Danimarka, ifade özgürlüğü ve insan hakları tartışmalarını alevlendiren şok edici bir polis baskınıyla sarsılıyor. Aktivist ve gazeteci Lars Andersen, sosyal medya hesabından paylaştığı bir video ile Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’i eleştirdiği ve Frederiksen'in cep telefonu numarasını açık bir şekilde teşhir ettiği gerekçesiyle evine düzenlenen maskeli polis baskınını ifşa etti. Görüntülerde, Andersen’in üzerinde hiçbir kıyafet bulunmadığı sırada polislerin kapıyı balyozlarla parçalayarak içeri girdiği, ardından bir polisin acilen elektrik panosuna yönelerek evdeki tüm internet ve kamera sistemini devre dışı bırakmaya çalıştığı net bir şekilde görülüyor. Sosyal medyada küresel çapta infial oluşturun olayın ardından Andersen, maruz kaldığı olayın detaylarını anlattı.
Aynı zamanda eski bir polis memuru olan ve yaklaşık 15 yıldır liberteryen çizgide gizlilik aktivizmi yürüten Lars Andersen, maskeli polislerin hiçbir ön uyarı yapmadan evini basmasına neden olan süreci şu sözlerle aktardı:
Lars Andersen'in baskın yapılmasına neden olduğunu iddia ettiği paylaşımı
“Tutuklanmam ve kapımı kırarak giren maskeli polislerin eylemleri hakkında düşünme fırsatım oldu. Hikayenin önsözü şu: Mizahi bir yaklaşımla, 'en sevdiğim iki sayı'yı harflerle kodlayarak biri 10 haneli, diğeri 8 haneli iki numara yayınladım. Ne anlama geldiklerini açıkça söylemedim ama bunlar Başbakan Mette Frederiksen'in sosyal güvenlik numarası ve kişisel telefon numarasıydı. Ayrıca, Başbakan Frederiksen'e WhatsApp üzerinden ulaşarak röportaj talep ettiğim bir ekran görüntüsünü de paylaştım. Ona, Avrupa genelinde şifrelemeyi yasaklama isteği (CSA) ve polise istihbarat servisleri aracılığıyla tıbbi kayıtlar, sosyal medya paylaşımları, DNA kayıtları gibi bilgilere erişim hakkı tanıyarak getirilmek istenen kitlesel gözetimi sormuştum. İşte bu paylaşımlar, silahlı ve maskeli polislerin kapımı kırarak beni tutuklamasına yol açtı; bana kapıyı açma şansı bile tanımadılar.”
Lars Andersen'in baskın yapılmasına neden olduğunu iddia ettiği paylaşımı
"Danimarka ve Batı yanlış yöne gidiyor"
Uğradığı şok baskının ardından ülkesinin ve Batı dünyasının geleceği hakkında derin bir endişe duyduğunu belirten gazeteci Lars Andersen, “Danimarka ve tüm Batı dünyası maalesef çok yanlış, baskıcı bir yöne doğru hızla ilerliyor ve bu durum bir vatandaş ve gazeteci olarak beni derinden üzüyor” diyerek sözlerini tamamladı. Danimarka hükümetinin ve emniyet güçlerinin, muhalif bir gazetecinin dijital mahremiyet ve kitlesel gözetim eleştirilerine karşı sergilediği bu sert tutum, Avrupa genelinde "polis devleti" uygulaması olarak nitelendirilerek büyük tepki topladı.