|
Hür ve müstakil siyaset

28 Mayıs seçimlerinin ardından Millet ittifakının seçimin neden kaybedildiği ile ilgili özeleştiriler, çeşitli sonuçların ortaya çıkmasını sağladı. Örneğin CHP’de bu muhasebe partide kurultay yoluyla genel başkanlık ve parti meclisi dahil olmak üzere bütün kadroları kapsayan bir aktörel değişimi beraberinde getirdi.

Millet ittifakını oluşturan en önemli bileşenlerden olan İYİ Parti ise seçimin neden kaybedildiğiyle ilgili muhasebelerde sorunun muhatabı olarak doğrudan kendisini merkeze koymamıştı. İYİ Parti’yi dışsal birtakım sebeplerden etkilenen edilgen bir parti olarak değerlendirme yoluna giden parti yetkilileri, sorunun ittifak ile üretilen siyaset tarzı ile ilişkili olduğunu savundular. Nitekim seçimin neden kaybedildiği sorularının cevapları, genelde ittifakın 14 Mayıs öncesinde yaşadığı problemlere, 3-6 Mart tartışmalarına ve aday seçimindeki krizlere odaklanmaktadır. İYİ Parti’nin kendileri ile ilgili en önemli eleştirisi ise partinin seçmen nezdinde CHP’nin uydusu olarak görüldüğü ve müstakil bir siyaset izlemediği algısıdır. Hiç kuşkusuz 3 Mart’ta, masanın Kılıçdaroğlu adaylığına yönelik pazarlıklar üzerinden kuşatıldığını ifade ederek masadan kalkan Akşener’in hangi gerekçe ile masaya tekrar döndüğü sorusuna anlamlı bir cevap verememesi bu algıyı besleyen bir husustur.

Seçim sonrasında İYİ Parti açısından yapılan özeleştirilerin CHP’ye göre farklılık gösterdiği de çok açık. Nitekim benzer bir süreçte kendi yönetimini doğrudan sorumlu gören CHP parti yönetimi ve seçmeni, genel başkanlık dahil olmak üzere partide önemli bir değişim olması gerektiğini savundular. Benzer bir durumda İYİ Parti yaptığı olağan kongrede Akşener’i tekrar genel başkan olarak tayin etmiş ve Akşener liderliğinde konsolide olan bir parti görünümü vermiştir. Aynı Akşener, kurultayda yaptığı konuşmada, CHP’ye mecburiyetin kendileri açısından ürettiği sorunlara değinmiş ve daha cesaretli olabileceklerini ifade etmiştir. Akşener’in sorunların kökeni olarak gördüğü, seçimlere girebilmek adına CHP’den transfer edilen 15 milletvekilinin partiyi CHP’ye mecbur bıraktığı özeleştirisi ise, doğrudan parti ile ilgili olması açısından önemli.


Hür Siyasetin İzleği

Akşener’in CHP’nin gölgesinde siyaset yapmak olarak yorumladığı bu duruma karşı geliştirdiği formül çok açıktı. Kurultayda yeni bir sayfa açılacağını deklare eden Akşener, Türkiye’nin ittifaklar siyaseti ekseninde, üçüncü bir yol olacaklarını ittifak ya da yeni işbirliklerinde dışarıda duran bir alternatif olacaklarını ifade etmesi, bugünü işaret eden bir sinyaldi.

İYİ Parti’nin CHP’nin gölgesinden uzaklaşma ve otonomi geliştirme çabası önemli bir meydan okuma. Nitekim Genel İdare Kurulunda önemli bir çoğunlukla alınan karara, teşkilatlar başta olmak üzere parti içerisinden çeşitli düzeylerdeki aktörler tarafından ciddi eleştiriler getirildi. Bu noktada özellikle İstanbul ve Ankara’da geri adım atılacağı ve İmamoğlu ile Yavaş’ın destekle-nebileceği ihtimalini gündemde tutmaya çalışan aktörler, İYİ Parti’nin hür ve müstakil siyasetine çeşitli açılardan mukavemet etmektedirler.

İYİ Parti’nin bu süreçte yüzleşmesi gereken birkaç akut gündem söz konusu. Birincisi, hür ve müstakil bir parti olarak yoluna devam etme kararına teşkilatlardan gelebilecek ve zaman içerisinde kuvvetlenmesi muhtemel olan baskı ile yüzleşme. İkinci konu ise İYİ Parti ve Akşener’e tıpkı 3-6 Mart krizinde olduğu gibi, CHP medyasının yönelttiği eleştiri ve uyguladığı psikolojik baskı. Nitekim
karardan sonra CHP’ye yakın bazı mecralarda, kararın Cumhur ittifakının kazanmasına imkan tanıyacak bir zemin hazırladığı ve Akşener’in yanlış bir siyaset izlediği yorumları yapılmıştır.
Konuyla ilgili bir köşe yazısında Akşener, Birleşik Krallık Başbakanlığı yapmış ve sert karakteriyle dünya siyasetinde iz bırakmış olan Margaret Thatcher ile karşılaştırılmış ve bu konudaki kararlığına vurgu yapılmıştır. Benzer eleştirilerin seçimler öncesinde yoğunlaşacağını düşündüğümüzde, Akşener ve İYİ Parti’nin bu eleştirilere karşı tavrının ne olacağı önemli olacaktır. Hiç kuşkusuz Akşener ve parti kurullarının aldığı bu karara yönelik en büyük eleştiri, İYİ Parti’nin kendi adaylarını çıkartması durumunda 2019’da sergilenen başarının tekrarlanamayacağıdır. Akşener’in bu eleştirilere yanıt niteliğinde “biz bu partiyi CHP’nin adaylarını seçtirmek için kurmadık” sözlerinin, parti açısından mutlak bir bağlayıcılık üretip üretmeyeceğini seçimler öncesinde takip etmek önemli olacaktır.
İYİ Parti açısından bir diğer konu ise partinin kendisini ideolojik olarak nerede konumlandıracağı.
Milliyetçiliğin MHP tarafından yeterince temsil edilmediği iddiasıyla siyasi hayatına başlayan partinin zamanla eklektik bir siyaset tarzı benimsemesi, partinin kimliğiyle ilgili ciddi tartışmalara neden olmuştur
. Hatırlayalım 6’lı masada HDP’nin desteğine yönelik itirazlar yükselmiş ve o itirazlar Yavuz Ağıralioğlu’nun istifası ile sonuçlanmıştır.

Kimlik ve konumlanma ile ilgili beklentilere anlamlı bir karşılık verilmesi durumunda İYİ Parti’nin özellikle sağ, milliyetçi ve muhafazakar seçmenden oy alması mümkün olacaktır. Tabii İYİ Parti’nin 2028 seçimleri öncesinde kendisini var edebilmesi ve güçlü bir alternatif olarak konumlandırabilmesi için yerel seçimlerde de bir başarı göstermesi gerecektir. Hiç kuşkusuz siyasette kalıcı olabilmek ve yeni iddialara sahip olmak sadece Genel Seçimlere has bir durum değildir.

#siyaset
#politika
#Turgay Yerlikaya
2 ay önce
default-profile-img
Hür ve müstakil siyaset
Genetiğiyle oynanmış yaratıklar
Akbank’ın önünde armut ağacı
Vursun abi!
Ekmek arası mutluluk
Parlak birer yıldız