
Cinsel kimlik bozuklukları ve aileyi tehdit eden bireysel sorunlara karşı çözüm üretme çabasında olan Dünya Çocuk ve Aile Koruma Platformu, alanında uzman isimleri bir araya getirdiği 3. uluslararası sempozyumunu gerçekleştirdi. İki gün süren sempozyumda, ABD’den gelen Psikoterapist David Pickup, İngiltere'den Dr. Mike Davidson, alanında uzman 28 bilim adamı ve bilim kadını, dijital medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini inceledi. Davidson, İngiltere başta olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesinin; LGBT'li olduğunu öne sürerek söz konusu yaşam biçimine sahip olan kişilerin, pişman olarak iyileşmek istedikleri takdirde, ‘dönüşüm terapisini’ yasakladığını ve suç saydığını anlattı. İbn-i Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan ve Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülfettin Çelik de konuşmacılar arasında yer alarak, gençlerin sosyal medya ile ilişkilerine dair çözüm önerilerinde bulundu.
2020 yılında 60 STK, 21 bilim adamı ve bilim kadının öncülüğünde kurulan Dünya Çocuk ve Aile Koruma Platformu, 8 Aralık Cuma günü Üsküdar Bağlarbaşı Kongre Merkezi'nde alanında yetkin isimlerin katıldığı üçüncü sempozyumunu gerçekleştirdi.
Sempozyum, çocuk ve ailelerin korunması, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkıda bulunma amacı güden 62 sivil toplum kuruluşunun ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İbn-i Haldun Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ve İzmir Demokrasi Üniversitelerinin bir araya gelerek oluşturduğu Dünya Çocuk ve Aile Koruma Platformu tarafından organize edildi.


'Dijitalleşme kimlik kargaşasına yol açıyor'

Sempozyumun ilk gününde dikkat çeken konuşmacılardan psikoterapist David Pickup ve Dr. Mike Davidson deneyimlerini sempozyumdaki dinleyicilere aktardı.
Amerikalı doktor dijital bağımlılığa dikkat çekti

'İngiltere'de dönüşüm terapisi yasak ve uygulayana hapis cezası var'

'Eli çocukların üzerinde olan bir 'canavar' var'

'Cinsel kimlik karmaşası son 10 yılda arttı'
Uzman Doktor Lütfiye Söğütlü, sempozyumun önemli konuşmacılarından biri olarak dijitalleşmenin çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini ele aldı. Söğütlü, dijitalleşmenin çocuklar ve gençler üzerindeki etkisi üzerine konuşarak, "Cinsel kimlikten yakınma, cinsiyet disforisi dediğimiz kavramı oluşturuyor. Bu, bireyin biyolojik cinsiyetinden şiddetli ve sürekli rahatsızlık duyması anlamına gelir. Son 10 yılda bu konuda bir artış gözlemleniyor. Transgender olarak tanımlanan ve cinsiyet disforisi iddia edilen ergenlerin sayısında artış var. Bu, özellikle biyolojik cinsiyeti kız olanların çoğunluğunu oluşturuyor" dedi. Doktor Söğütlü, sosyal medya platformlarında "kendimi nasıl keserim" gibi içeriklerin dahi kolaylıkla bulunabildiğini ve gençlere ulaşamayacakları bir güzellik algısının dayatıldığını söyledi. Bu durumun aileleri çaresiz bıraktığını vurgulayan Söğütlü, dijital bağımlılığın ve cinsel kimlik karmaşasının gençlerde benlik kaybına yol açtığını ifade etti.









