Bir bölünme hikayesi: Adalet Partisi ve CHP karşılaştırması

04:0025/06/2026, Perşembe
G: 25/06/2026, Perşembe
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Turgay Yerlikaya

CHP içi tartışmaların hukuk alanına taşınması ile ortaya çıkan bağlam, partideki çatışmaları herhangi bir başka örnek ile mukayese etmeyi zorlaştırıyor. Zaman zaman Türk siyasi tarihinde birtakım bölünme ve yeni parti deneyimleri ile karşılaştırılan bu süreç, hiç kuşkusuz kendi içinde çözümlenmesi gereken bir biricikliği de barındırıyor. Fakat partide arınmacı ve değişimci gruba yaslanmadan gri bir alanı temsil eden ve örgütün dağılmadan hayata devam etmesi ve kurumsal kimliğini muhafaza etmesi

CHP içi tartışmaların hukuk alanına taşınması ile ortaya çıkan bağlam, partideki çatışmaları herhangi bir başka örnek ile mukayese etmeyi zorlaştırıyor. Zaman zaman Türk siyasi tarihinde birtakım bölünme ve yeni parti deneyimleri ile karşılaştırılan bu süreç, hiç kuşkusuz kendi içinde çözümlenmesi gereken bir biricikliği de barındırıyor. Fakat partide arınmacı ve değişimci gruba yaslanmadan gri bir alanı temsil eden ve örgütün dağılmadan hayata devam etmesi ve kurumsal kimliğini muhafaza etmesi gerektiğini düşünenler de var. Gri alanı oluşturan bu isimlerin tavsiye ettikleri yol, bugünkü tabloda CHP’nin ne ölçüde başarabileceği bir husus o ayrı bir tartışma.

Bölünmenin sadece CHP’yi ilgilendirmediği, bu etkinin muhalefetin bütünü ve solun geleceği açısından da büyük önem taşıdığı argümanı, gri alandaki isimlerin dile getirdikleri hususlar. Bu bağlamda bölünmenin yaratacağı risk ve zorlukları Adalet Partisi (AP) örneği üzerinden dile getirenler CHP ile AP arasında bir benzerlik kuruyorlar. Adalet Partisi içerisinde etkisi görece yoğun olan bir ekibin partiden ayrılması ile kaybedilen iktidar ve merkez sağın bölünmesi hikayesinden bir ders çıkartılması ve dolayısıyla CHP’nin bölünmemesi gerektiğini salık veriyorlar. Peki CHP içerisinde 2023 yılında başlayan bölünmenin bugün hukuki alana taşınması ile yaşanan tartışma, AP örneği ile ne kadar benzeşiyor? Ya da AP’nin bölünmesi ile yaşanan ayrışma, CHP açısından ne kadar yol gösterici?

AP DENEYİMİ

Cumhuriyet tarihinde genel başkanın delege tarafından seçildiği ilk kurultay Adalet Partisi’nin 27 Kasım 1964 tarihli kurultayıdır. Süleyman Demirel, Sadettin Bilgiç ve Tekin Arıburun arasında yaşanan mücadelenin kazananı açık ara Demirel olmuş ve bu galibiyet 1965 seçimlerindeki zaferin de habercisi olmuştur. Zira Adalet Partisi’nde kimin genel başkan olacağı aynı zamanda kimin başbakan olacağını da belirleyecekti.

1961 seçimleri ile AP lehine oluşan rüzgâr zamanla partiye yönelik teveccühü artırmış ve 1965 sonrasında Demirel gibi bir pragmatik siyasetçinin tarz-ı siyasetiyle iktidar olabilmek çok daha mümkün hale gelmiştir. Fakat AP’nin zaferine rağmen esas sorun parti içinde kurultay marifetiyle nihayete erdiği düşünülen bölünmenin devam etmesiydi. Demirel’in karşısındaki en güçlü aday olan Bilgiç’in kurultayda kaybetmesi parti içi muhalefetini engellememiş bilakis Bilgiç hemen her aşamada bu muhalefeti sürdürmeyi yeğlemiştir. AP’nin kuruluşundan beri hissedilen ayrışma, kurultayda nihayete erdirilememiş ve Bilgiç’in evi adeta parti içi muhalefetin toplanma merkezi olmuştur. Genel Merkez idaresine karşı çıkanların uğrak yeri olan Bilgiç’in evi, AP’nin siyasetteki ağırlığına rağmen devam etmiş ve bu ayrışma Bilgiç ve arkadaşlarının kuvvetli muhalefeti ile devam etmiştir.

Parti içinde devam edegelen bu çatışma, AP’nin 1965 seçimleri zaferi sonucunda kurulan hükümet sonrasında çok daha belirgin biçimde hissedilmişti. Hükümet kurma görevi kendisine tevdi edilen Demirel, hummalı bir çalışmanın ardından kabineyi açıklamış ve bu açıklamanın hemen akabinde parti içinde derin bir sessizlik ve hayal kırıklığı yaşanmıştır. Demirel, kendisine muhalefet eden Bilgiç ve arkadaşlarını hükümete dahil etmemiş, bu durum var olan huzursuzluğu daha da fazla artırmıştır. Sonraları Bilgiç’in kabinede bakanlık ile taltif edilmesi 1969’da yaşanacak büyük ayrışmaya mani olamamış ve aynı sene yapılan seçimlerin akabinde Bilgiç ve arkadaşlarının bütünüyle hükümette yer almaması var olan ayrışmayı daha da kırılgan hale getirmiştir.

1969 ve sonrasında yaşanan bu ayrışma, Bilgiç ve arkadaşlarının Demirel tarafından tamamen tasfiye edilmesi sonucunu ortaya çıkarmıştır. İki grup arasındaki bu kriz, 1969 seçimlerindeki siyasi tasfiye ile doğrudan ilişkili olsa da bu ayrışmaya neden teşkil edebilecek fikri ihtilaflar da söz konusu. Demokrat Partililerin affedilmesi başta olmak üzere asker-sivil ilişkileri gibi birçok konuda ayrışan iki grup, 1970’te büyük kırılma yaşadı.

1970 yılında gerçekleşen bütçe oylamasına muhalefet eden Bilgiç ve arkadaşları, muhalefetle birleşmek marifetiyle bütçeye onay vermemişler, bu da Demirel hükümetinin istifasına neden olmuştur. Partiyi zora sokan bu duruma neden olan muhalif grubun partiden ihracı kararlaştırılmış ve yaşanan ihraçlarla 1970 yılında Demokratik Parti ortaya çıkmıştır. Ferruh Bozbeyli gibi isimlerin de eklemlendiği bu parti, 1973 seçimlerinde sadece yüzde 11 oy almış ve AP’nin tek başına iktidar olabilmesinin de önünü kapatmıştır. Merkez sağda ciddi bir kırılma anlamına gelen bu süreç 1970’lerde yaşanan siyasi istikrarsızlıklar açısından da ciddi bir önem teşkil etmektedir.

AP ve Türk demokrasi tarihi açısından önemli kırılmalara neden olan parti içi ayrışma bu açıdan CHP ile ne ölçüde mukayese edilebilir? Bugünkü CHP, fikri ve ideolojik ayrışmalardan ziyade parti içi mücadelenin sahnesi olan kurultay sürecinin hukuk dışı yollarla kazanılması üzerinden bir tartışma yaşamaktadır. Bir diğer önemli farklılık ise AP’deki ayrışmanın partinin iktidar sürecinde olmasına rağmen devam etmesidir. CHP’nin ana muhalefetteki potansiyeli ve iktidar olabilme ihtimali her zaman mümkün olsa bile partinin muhalefette iken yaşadığı bu ayrışma AP tecrübesi ile CHP’yi farklılaştırmaktadır. Bir diğer önemli farklılık ise CHP’deki parti içi muhalefetin herhangi bir ideolojik farklılığa yaslanmadan devam ediyor olmasıdır. 2023 yılında şaibe iddiasına konu olan parti içi ayrışmada, tarafların CHP’nin istikametine dair çizdikleri perspektifte de hissedilen bu durum, CHP örneğini farklı bir yere oturtuyor. Her bölünme başarısız olur mu sorusunun cevabı da hiç kuşkusuz tek değil. Sonraki yazılarda bu konuda daha geniş bir çerçeve çizeceğim.

#CHP
#politika
#hukuk