Rüzgarın yeni adresi: Denizler

Merve Safa Akıntürk
04:0029/05/2026, Cuma
G: 29/05/2026, Cuma
Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgar YEKA alanlarını belirlemesiyle birlikte enerji sektöründe yeni bir dönemin kapısı aralandı. Dünya Bankası’nın yol haritasına göre Türkiye’nin 75 GW teknik deniz üstü rüzgar potansiyeli bulunurken, 2040’a kadar 7 GW kurulumla 16 milyar dolarlık ekonomik katkı sağlanabileceği öngörülüyor.

Türkiye, enerji sektöründe bugüne kadar büyük ölçüde yabancı olunan yeni bir alan için hazırlıklarını hızlandırdı. Karadaki rüzgar santrallerinden farklı olarak deniz üstü projelerde yalnızca rüzgar verisi değil; deniz tabanı yapısı, dalga ve akıntı özellikleri, gemi trafiği, balıkçılık faaliyetleri, askeri bölgeler, çevresel hassasiyetler ve elektrik şebekesi birlikte değerlendiriliyor.


ÇOK KATMANLI HAZIRLIK SÜRECİ

Deniz üstü rüzgar enerjisinin yatırım sürecine ilişkin bilgi veren Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, "Deniz üstü projelerde ilk aşama türbin seçimi değil, doğru deniz alanının seçilmesidir" dedi. Yaman, kurulum sürecinin ilk aşamasında mekansal planlama ve alan seçiminin yapıldığını, ardından rüzgâr, dalga, akıntı ve deniz tabanı ölçümlerinin gerçekleştirildiğini dile getirdi. Bu süreci ÇED çalışmaları, sosyal etki analizleri, şebeke bağlantıları, liman ve lojistik planlaması, finansman, mühendislik, temel imalatı, deniz montajı ve kablo döşeme çalışmalarının izlediğini aktaran Yaman, deniz üstü projelerin çok katmanlı bir hazırlık süreci gerektirdiğini ifade etti.


KAPASİTESİ DAHA YÜKSEK

Deniz üstü rüzgar projelerinde kapasite faktörünün karasal projelere kıyasla daha yüksek olabildiğini kaydeden Yaman, bunun temel nedeninin denizde rüzgarın daha düzenli ve türbülansın daha düşük olması olduğunu söyledi. Yaman, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın (IRENA) projeksiyonlarına göre kapasite faktörlerinin 2030’da yüzde 36-58, 2050’de ise yüzde 43-60 aralığında gerçekleşebileceğini belirtti.


İSTİHDAM VE KATMA DEĞER SAĞLAYACAK

Hazırlanan yol haritasına göre Türkiye'nin 75 GW teknik deniz üstü rüzgar potansiyeline sahip olduğunu aktaran Yaman, 2040'a kadar 7 GW'lık kurulum senaryosunun mümkün görüldüğünü ifade etti. Yaman, düşük büyüme senaryosunda 2040'a kadar 3,5 GW kurulumla 32 bin tam zaman eşdeğeri iş yılı ve 4 milyar dolarlık ekonomik katkı oluşabileceğini, yüksek büyüme senaryosunda ise 110 bin tam zaman eşdeğeri iş yılı ve 16 milyar dolarlık brüt katma değer potansiyeli öngörüldüğünü söyledi.


ÜRETIM ÜSSÜ OLMA POTANSİYELİ YÜKSEK

Deniz üstü rüzgar yatırımlarının yalnızca enerji üretimiyle sınırlı kalmayacağını vurgulayan Ufuk Yaman, tersaneler, çelik konstrüksiyon üreticileri, kule ve temel imalatçıları, kablo sektörü, elektrik ekipmanı üreticileri, liman işletmeleri ve lojistik firmaları için de yeni bir pazar oluşacağını belirtti. Yaman, karasal rüzgar sanayisinde oluşmuş üretim altyapısının önemli avantaj sağladığını kaydederek, "Türkiye'nin üretim üssü olma potansiyeli çok güçlü" diye konuştu. Yaman, doğal gaz sektöründeki 'milli gemi' yaklaşımının burada da gündeme gelebileceğini belirtti. Şebeke altyapısının da sürecin en kritik başlıklarından biri olduğunu belirten Yaman, Kuzey Ege’de planlanan ilk sahaların önemli tüketim merkezlerine yakın konumda bulunmasının başlangıç açısından avantaj sağladığını vurguladı.


#Ekonomi
#rüzgar
#enerji