
Ramazan ayının ilk günlerinde İstanbul’da oruç tutan vatandaşlar, 1 Mart 2026 Pazar günü iftar saatini araştırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan 2026 imsakiyesine göre İstanbul’da akşam ezanı 19.01’de okunacak. Sahur ise sabah 06.08’de imsak vaktinin girmesiyle sona erecek.

Ramazan’ın manevi iklimi İstanbul’da hissedilirken, 1 Mart 2026 iftar vakti ve İstanbul ezan saatleri en çok merak edilen başlıklar arasında yer aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı verilerine göre megakentte 1 Mart Pazar günü akşam ezanı saat 19.01’de okunacak. İmsak vakti ise 06.08 olarak belirlendi.

İstanbul’da 1 Mart iftar saati
Türkiye genelinde olduğu gibi İstanbul’da da oruç ibadeti imsak vaktinin girmesiyle başlıyor. 1 Mart 2026 tarihinde sahur 06.08’de sona ererken, gün boyu devam eden oruç 19.01’de akşam ezanıyla birlikte açılacak. Yatsı namazı vakti ise 20.20 olarak kayıtlara geçti.

2026 İstanbul imsakiyesi
Diyanet’in yayımladığı 2026 İstanbul imsakiyesine göre Ramazan’ın ilk günlerinde akşam ezanı saatleri her gün birkaç dakika ileriye kayıyor. 19 Şubat’ta 18.49 olan iftar vakti, 28 Şubat’ta 19.00’a, 1 Mart’ta ise 19.01’e ulaşıyor. Bu değişim, kıştan bahara geçiş sürecinde günlerin uzamasıyla birlikte gerçekleşiyor.

19 Şubat 2026: İmsak 06.22 | Sabah 07.47 | Öğle 13.23 | İkindi 16.20 | Akşam 18.49 | Yatsı 20.09
20 Şubat 2026: İmsak 06.20 | Sabah 07.45 | Öğle 13.23 | İkindi 16.21 | Akşam 18.51 | Yatsı 20.10
21 Şubat 2026: İmsak 06.19 | Sabah 07.44 | Öğle 13.23 | İkindi 16.21 | Akşam 18.52 | Yatsı 20.11
22 Şubat 2026: İmsak 06.18 | Sabah 07.42 | Öğle 13.23 | İkindi 16.22 | Akşam 18.53 | Yatsı 20.12
23 Şubat 2026: İmsak 06.16 | Sabah 07.41 | Öğle 13.22 | İkindi 16.23 | Akşam 18.54 | Yatsı 20.13
24 Şubat 2026: İmsak 06.15 | Sabah 07.39 | Öğle 13.22 | İkindi 16.24 | Akşam 18.55 | Yatsı 20.15
25 Şubat 2026: İmsak 06.13 | Sabah 07.38 | Öğle 13.22 | İkindi 16.25 | Akşam 18.56 | Yatsı 20.16
26 Şubat 2026: İmsak 06.12 | Sabah 07.36 | Öğle 13.22 | İkindi 16.26 | Akşam 18.58 | Yatsı 20.17
27 Şubat 2026: İmsak 06.11 | Sabah 07.35 | Öğle 13.22 | İkindi 16.26 | Akşam 18.59 | Yatsı 20.18
28 Şubat 2026: İmsak 06.09 | Sabah 07.33 | Öğle 13.22 | İkindi 16.27 | Akşam 19.00 | Yatsı 20.19
1 Mart 2026: İmsak 06.08 | Sabah 07.32 | Öğle 13.22 | İkindi 16.28 | Akşam 19.01 | Yatsı 20.20
2 Mart 2026: İmsak 06.06 | Sabah 07.30 | Öğle 13.21 | İkindi 16.29 | Akşam 19.02 | Yatsı 20.21
3 Mart 2026: İmsak 06.05 | Sabah 07.29 | Öğle 13.21 | İkindi 16.30 | Akşam 19.03 | Yatsı 20.22
4 Mart 2026: İmsak 06.03 | Sabah 07.27 | Öğle 13.21 | İkindi 16.30 | Akşam 19.05 | Yatsı 20.24
5 Mart 2026: İmsak 06.01 | Sabah 07.26 | Öğle 13.21 | İkindi 16.31 | Akşam 19.06 | Yatsı 20.25
6 Mart 2026: İmsak 06.00 | Sabah 07.24 | Öğle 13.20 | İkindi 16.32 | Akşam 19.07 | Yatsı 20.26
7 Mart 2026: İmsak 05.58 | Sabah 07.23 | Öğle 13.20 | İkindi 16.32 | Akşam 19.08 | Yatsı 20.27
8 Mart 2026: İmsak 05.57 | Sabah 07.21 | Öğle 13.20 | İkindi 16.33 | Akşam 19.09 | Yatsı 20.28
9 Mart 2026: İmsak 05.55 | Sabah 07.19 | Öğle 13.20 | İkindi 16.34 | Akşam 19.10 | Yatsı 20.29
10 Mart 2026: İmsak 05.53 | Sabah 07.18 | Öğle 13.19 | İkindi 16.34 | Akşam 19.11 | Yatsı 20.30
11 Mart 2026: İmsak 05.52 | Sabah 07.16 | Öğle 13.19 | İkindi 16.35 | Akşam 19.12 | Yatsı 20.31
12 Mart 2026: İmsak 05.50 | Sabah 07.14 | Öğle 13.19 | İkindi 16.36 | Akşam 19.14 | Yatsı 20.33
13 Mart 2026: İmsak 05.48 | Sabah 07.13 | Öğle 13.19 | İkindi 16.36 | Akşam 19.15 | Yatsı 20.34
14 Mart 2026: İmsak 05.47 | Sabah 07.11 | Öğle 13.18 | İkindi 16.37 | Akşam 19.16 | Yatsı 20.35
15 Mart 2026: İmsak 05.45 | Sabah 07.09 | Öğle 13.18 | İkindi 16.38 | Akşam 19.17 | Yatsı 20.36
16 Mart 2026: İmsak 05.43 | Sabah 07.08 | Öğle 13.18 | İkindi 16.38 | Akşam 19.18 | Yatsı 20.37
17 Mart 2026: İmsak 05.41 | Sabah 07.06 | Öğle 13.18 | İkindi 16.39 | Akşam 19.19 | Yatsı 20.38
18 Mart 2026: İmsak 05.40 | Sabah 07.04 | Öğle 13.17 | İkindi 16.39 | Akşam 19.20 | Yatsı 20.40
19 Mart 2026: İmsak 05.38 | Sabah 07.03 | Öğle 13.17 | İkindi 16.40 | Akşam 19.21 | Yatsı 20.41

Orucu kasten bozmanın hükmü nedir?
Orucu kasten, yani mazereti olmadığı hâlde bilerek bozmak, Ramazan’ın hürmetine saygısızlıktır ve büyük günahtır. Hz. Peygamber (s.a.s.), orucunu bu şekilde bozanların keffâret ile yükümlü olacaklarını belirtmiştir. (Buhârî, Savm, 30 [1936]; Müslim, Sıyâm, 81-84 [1111]; Ayrıca bk. Dârekutnî, es-Sünen, 3/167 [2308]; Serahsî, el-Mebsût, 3/73) Oruç keffâreti, iki kamerî ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna da gücü yetmeyen kişi, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur. Bu keffâretin yanında ayrıca, tövbe edilmesi ve bozulan orucun da kazası gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/122-123)

Oruç keffâreti tutan bir kadın âdet dönemi esnasında tutamadığı günler için ne yapmalıdır?
Keffâret orucu ara vermeden tutulmalıdır. Ancak kadınların keffâret orucu tutarken araya giren âdet günleri bunun dışındadır. Çünkü onlar bu günlerinde oruç tutamazlar, âdet hâlleri bitince ara vermeden, keffârete kaldıkları yerden devam ederler. İki ayı tamamlarlar. Şayet âdetin dışındaki bir sebeple ara verirlerse, keffâret orucuna baştan başlamaları gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 4/115)

Tutmadığı oruçları kaza etmeden oruç tutamayacak hâle gelen kimse ne yapmalıdır?
Fakihlerin çoğunluğu, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu kadar fidye öder.” (el-Bakara, 2/184) âyetinden hareketle, mazeretli veya mazeretsiz oruç tutmamış ve kaza etmeden ölüm döşeğine düşmüş kimselerin oruç borçları için fidye ödenmesi vasiyetinde bulunmalarının müstehap olacağını söylemişlerdir. Eğer vasiyet etmişse mirasçıları malının üçte biri oranında bu vasiyeti yerine getirirler. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/124; bk. Serahsî, el-Mebsût, 3/89; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/152-153)
Fidye, ölenin bıraktığı maldan teçhiz, tekfin masrafları ve borçları çıkarıldıktan sonra, kalan malın üçte birinden verilir. Şayet fidye üçte birden çok tutarsa, fazla olan kısım ancak vârislerinin rızası ile ödenebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/425)
Şâfiî mezhebine göre ise bir kimse imkânı olduğu hâlde fidyeyi vermeden ölürse, vasiyete gerek olmaksızın bıraktığı mirastan ödenir. Zira onun fidye ödemesi, hasta ve yolcunun orucu kaza etmesi gibidir. (Nevevî, el-Mecmû’, 6/259)






