
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu zirvenin, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz." dedi.
Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı için bulunduğu Brüksel'de Türk basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Ankara'da 7-8 Temmuz 'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı ve Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantılarına katıldığını aktaran Güler, toplantılarda NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşu, Ukrayna'ya sağlanabilecek destek ve diğer güvenlik konularının ele alındığını ifade etti.
Bakan Güler, muhataplarına Türkiye'nin NATO’ya kuvvet katkısı sağlayan ülkeler arasında daima ilk 5’te yer alan bir ülke olarak İttifak'ın savunma ve caydırıcılığına sağladığı katkılar, yüzde 5 savunma taahhüdü hedefine ulaşılması konusunda kaydedilen kararlı ilerlemeler, Ukrayna'ya destek ve Ankara Zirvesi kapsamında hazırlıklar ve beklentiler hakkında bilgi verdiğini belirtti.
"Ankara Zirvesi önemli bir dönüm noktası olacak"
Türkiye'nin NATO'nun yalnızca coğrafi merkezlerinden biri değil, aynı zamanda stratejik aklının ve operasyonel kapasitesinin de ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Bakan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
Güler, Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasını İttifak'a sunduğu askeri katkılar, operasyonel tecrübe ve güvenlik üretme kapasitesinin doğal bir yansıması olarak gördüklerini belirtti.
Güler, Türkiye'nin hedefinin NATO'nun birlik ve dayanışmasını güçlendirmek, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine yönelik ortak kararlılığı vurgulamak ve İttifak'ı geleceğin tehditlerine karşı daha hazırlıklı hale getirecek stratejik vizyonun geliştirilmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi.
"Güçlü savunma sanayi, güçlü NATO demektir"
Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek “Savunma Sanayii Forumu'nun müttefikler arasında savunma sanayisi alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inandığını aktaran Güler, toplantılar esnasında NATO üyesi 3 ülkenin savunma bakanının Türk savunma sanayisinin gelişmişliği ve Türkiye ile işbirliğinin artırılmasının önemli ve gerekli olduğunu özellikle vurguladıkları bilgisini verdi.
"Türkiye İttifak'ın geleceğine yön veren başlıca ülkelerden"
Müttefiklerin savunma harcamaları ve yetenek hedeflerine ilişkin kararlılıklarını somut adımlarla ortaya koymalarının da önem taşıdığına işaret eden Güler, savunma üretim kapasitesini güçlendirecek ve caydırıcılığı artıracak ortak iradenin de gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin bugün yalnızca NATO'nun güvenliğine katkı sağlayan bir müttefik olmadığının altını çizen Güler, askeri kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve liderlik sorumluluğuyla İttifak'ın caydırıcılığına, dayanıklılığına ve geleceğine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu ifade etti.
"Karadeniz'in istikrarı Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz parçası"
Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2 ülke arasındaki savaş olmanın ötesinde Avrupa güvenlik mimarisini, enerji güvenliğini, küresel ticaret yollarını ve NATO’nun güvenlik gündemini doğrudan etkilediğini belirtti.
Türkiye'nin savaşın başlangıcından itibaren dengeli, ilkeli ve yapıcı bir politika izlediğine değinen Güler, Karadeniz'in istikrarının da Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz parçası olduğunu söyledi.
Güler, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi'ni kararlılıkla uygulayarak bölgesel istikrara katkı sağlamaya devam ettiğini, bölgesel sahiplenme anlayışını desteklediğini ve Karadeniz'e kıyıdaş ülkeler arasındaki işbirliğini de önemsediğini vurguladı.
NATO'nun güney kanadını doğrudan etkileyen hususlar hakkında da konuşan Güler, bunların arasında terörizm, düzensiz göç, enerji güvenliği riskleri, bölgesel çatışmalar ve hibrit tehditler bulunduğunu söyledi.
Orta Doğu'daki gelişmelerin küresel etkileri
Güler, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel değil küresel güvenliği de doğrudan etkilediğine işaret etti.
Türkiye'nin İran-ABD Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığını kaydeden Güler, gerektiğinde Hürmüz Boğazı’nda mayın temizliğine destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Bakan Güler, bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunan bir ülke olarak Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde deniz güvenliği ve seyrüsefer emniyetini destekleyecek girişimlere gerekli katkıyı sağlamaya da hazır olduğunu aktardı.
"Fransa-GKRY anlaşması uluslararası hukuka aykırı"
Güler, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan füze ve insansız hava aracı tehditlerinin Doğu Akdeniz'in güvenliğinin bir kez daha ne kadar hassas bir konu olduğunu da gösterdiğini dile getirdi.
Bu süreçte Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliği için aldığı ilave tedbirlerin yalnızca Kıbrıs Türklerinin güvenliğine değil, Ada'nın tamamında istikrar ve güvenliğin korunmasına hizmet ettiğini kaydeden Güler, Türkiye'nin yaklaşımının her zaman olduğu gibi gerilimi artırmak değil, riskleri önlemek ve bölgesel istikrarı desteklemek olduğunu belirtti.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin parçalı değil bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğinin altını çizen Güler, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
Güler, Türkiye'nin askeri kapasitesi, caydırıcılığı ve bölgesel konumu dikkate alındığında, Türkiye ve KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir girişimin veya ittifakın başarı şansı bulunmayacağını dile getirdi.
Burada asıl üzerinde durulması gereken hususun, bölgesel güvenliği artırmak yerine belirli aktörleri çatışma ve krizlerin parçası haline getirebilecek yaklaşımların uzun vadede bölge halklarının güvenliğine zarar verme riski olduğuna değinen Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs Türklerinin güvenliğini hedef alan oldu bittilere ve hasmane girişimlere karşı gerekli karşılığı verecek güce, kabiliyete ve sarsılmaz bir iradeye sahip olduğunun altını çizdi.








