Suça sürüklenen çocuklardan Meclis'e mektup: 'İlk suçta salınmasaydım bu kadar rahat davranmazdım'

Uğur Duyan
Uğur Duyan
04:0013/03/2026, Cuma
G: 13/03/2026, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Küçük yaştaki çocukların işlediği suçların cezasız kalması hem çocukların yeniden suça bulaşmalarına yol açıyor hem de onları kullanan çeteleri cesaretlendiriyor. Şimdi onlarca yıl hapis cezasına çarptırılan çocuklar, cezaevinden Meclis’e gönderdikleri mektupta “Keşke ilk suçumuzda tahliye edilmeseydik de caydırıcı bir ceza alsaydık” dediler.

TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nda yapılan çalışmalar, çocuk suçluluğunun arkasındaki 'cezasızlık algısını' çarpıcı biçimde ortaya koydu. Cezaevlerinden komisyona gönderilen mektuplar, suça sürüklenen çocukların karşılaştığı ağır sonuçları önüne serdi.

HÜKÜMLÜ GENÇLERİN MEKTUPLARINI OKUDU

Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, cezaevindeki gençlerden gelen mektuplardan örnekler paylaştı. Bir çocuğun mektubunda "O zamanlar saldıklarında çok mutlu oluyordum, keşke salmasalarmış. Suçum 150-160 olunca yakalandım. 16 yaşında cezaevine girdim. İlk işlediğim suçlarda salınmasam bu kadar rahat davranmayabilirdim" ifadelerini kullandığını aktaran Durgut, çocuğun mükerrer suçlardan dolayı 69 yıl 182 ay cezası olduğunu belirtti. Başka bir mektupta çocuğun uyuşturucuya alıştırıldığını, defalarca suç işlediğini, yakalandığını, çocuk olduğunu ve serbest kaldığını anlattığını belirten Durgut, "Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı defalarca verilerek serbest kaldım ve bu suçun caydırıcılığı olmadığı gibi çocukluğumu ve şimdi de gençliğimi kurban ettiler. İlk suçta değilse bile ikinci suçta ağır olmasa da bir yaptırım alsaydım belki çoktan ıslah olmuş, buralarda değildim" ifadelerini kullandığını söyledi. Durgut’un aktardığı bir diğer mektupta bir genç, 17 yaşında hırsızlık suçundan cezaevine girdiğini, ilk suçlarında yaptıklarının “yanına kâr kaldığını düşündüğünü” yazdı. Durgut, şu an 26 yaşında olan gencin bu süreçte farklı suçlardan toplamda yüz yılın üzerinde ceza aldığını anlattı.

CAYDIRICI VE ADALETLİ OLMALI

Mektupları değerlendiren Durgut, bu çocukların çoğu zaman suçu seçmeden önce korunamamış çocuklar olduğuna, çocukluk döneminde oluşan 'cezasızlık' algısına dikkati çekti. Durgut, ceza konusunda hassas bir denge olması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: "Bu algı kırılmadığında suçlu davranışı giderek ağırlaşıyor ve hem çocuk hem toplum açısından çok daha ağır sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Toplumda büyük infial oluşturan, acımasızca işlenmiş cinayetlerde de benzer bir tartışma gündeme gelmiştir. Toplum, bir yandan suça sürüklenen çocukların korunmasını ve rehabilite edilmesini isterken, diğer yandan ağır suçlarda cezaların caydırıcı ve adalet duygusunu tatmin edecek ölçüde uygulanmasını beklemektedir. Dolayısıyla burada çok hassas bir denge vardır. Bir yanda çocukları koruyan, rehabilitasyonu esas alan, onları tekrar topluma kazandırmayı hedefleyen bir çocuk adalet sistemi, diğer yanda ise suçu teşvik eden ve cezasızlık algısı yaratan boşluklara izin vermeyen, mağdur ailelerin sesini duyan ve toplumda adalet duygusunu tesis edecek bir hukuk düzeni. Komisyonumuzun çalışmaları bu nedenle büyük önem taşımaktadır."



#Suça Sürüklenen Çocuklar
#Toplum
#Suç
#TBMM