
Türkiye'nin deprem gerçeği, güncellenen diri fay haritasıyla bir kez daha gündemin ilk sırasına yerleşirken, haritaya eklenen yeni kırık hatları kamuoyunda haklı bir tedirginliğe yol açtı. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün uzun bir inceleme döneminin ardından yayımladığı yeni verilerle diri fay sayısının 700 ulaşması, ilk bakışta sismik tehlikenin aniden büyüdüğü algısına neden oldu. Konuyla ilgili açıklama Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’tan geldi.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (MTA) 13 yıllık bir aranın ardından Türkiye Diri Fay Haritası'nı güncellemesi ve fay sayısının 485'ten 700'e çıkması kamuoyunda deprem riskinin arttığına dair endişelere yol açtı. Ancak konunun uzmanları, bu artışın doğrudan tehlike büyümesi anlamına gelmediğini vurguluyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, tespit edilen 215 yeni fayın daha ayrıntılı bir haritalandırma çalışmasının sonucu olduğunu belirterek mevcut endişeleri giderecek bilimsel bir değerlendirme yaptı.

Analizler için temel kaynak
Yeni haritanın yayımlanmasıyla birlikte değerlendirmelerde bulunan MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, 2013 yılındaki haritadan bu yana elde edilen yeni veriler ışığında haritalanan diri fay sayısında belirgin bir artış yaşandığını ifade etti. Yanık, oluşturulan bu güncel sayısal veri tabanının ulusal zarar azaltma politikalarının geliştirilmesi, kritik altyapı yatırımlarının planlanması ve kapsamlı deprem tehlike analizlerinin yapılması süreçlerinde en temel başvuru kaynağı olacağının altını çizdi.

Tehlike büyümüyor, gerçekçi tanımlama artıyor
Haritadaki fay sayısının 700'e ulaşmasının ardından gözler "Türkiye'de deprem riski daha da mı arttı?" sorusuyla uzmanlara çevrildi. Konuyu sosyal medya hesabı üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Osman Bektaş, aktif fay segmenti sayısındaki artışın ülkenin deprem tehlikesinin otomatik olarak yükseldiği anlamını taşımadığını belirtti. Bektaş, yeni fayların ortaya çıkmasını tehlikenin büyümesi olarak değil, deprem kaynaklarının çok daha ayrıntılı ve gerçeğe uygun bir şekilde tanımlanması olarak okunması gerektiğini vurguladı.

Belirleyici olan AFAD'ın yeni haritası olacak
Sürecin bundan sonraki aşamasına da dikkat çeken Prof. Dr. Bektaş, asıl değişimin ve somut risk durumunun AFAD tarafından bu yeni veriler entegre edilerek hazırlanacak olan güncel Türkiye Deprem Tehlike Haritası ile netleşeceğini ifade etti.

Mevcut haritaların kapsamına da değinen Bektaş, 2018 yılında hazırlanan Deprem Tehlike Haritası'nın, güncel MTA diri fay haritasında yer almayan deniz tabanındaki diri fayları da hesaba kattığını hatırlattı. Uzman isim, denizlerdeki ve sınır ötesindeki yakın fayların yaratabileceği deprem tehlikesini tam anlamıyla yansıtabilmek adına EMME ve SHARE gibi uluslararası haritalardan da yararlanıldığını kaydetti.







