Alelâde ile fevkalâde

04:006/05/2026, Wednesday
G: 6/05/2026, Wednesday
Mustafa Kutlu

Eyüp’te sadece türbeler, mezarlar ve serviler yok. Yani yirmi beş otuz yıl öncesine kadar Eyüp’te başka şeyler de varmış. Ne acı... Neredeyse “bir varmış, bir yokmuş” diyeceğiz. İstanbul için sık sık bu tabiri kullanmak, her geçen gün onun bir köşesini nisyana terk etmek, ne acı. Hayıflanmak veya nostaljik duygulara kapılmak bir şey ifade etmiyor. Evet, Eyüp’te mesela kebapçılar varmış. Özellikle tandır kebabı çok ünlü imiş. Ne de olsa ziyarete gelenler var. Bunca konuğu nasıl ağırlayacak Eyüp esnafı?

Eyüp’te sadece türbeler, mezarlar ve serviler yok.

Yani yirmi beş otuz yıl öncesine kadar Eyüp’te başka şeyler de varmış. Ne acı... Neredeyse “bir varmış, bir yokmuş” diyeceğiz. İstanbul için sık sık bu tabiri kullanmak, her geçen gün onun bir köşesini nisyana terk etmek, ne acı. Hayıflanmak veya nostaljik duygulara kapılmak bir şey ifade etmiyor.

Evet, Eyüp’te mesela kebapçılar varmış. Özellikle tandır kebabı çok ünlü imiş. Ne de olsa ziyarete gelenler var. Bunca konuğu nasıl ağırlayacak Eyüp esnafı? Geleni aç acına geri mi gönderecek?

Reşat Ekrem Koçu’nun anlattığına göre Hacı Baba diye anılan son Eyüp kebapçısı altmışlı yıllara kadar tek başına icray-ı sanat ediyormuş. 1958 istimlâkinde bu son dükkân da yıkılınca artık kebap falan kalmamış.

Peki, varsın kapansın kebapçı dükkânları. Yerine ne konacak acaba? Yeri boş mu kalacak?

Şöyle bir dolaşıyorum çarşı içini, birkaç “Karadeniz pidecisi” var. Hemen her yerde görünen dönerciler, büfeler sıralanmış. Sıradan alelâde dükkânlar. Korkum şu: İnşallah Eyüp Sultan Camii’nin karşısında ünlü kırmızısı ile gün gelip bir Mc Donald’s açılmaz. Bayezid Camii’nin karşısına açıldı çünkü. Olmaz olmaz demeyin.

Kebapçılar dışında Eyüp’te bir vakitler kaymakçılar da varmış.

Evliya Çelebi, Eyüp kaymakçıları için şunları aktarıyor: “...yoğurdu ve kaymağı pek lezzetlidir. Erbab-ı safâ kaymakçı dükkânlarının şahnişinlerinde oturarak kaymak yerler, halis süt içerler, bal yerler.”

Pek tabii kebapçılar gibi kaymakçılar da sırra kadem basmış. Son kalan kaymakçılar altmışlı yıllarda kaypanmış. Sahi acaba kaymak kültürü ile ilgili olarak hâlâ bir şeyler hatırlıyor muyuz? Yoksa “Çokoprens” yemeye alıştırılan çocuklarımız kaymak dürümlerini gördüklerinde şaşırıp “anne bu ne” diye gözlerini iri iri açıp bakıyorlar mı?

Kebapçılar ve kaymakçılardan sonra Eyüp Sultan’a başka bir özellik katan ünlü Eyüp oyuncakçıları da bir bir yok olmuş. Oysa ki Eyüp’te yapılan yerli oyuncaklar bütün memlekete nam salmıştır. Evliya Çelebi Eyüp oyuncakçılarının yüz dükkân kadar olduklarını kaydediyor.

Bunda anlaşılmayacak bir şey yok.

Tabii ki türbe ziyaretine pek çok vesile ile çocukları getiriyorlardı. Düğünde, nişanda, kurbanda, sünnette, bayramda velhasıl her sevinçli günde çoluk çocuk Eyüp Sultan’a akın ediyordu. Hâlâ da öyledir.

Eyüp Sultan ziyareti çocuk muhayyilesinde sadece bir mezar, türbe ve cami görüntüsü taşımıyordu. Esnaf türlü türlü oyuncaklar ile çocukları sevindiriyor; Eyüp, çocukların zihninde her zaman gidilecek, gezilecek ve güzel bir oyuncakla geri dönülecek hulyalı bir yer olarak kalıyordu.

Böyle böyle Eyüp’ün fevkalâde olan, özellik arz eden yanları törpülendi. Sadece Eyüp’ün değil, bütün ülkenin. Yıkılanın yerini silik, özentisiz, derme-çatma, köksüz, sıradan şeyler aldı. Hayatımız fevkalade taraflarını bir bir yitiriyor. Vasıfsız, kalitesiz, alelade bir görüntü kazanıyor. Bu silik şahsiyet bizi nerelere sürükleyecek daha, bakalım?..

Eyüpsultan’a yeni evliler kadar sünnet çocuklarını da götürmek âdettendir.
#aktüel
#hayat
#mustafa kutlu