Trump’ın elinde bir tek Hürmüz kaldı

04:003/04/2026, Cuma
G: 3/04/2026, Cuma
Yeni Şafak
Donald Trump.
Donald Trump.

Trump, ulusa sesleniş konuşmasında “İran Taş Devri'ne dönecek” diyerek savaşın uzayacağı mesajını da verdi ancak hedef belirsiz. 28 Şubat’ta başlayan saldırılarda temel amaç ‘rejim değişikliği’, nükleer kapasiteyi sıfırlama ve balistik füzeleri imhayken şimdiki odak savaşta kapanan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına döndü. Bir Amerikalı yetkili Axios’a “İlk hafta plan vardı. O tarihten bu yana gidişata göre hareket ediliyor” diyerek acziyeti özetledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın dün Beyaz Saray'da yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında "Taş Devri'ne dönecek" tehdidiyle 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşın uzayacağını gözler önüne serdi. ABD yönetimini İran’a yönelik başlatılan ve “Efsanevi Öfke Operasyonu” olarak adlandırılan saldırılara ilişkin açıklamaları, savaşın gerçek hedeflerine dair ciddi soru işaretleri doğurdu. ABD ve İsrail’in ortak operasyonu olarak duyurulan saldırıların ardından Trump’ın farklı zamanlarda yaptığı açıklamalar, stratejik hedeflerin netliği konusunda çelişkili bir tablo ortaya koyuyor. Amerikan Axios internet haber sitesi de ABD yönetiminden gelen açıklamaları, “İlk haftaya ait bir plan vardı; o tarihten bu yana gidişata göre hareket ediliyor” yorumuyla değerlendirdi. Saldırıların ilk duyurulduğu saatlerde Trump, operasyonun temel amacını İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek olarak tanımladı. Ancak aynı açıklamada İran halkına “Ülkenizi geri alın” çağrısı yapması, hedefler arasında rejim değişikliğinin de olabileceği yönünde yorumlara neden oldu. Savaşın başında açık olan Hürmüz Boğazı'nın, ilerleyen süreçte kapanması nedeniyle seyir trafiğine yeniden imkan sağlamaya yönelik Washington'ın ana gündemine dönüşmesi ise Trump'ın girdiği çıkmazı, göz önüne serdi.

Füze envanteri hedef iddiası

İlerleyen günlerde ise Beyaz Saray’dan gelen mesajlar değişti. Trump bu kez öncelikli hedefin İran’ın balistik füze kapasitesini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Başkan, “Füzelerini yok etmek ve füze endüstrisini yerle bir etmek” ifadesiyle askeri altyapının hedef alındığını vurguladı. ABD yönetimi, İran’ın füze ve fırlatma sistemlerinin yaklaşık yüzde 90’ının devre dışı bırakıldığını iddia etse de İran’ın hem Israel’e hem de bölgedeki diğer hedeflere yönelik füze ve İHA saldırılarının sürdüğü bildiriliyor.

Sanayi alt yapısının çökertilmesi

Bir diğer hedef olarak İran’ın savunma sanayii altyapısının çökertilmesi öne çıktı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın açıklamalarına göre, saldırılarda silah üretim tesisleri ile füze ve insansız hava aracı fabrikaları doğrudan hedef alındı. Ancak bu hedefin zaman zaman resmi söylemden çıkarılması, operasyonun kapsamı konusunda belirsizlik yarattı.

Donanmayı imha ettik açıklaması

Trump yönetimi ayrıca İran’ın deniz ve hava gücünü etkisiz hale getirmeyi amaçladığını açıkladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 150’den fazla İran gemisinin imha edildiğini ya da ağır hasar aldığını öne sürdü. Buna rağmen İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini tehdit etmeye devam etmesi, bu hedefin ne ölçüde gerçekleştiğine dair tartışmaları beraberinde getirdi.

Nükleer programı ortadan kaldırdık savunması

Nükleer programın tamamen ortadan kaldırılması da öne çıkan başlıklardan biri oldu. Trump daha önce İran’ın nükleer kapasitesinin “yok edildiğini” iddia etmişti. Ancak son açıklamalarda İran’ın hâlâ kısa sürede nükleer silah üretebilecek noktada olduğu savunuldu. İran’daki bazı nükleer tesislerin vurulduğu bildirilirken, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Ancak ABD Başkanı'nın önceki günkü konuşmasında, İran'ın elindeki uranyum stoklarının çok derinde olduğunu ve ele geçirmek için planları olmadığını iddia etmesi, hem savaşın gerekçeleri hem de hedefleri konusunda soru işaretlerini artırdı.

Bölge ülkelerinin güvenliğini sağlamak

Bunun yanı sıra Trump, operasyonların bölgedeki ABD müttefiklerini koruma amacı taşıdığını da dile getirdi. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelerin güvenliğinin öncelikler arasında olduğu ifade edildi. Ne var ki ABD ordusunun savaşın ilk günlerinde isabet alan bölgedeki 13 üssünü koruyamadığı ve buralarda bulunan askerlerini çekmek zorunda kaldığına ilişkin haberler, Washington'ın hedef ve iddialarının aksine adımlar atmak zorunda kaldığını ortaya koydu.

Krizi tetikleyen engel

ABD yönetiminin savaşın başında hedefleri arasında olmayan bir konu ise başlıca gündeme dönüştü. 28 Şubat'ta başlayan savaşta, dünya enerji tedarikinin yüzde 20'sini sağlanan Hürmüz Boğazı'nı kapatması, Washington'ın önceliklerinde değişime neden olurken, stratejik su yolunun açılmasını ana hedeflerinden birine dönüştürdü. Trump yönetimi, bu konuda doğrudan müdahil olma yolunu göze alamazken, müttefiklerini de ikna edemedi. Sonuçta, savaşın gerekçelerinden biri olmayan bir konu tüm dünyayı etkileyen bir krizi tetikledi.

"ABD'nin Stratejisi Net değil"

  • Trump'ın hedeflerini farklı zamanlarda farklı şekillerde dile getirilmesi, operasyonun nihai amacının ne olduğu sorusunu açık bırakıyor. Uzmanlara göre, hem rejim değişikliği iması hem de askeri hedeflerin çeşitliliği, Washington’ın net bir strateji ortaya koymakta zorlandığını gösteriyor. Sonuç olarak 28 Şubat'ta ilan edilen savaş kapsamında dile getirilen hedefler, nükleer programın durdurulmasından füze kapasitesinin yok edilmesine, deniz gücünün zayıflatılmasından bölgesel güvenliğin sağlanmasına kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Ancak bu hedeflerin ne kadarının gerçekleştirilebileceği ve savaşın nasıl bir sonuca ulaşacağı, belirsizliğini korumaya devam ediyor.


#Donald Trump
#ABD
#Hürmüz Boğazı
#Politika