaferle çıktı; Ermeni liderden beklentiler, normalleşme, Zengezur Koridoru önemli başlıklar. Orta Asya, Afrika, Suriye’de Ankara ve Moskova’nın ele alması gereken birçok mesele var. Belki de en dikkat çekeni… Önümüzdeki
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la çok kritik bir süreçte Moskova’dayız. İran krizi, 60 günlük bir müzakere zeminine taşındı. İsrail rahatsız; Lübnan’daki belirsizlik sabotaj endişesini artırıyor. Ukrayna’da saha gergin, masayla ilgili pek fazla umut yok. Ermenistan’da Paşinyan seçimlerden zaferle çıktı; Ermeni liderden beklentiler, normalleşme, Zengezur Koridoru önemli başlıklar. Orta Asya, Afrika, Suriye’de Ankara ve Moskova’nın ele alması gereken birçok mesele var. Belki de en dikkat çekeni… Önümüzdeki ay Türkiye çok önemli bir NATO zirvesine ev sahipliği yapacak. Türkiye-Batı ilişkileri; küresel, bölgesel krizlerin doğurduğu ihtiyaçlarla yeniden kurgulanıyor. Bu da (özellikle Batı basınında) “Türk-Rus ilişkileri nereye gidecek?” sorusunu gündeme getiriyor.
Yeni Şafak Yazarı Yahya Bostan - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
Bakan Fidan’ın Moskova’daki iki günlük yoğun görüşme trafiği, ziyaretin önemini resmediyor. Fidan; Rus lider Vladimir Putin, Dışişleri Bakanı Lavrov, Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Shoigu ve Rus istihbarat yetkilileri ile ayrı ayrı görüştü. Putin’in danışmanları Levitin ve Medinskiy’i, Rosneft Başkanı Seçin’i kabul etti. Biz de daha sonra Bakan Fidan’la buluşarak kendisine, tüm bu büyük başlıklarla ilgili sorularımızı yönelttik. Önemli mesajlar verdi. Aktarayım:
TÜRK-RUS İLİŞKİLERİNDE SON DURUM
: Bütün bu görüşmelerde şunu gördük: İkili ilişkilerde ve bölgesel konularda beraber çalışmak konusunda hiçbir sıkıntı yok. Her iki ülke de mümkün olan her alanda işbirliği yapmak istiyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinde bir değişiklik yok. Görüşmelerin içeriğine baktığımızda son derece zor ve derin konuları ele alabiliyoruz. Ruslarla çok özel bir ilişki geliştirdik, çok ciddi sıkıntılı alanlarımız olduğunda bile işbirliği yapmasını, güven oluşturmasını bildik. Her iki liderin (Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rus lider Putin) de vizyonu ortada: Belli ilkeler çerçevesinde ülkelerinin iyiliğini savunuyorlar. Yapıcı bir tutum takınmaya hazırlar.
UKRAYNA’DA BARIŞ İHTİMALİ
: Rus yetkililerin Ukrayna konusundaki görüşlerinin değişmediğini müşahade ettim. “Donetsk konusu hallolmadan olma şansı yok” diyorlar.
ABD-İRAN MUTABAKATI
: Nükleer dosyada iki tane önemli husus vardı. Prensipte anlaşıldı ancak detayların ele alınması gerekiyor. Birincisi, zenginleştirilmiş uranyuma ne olacak? İkincisi, bundan sonraki zenginleştirme moratoryumu nasıl işletilecek? Örneğin, 400 kiloluk zenginleştirilmiş uranyumun İran’da seyreltilmesi konusunda bir prensip anlayışı var. Ama bunun seyreltilmesini kim yapacak, kim kontrol edecek, nasıl doğrulanacak, bunların görüşülmesi gerekiyor. Bunlar görüşülecek.
MUTABAKATA NASIL VARILDI:
Savaş koşullarındaki güvenlik tedbirleri ve ABD’ye yönelik güven eksikliğinden ötürü İran’ın yanıtları veya önerilerinin ABD tarafına ulaşması bazen zaman alıyordu. ABD tarafının bir saatte yanıt verdiği bir konuya İranlılar bazen bir haftada ancak cevap verebiliyorlardı. Tabii bu arada zaman zaman karşılıklı saldırılar yaşandı. Ayrıca İsrail’in Lübnan’ı işgali, süreci geciktirdi. İki tarafı da doğrudan görüşmeye teşvik etmeye gayret gösterdim.
İSRAİL’İN SALDIRGAN POLİTİKALARI
: İsrail’in saldırgan tavrı bütün dünyanın sorunu haline gelmiş durumda. Bu tek başına Türkiye’nin sorunu değildir. İsrail bölgede yıkım olsun istiyor. Bazı ülkeleri işgal etmek, terör uygulamak istiyor. Bunun küresel düzeyde güvenlik bakımından, ayrıca ekonomik alanda yansımaları var. İsrail’in giderek daha fazla diplomatik tepkiyle karşılaştığını görmekteyiz. Bu diplomatik tepkinin sonuç vermesini ve bölgemizdeki tüm ülkelerin barış, istikrar ve refah içinde yaşamasını ümit ediyoruz.
ODAK YENİDEN GAZZE
: Savaş, Gazze konusunun geri planda kalmasına neden oldu. Bu mesele çözülünce bölge ülkelerinin Gazze konusuna daha fazla odaklanması mümkün olacak. İsrail Gazzelileri hedef almaya devam ediyor. İkinci aşamaya geçilebilmesi için çalışmalar devam ediyor. MİT’le beraber bu sürecin içinde yer alıyoruz.
ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ
: En önemli konu, ABD ile Avrupalıların NATO’ya bakışındaki nüanslar ne şekilde tezahür edecek? Çok önemli konular var ve bunların ABD Başkanı’nın bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanması mümkün değil. Pek çok Avrupa ülkesi, toplantının Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye’de yapılacak olmasının Başkan Trump’un Zirve’ye katılmasını mümkün kılan en önemli faktör olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanımız olmasa, Türkiye olmasa, Trump gelmeyecekti ve zaten buraya önem vermediğini fiili olarak deklare etmiş olacaktı. Çok önemli meseleler bizi bekliyor. Bu konular bakımından Ankara Zirvesi büyük bir fırsat teşkil ediyor. Herkes, bütün Avrupalı liderler şuna güveniyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkler bu süreci yönetirler. NATO’nun içerisinde kabaca üç grup var. ABD başlı başına bir kutup. Avrupa Birliği bir kutup (Birleşik Krallık, iki kampa da çok yakın), bir de bunun dışında kalan ülkeler. Bunun dışında kalan ülkelerden de tek başına görüş oluşturma, adeta bir kutup olma niteliği taşıyan ülke, Türkiye. Zirveye küresel açıdan böylesi önemli bir dönemde Türkiye’nin ev sahipliği yapması, Türkiye’nin uluslararası rolü ve NATO’daki konumunun pekişmesi açısından önemli. 2024 yılında bu Zirve’yi düzenlemeye talip olduğumuzda bu kritik dönemi öngörmüştük, esasen.
3+3 MEKANİZMASI MUTABAKATI
: Güney Kafkasya’da 3+3 Mekanizması’nın işletilmesi konusunda mutabık kaldık. Türkiye, Rusya, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki işbirliğinin derinleştirilebilmesi bakımından çok önemli bir mekanizma bu. Biz bölge ülkeleri olarak şunu görebilmeliyiz: Rekabet ve tahakküm arayışları yerine işbirliğini ön plana çıkarmamız lazım. Bu anlayışın Ortadoğu’daki son gelişmeler bağlamında belli bir noktaya gelmekte olduğunu görüyoruz. Aynı bakış açısıyla Güney Kafkasya ve Orta Asya’da ekonomilerimizi güçlendirebilir, istikrarı artırabiliriz. Tahakküm kurma arayışlarına son verilmesi lazım. Barış, huzur ve istikrar hepimizin lehine olacaktır.
ERMENİSTAN’LA NORMALLEŞME
: Paşinyan Hükümeti çok önemli adımlar attı. Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle doğrudan ticaret ve uçuşlar dahil olmak üzere birçok önemli adım daha atıldı. Yeni dönemde yapılması gerekenler de ortada. Biz o koşullar ortaya çıktığında normalleşmeye hazırız.