
İslâm dünyası bayrama, sapkın-gözü dönmüş Siyonist ve Evanjeliklerin başlattığı savaşın gölgesinde girdi. 59 yıl sonra ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da bayram namazı bile kılınamadı. Kâbe’miz, kutsal şehirler Mekke-Medine tehdit altında. İslâm âleminin kadim şehirleri Bağdat, Şam, Tahran ateş hattında.
Ortadoğu, bu yıl bayrama siren sesleri, patlamalar ve gökyüzünü delen füzelerin gölgesinde girdi. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılarla fitili ateşlenen savaş, üçüncü haftasında bölgenin neredeyse tamamını içine alan geniş çaplı bir çatışmaya dönüştü. Bayramın ilk gününde dahi silahlar susmazken, milyonlarca insan için bu bayram, sevinçten çok hayatta kalma mücadelesi veriyor. Savaşın gidişatı belirsizliğini korurken, en büyük bedeli siviller ödüyor. Yıkılan şehirler, duran ekonomiler ve parçalanan hayatlar, bu savaşın yalnızca cephelerde değil, insanların gündelik yaşamlarında da derin izler bıraktığını gösteriyor. İslam dünyası, bayram günlerinde bile barışa ne kadar uzak olduğunu acı bir şekilde hatırlıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte, yalnızca birkaç hafta içinde en az sekiz ülkeye yayıldı. Bu durum, savaşın ne kadar hızlı bölgesel ve insani krize dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
KÖRFEZ İLK CEPHE OLDU
Savaşın başlangıcında hedef İran’dı. Ancak kısa sürede karşılıklı misillemeler ve İsrail'in kendisine komşu ülkeleri hedef alması çatışmayı Körfez’den Levant’a kadar geniş bir coğrafyaya yaydı. ABD ve İsrail’in hava saldırılarıyla başlayan süreç, İran’ın füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık vermesiyle çok cepheli bir savaşa dönüştü. Körfez ülkeleri bugün adeta ilk cephe hattına dönüşmüş durumda. Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın doğrudan hedef aldığı ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle enerji altyapıları savaşın en kritik hedefleri haline geldi. Katar’da Ras Laffan tesisine yönelik saldırı sonrası sıvılaştırılmış doğalgaz kapasitesinin yaklaşık yüzde 17 düştüğü bildirildi.
TAHRAN, İSFAHAN VE TEBRİZ'DE YIKIM
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in başlattığı saldırılarla başlayan savaşta İran’ın başkenti Tahran başta olmak üzere İsfahan ve Tebriz ağır bombardıman altında. Savaşın ilk günlerinden itibaren onlarca şehir hedef alınırken, özellikle askeri ve stratejik noktaların yoğun şekilde vurulduğu bildiriliyor. İsrail işgal gücü, Tahran ve Tebriz’de başta sağlık merkezleri olmak üzere, okulları ve sivil yerleşim alanlarını da vuruyor. Tahran’da Genelkurmay ve istihbarat binaları gibi kritik noktalar füzeler ve savaş uçaklarıyla vurulurken, başkentte art arda patlamalar yaşandı. İran Kızılayı’na göre, ülke genelinde 24 kenti kapsayan saldırılarda ilk günlerde en az 201 kişi hayatını kaybetti, 747 kişi yaralandı. Ancak çatışmaların şiddetlenmesiyle bilanço hızla ağırlaştı. Farklı kaynaklara göre toplam can kaybı binlerle ifade edilirken, bazı raporlarda ölü sayısının birkaç bin seviyesine ulaştığı belirtiliyor. Tahran’da sivil yerleşimlere yakın bölgelerde yaşanan patlamalar, şehirde hayatı felç ederken, birçok bölgede elektrik ve iletişim altyapısı zarar gördü. Ülke genelinde hava sahası kapatılırken, acil durum önlemleri devreye alındı. İran’da milyonlarca kişi, her an yeni bir saldırı ihtimaliyle yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ ARALIKSIZ ÇALIŞIYOR
Kuveyt’te Mina el-Ahmadi rafinerisine yönelik insansız hava aracı saldırıları yangınlara yol açarken, Bahreyn yönetimi 28 Şubat’tan bu yana yüzlerce füze ve İHA saldırısını engellediklerini açıkladı. Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkelerinde ise hava savunma sistemleri neredeyse her gün devreye giriyor. Bölge halkı gece gökyüzünde artık yıldızlardan çok patlayan mühimmatları görüyor.
KUTSAL MEKANLAR TEHDİT ALTINDA
Suudi Arabistan da savaşın dışında kalabilmiş değil. Hem kutsal şehirler Mekke ve Medine’ye ev sahipliği yapması hem de enerji üretimindeki kritik rolü nedeniyle ülke, savaşın en hassas hedeflerinden biri olarak görülüyor. Riyad yönetimi, gerekirse askeri karşılık verme seçeneğini masada tutarken, ülke genelinde güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılmış durumda. İşgalci güç Kudüs'te Mescid'i Aksa'ya 20 günü aşkın süredir kilit vurmuş durumda, Müslümanları yakınına dahi yanaştırmıyor.
IRAK'TA İÇ SAVAŞ ENDİŞESİ
Irak cephesi ise savaşın en karmaşık ve en kırılgan alanlarından biri. Ülkede neredeyse her gün yeni bir saldırı haberi geliyor. Erbil’de ABD üssünün bulunduğu bölgeye yönelik saldırılarda art arda patlamalar yaşandığı bildiriliyor. Başkent Bağdat'ta karşılıklı saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor. İran destekli gruplar ile ABD unsurları arasındaki gerilim, Irak’ı fiilen bir vekalet savaşının merkezine yerleştirmiş durumda. Gelişmeler son yıllarda istikrar sağlanan ülkede yeniden iç savaş endişesini doğurdu.
TERÖR DEVLETİNİN HEDEFİ SURİYE
Suriye’de ise tablo farklı değil. 8 Aralık Devrimi sonrasında saldırılarını artıran terör devleti İsrail, İran savaşınıfırsat bilerek özellikle güney bölgelerde düzenlediği saldırılarla Şam yönetimi güçlerini vurmaya ve işgal altındaki bölgeleri genişletme hamlelerine devam ediyor. Zaten yıllardır savaşın yıprattığı ülke, şimdi yeni bir cepheye dönüşme riskiyle karşı karşıya. Suriye hava sahası sık sık ihlaller ve bombardımanlarla sarsılırken, siviller için risk her geçen gün artıyor. Dün de işgalci güç, Suveyda bölgesinde Suriye güçlerine yönelik bir saldırı düzenledi.
LÜBNAN'DA ETNİK TEMİZLİK
Lübnan ise insani krizin en ağır yaşandığı ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. İsrail’in güney Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken, ülkede yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden edildiği belirtiliyor. Zaten ekonomik krizle boğuşan Lübnan’da altyapı çökerken, sağlık sistemi savaşın yükünü taşımakta zorlanıyor. Sınır bölgeleri boşalırken, başkent Beyrut’a doğru büyük bir göç dalgası yaşanıyor.
YIKICI EKONOMİK VE SOSYAL ETKİLER
Savaşın etkileri yalnızca askeri ve insani boyutla sınırlı değil. Ekonomik ve sosyal sonuçları da en az sahadaki yıkım kadar derin. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin ciddi şekilde aksaması, küresel petrol arzını tehdit ederken enerji fiyatlarını hızla yukarı çekti. Uzmanlar, petrol fiyatlarının daha da artabileceği ve bunun küresel enflasyonu tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Savaşın uzamasının bölgede ve küresel alanda gıda krizini de tetikleyebilir. Birleşmiş Milletler'in hesaplamalarına göre en az 45 milyon insan daha açlıkla karşı karşıya kalabilir. 3 haftayı geride bırakan savaşın ekonomik maliyeti on milyarlarca doları aşmış durumda.
ATEŞKES DAHİ KONUŞULAMIYOR
Bayram günlerinde dahi çatışmaların hız kesmemesi, diplomatik çözüm umutlarını da zayıflatıyor. Taraflar arasındaki karşılıklı sert açıklamalar ve artan askeri sevkiyatlar, savaşın kısa vadede sona ermeyeceğine işaret ediyor. Bölge liderleri bir yandan itidal çağrısı yaparken, diğer yandan savunma ve saldırı hazırlıklarını sürdürüyor. Bugün Ortadoğu’da milyonlarca insan için bayram, evlerinden uzakta, belirsizlik içinde geçiyor. Göç yollarında, sığınaklarda ya da bombardıman altındaki şehirlerde geçirilen bu bayram, bölgeyi yakan “ateş topu” tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.











