
Küresel ekonomide dengelerin tamamen sarsıldığı, jeopolitik krizlerin piyasalara yön verdiği zorlu bir mart ayını geride kalırken Orta Doğu’da alevlenen çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, uluslararası piyasalarda emtia fiyatlarını hızla yukarı çekti. Petrolün yüzde 40'ı aşan yükselişiyle birlikte geleneksel güvenli limanlar birer birer değer kaybederken, yatırımcılar eşine az rastlanır bir belirsizliğin ortasında kaldı. Altının eridiği, küresel borsaların yönünü aşağı çevirdiği bu uluslararası kriz ortamında, Türkiye'deki ekonomi yönetiminin aldığı stratejik kararlar iç piyasada bambaşka bir tablo ortaya çıkardı. Tüm dünya artan risklerle ve maliyetlerle mücadele ederken, mart ayının o şiddetli türbülansından yara almadan çıkan ve yatırımcısına kazanç sağlayan tek bir araç oldu.

Orta Doğu'da tırmanan çatışmalar ve tarihte bir ilk olarak Hürmüz Boğazı'nın ulaşıma kapanması, mart ayında küresel piyasalarda deprem etkisine neden oldu. ABD, İsrail ve İran ekseninde şekillenen sıcak savaş ortamı, emtia fiyatlarını hızla yukarı çekerken, dünya ekonomisinin en kritik gündem maddesi haline geldi.

Enerji ve Emtia piyasalarında fiyatlar kavruldu
Çatışmaların merkez üssü olan bölgedeki ateş, öncelikle enerji piyasalarını vurdu. Şubat ayını 73,20 dolar seviyesinden kapatan Brent petrolün varil fiyatı, mart ayında yüzde 41,40 oranında çarpıcı bir yükseliş göstererek 103,50 dolara ulaştı. Ay içerisinde petrol fiyatlarının 119,50 dolar gibi rekor seviyeleri test ettiği de görüldü.

Krizin etkileri sadece petrolle sınırlı kalmadı; sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), doğal gaz ve tarım sektörü için hayati önem taşıyan gübre fiyatlarında da ciddi sıçramalar kaydedildi. Nisan ayının başı itibarıyla diplomatik kanallarda ateşkes çabaları telaffuz edilmeye başlansa da, piyasaları rahatlatacak somut bir adım henüz atılmış değil.

Merkez Bankası'nın hamleleri kuru stabilize etti
Küresel piyasalardaki bu fırtına, iç piyasalarda da yakından takip edildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, mart ayındaki olağan toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Ancak piyasa fonlamasının koridorun üst bandı olan yüzde 40 seviyesinden gerçekleştirilmesiyle, Türk lirasının maliyeti artırıldı ve döviz kurlarında öngörülebilir, stabil bir görünüm tesis edildi.

Öte yandan, uluslararası piyasalarda artan petrol fiyatlarının yurt içindeki akaryakıt pompalarına yansımasını yumuşatmak amacıyla eşel mobil sistemi devreye sokuldu ve olası sert fiyat artışlarının önüne geçildi.

Altın ve borsa eridi
Savaşın getirdiği enflasyonist baskılar ve tırmanan petrol fiyatları, başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere olmak üzere gelişmiş ülke tahvil faizlerinin hızla yükselmesine neden oldu.

Risk iştahının daraldığı bu ortamda, merkez bankalarının daha sıkı para politikalarına yöneleceği endişesi ons altın fiyatlarında sert düşüşleri beraberinde getirdi. Küresel hisse senedi piyasalarında yaşanan genel satış dalgasından Borsa İstanbul da nasibini aldı ve BİST 100 endeksi mart ayını kayıpla kapattı.

Geleneksel yatırım araçlarının Mart karnesi
Tüm bu jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin ışığında, Türkiye'deki geleneksel yatırım araçlarının mart ayı performansı incelendiğinde net bir tablo ortaya çıkıyor. En güvenli liman olarak öne çıkan Türk lirası mevduat, yatırımcısına net yüzde 2,90 oranında getiri sağlayarak ayın tek galibi oldu.
Döviz cephesinde dolar sınırlı bir yükselişle 44,41 TL seviyesine ulaşarak yüzde 1,32 kazandırırken, Euro 51,38 TL'ye gerileyerek yatırımcısına yüzde 0,93 kaybettirdi. Savaş ortamından en ağır darbeyi ise hisse senedi ve altın yatırımcıları aldı. BİST 100 endeksi ayı 12.790,98 puanla tamamlayarak yüzde 6,76 değer kaybederken; gram altın 6.711 TL'ye inerek yüzde 9,91 ile ayın en çok kaybettiren yatırım aracı olarak kayıtlara geçti.






