
TÜİK, baz yılı değişikliği kapsamında mevcut TÜFE sınıflamasından, güncel tüketim kalıplarını daha iyi yansıtan “COICOP-2018” sınıflamasına geçiyor. 2026 itibarıyla alandan derlenen fiyatlar toplamın yüzde 51,14’ünü oluşturacak; 81 il, 239 ilçe, 39.070 iş yeri ve 5.246 konuttan, 428 madde için her ay yaklaşık 636.640 fiyat derlenecek. Bu değişimle gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı yüzde 24,96’dan yüzde 24,44’e, konut-enerji grubu yüzde 15,21’den yüzde 11,40’a geriledi; ulaştırmanın ağırlığı ise yüzde 15,34’ten yüzde 16,62’ye yükseldi. Sağlık, eğitim, iletişim ve gıda gruplarının ağırlığı azalırken; giyim, mobilya, eğlence, lokanta-konaklama ve kişisel bakım gruplarının ağırlığı arttı.
Enflasyon sepetindeki gıda kalemleri başlıca şu gruplarda toplanır: Ekmek ve tahıllar (ekmek, un, makarna, pirinç, bisküvi); et ve balık; süt, peynir ve yumurta; yağlar; meyve-sebze ve bakliyatlar; çay, kahve, şeker, hazır yemekler gibi diğer gıdalar. 2026’da sepete simit ve bazı hazır gıdalar da eklendi; gıda grubunun genel sepetteki payı yaklaşık yüzde 21,77. Teknik açıklaması bu kadar net olan enflasyonu yıllardır anlamakta zorlanıyoruz; masa ile saha arasında bir kopukluk var. Dünyada bu konuda neler yapıldığına bakalım.
RUSYA DOĞRUDAN FİYAT MÜDAHALELERİ UYGULUYOR
Rusya, iç pazarı korumak için temel gıda ürünlerinde ihracat kısıtlamaları, üreticilerle uzun vadeli sözleşmeler ve doğrudan fiyat müdahaleleri uyguluyor; belirli ürünlerde ihracat kotaları getiriliyor. Tarım ve Sanayi-Ticaret bakanlıkları, perakendeci-tedarikçi ilişkilerini yasal düzenlemelerle uzun vadeli sözleşmelere bağlarken, Devlet Duma’sı da fiyat istikrarı için ticaret mevzuatında hızlı değişiklik talep etti.
İNGİLTERE’DE ÜRÜN SABİTLEME
İngiltere’de odak; sıkı sağlık standartları, Brexit sonrası ithalat kontrolleri ve sağlıksız beslenmeyi sınırlayan (HFSS) düzenlemeler. Ekim 2025’ten itibaren yüksek yağ/tuz/şeker içeren ürünlerin saat 21.00’den önce reklamı ve “bir alana bir bedava” gibi promosyonları yasaklandı; AB’den gelen gıdalara veteriner kontrolleri sıkılaştırıldı. Hükümet doğrudan fiyat koymasa da süpermarketlerle gönüllü “price lock/price match” uygulamaları teşvik ediliyor: Sainsbury’s 1.000’den fazla ürünü sabitledi ve 600 üründe Aldi ile fiyat eşledi; Tesco 645 üründe Aldi ile eşleşti; Morrisons 1.000 ürünü sekiz hafta kilitledi; Asda 500’den fazla ürünü bir yaz boyunca sabitledi. Bitki bazlı ürünlerin “burger/sosis” gibi hayvansal çağrışımlı isimlerle etiketlenmesi de AB’ye paralel şekilde sıkı kurallara bağlandı.
FRANSA VE ALMANYA’DA TARTIŞMALI UYGULAMALAR
Fransa, 2023’te zincir marketlerle anlaşarak “anti-enflasyon sepeti” başlattı: 3 ay boyunca, dar gelirli hanelerin en çok tükettiği yaklaşık 100 ürünün fiyatı sabitlendi. Yaklaşım İngiltere’ye göre daha merkeziyetçi ancak uygulama bitince fiyatlar hızla yükseldi, bunun geçici bir nefes olduğu görüldü.
Almanya ise doğrudan fiyat sabitlemek yerine girdi maliyetlerine müdahaleyi tercih etti: Enerji maliyetlerini sübvanse etti, lojistik destek sağladı, böylece marketlerin fiyatları makul tutmasını kolaylaştırdı. Üretim zincirini kapsayan bu yaklaşım daha sistematik görünse de kamu bütçesi üzerindeki yük sürdürülebilirliğini tartışmalı kılıyor.
İngiltere modeli gönüllülüğe dayandığından piyasayı bozmuyor; Fransa modeli devlet koordinasyonunu öne çıkarıyor; Almanya modeli maliyet sübvansiyonuna odaklanıyor. Türkiye’nin İngiltere modeline yakın, ama Fransa’nın koordinasyon disiplini ile Almanya’nın maliyet desteğini birleştiren hibrit bir yaklaşım izlemesi daha anlamlı görünüyor.
ÇİN’DE “BOŞ TABAK” KAMPANYASI
Çin’de gıda piyasası; sıkı gıda güvenliği yasaları, ithalatta zorunlu kayıt sistemi (GACC) ve israfı önlemeye yönelik “Boş Tabak Kampanyası” ile düzenleniyor. Arz güvenliği için kış öncesi stoklama çağrıları, sıkı denetimler ve tarladan sofraya izlenebilirlik sistemlerine ağırlık veriliyor.
TÜRKİYE İÇİN BAZI ÖNERİLER
Türkiye’de gıda enflasyonu, OECD ortalamasının oldukça üzerindedir. TÜİK verilerine göre 2024 yılında gıda enflasyonu yüzde 50’nin üzerine çıkmıştır. Bu artışın başlıca nedenleri
maliyet enflasyonu (enerji, mazot, gübre ve yem fiyatlarının yükselmesi), tedarik zinciri sorunları (depolama ve lojistikteki yetersizlikler), döviz kurlarındaki dalgalanmalar, aracıların fiyat manipülasyonları gibi görünüyor. Bu koşullarda vatandaşın temel gıdaya erişimini güvence altına almak, devletin hem ekonomik hem de siyasal istikrarı için zorunludur.
Türkiye için 100–150 temel ürün belirlenmeli. Bu ürünler Ramazan yardım paketleri ve enflasyon paketindeki etki oranı yüksek ürünler dikkate alınarak ekmek, süt, yoğurt, peynir, yumurta, makarna, bakliyat, yağ, un, şeker, tuz, çay, patates, soğan, domates, salça, bebek bezi, tuvalet kâğıdı vb. ürünler olabilir. Fiyatlar 4-6 aylık dönemlerde sabitlenerek dönemsel etkilerde göz önüne alınarak paket değişikliğe tabi tutulmalıdır. Devletin oluşturacağı açık veri tabanına marketler ürün fiyatlarının otomatik günlük aktarımını sağlamalı, vatandaş hangi marketin hangi şubesinde hangi ürün kaç para istediği zaman görebilmeli. Bu portal sayesinde yapılan zamların miktarı, periyodu direkt görünmüş olur ve devletin denetimi daha hızlı ve kolay olacaktır. Gramaj sabitleme zorunlu olmalı; aynı üründe çok fazla paket, büyüklüğü anlaşılması ve takip edilmesi zor bir fiyat aralığı oluşturuyor. Devlet enerji maliyetlerinde teşvik, lojistik maliyetlerinde destek mekanizmaları oluşturmalı. Gıda piyasasında ürün çeşitliliğini artırmak ve yüksek fiyatları düşürmek amacıyla ithalat – ihracat düzenlemeleri yapılmalıdır.
Kısa vadeli fiyat sabitleme uygulamaları, vatandaşın nefes almasını sağlayabilir; ancak gerçek çözüm için tarımsal üretim planlaması yapılmalı, çiftçiye mazot ve gübre desteği artırılmalı, kooperatifler güçlendirilerek üretici-tüketici arasındaki zincir kısaltılmalıdır. Gıda güvenliği ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası olarak ele alınmalı, stratejik ürünlerde stok yönetimi ve lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalı, tarım teknolojileri ve dijital takip sistemleri devreye sokulmalıdır.
SOFRA TOPLUMSAL BARIŞIN SEMBOLÜDÜR
Gıda fiyatları yalnızca ekonomik bir veri değildir; sofra, toplumsal barışın sembolüdür. Türkiye’de dar gelirli hanelerde gıda harcamalarının toplam bütçedeki payı yüzde 30–40’lara ulaşmaktadır. Bu durum, gıda enflasyonunu toplumun en kırılgan kesimleri için hayati bir sorun haline getirmektedir. Geçmişte gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların toplumsal huzursuzluklara yol açtığını okuduk, yaşadık. Osmanlı döneminde yaşanan “Buğday İsyanları”ndan, 1970’lerin Türkiye’sindeki gıda kuyruklarına kadar birçok örnek, sofranın siyasi istikrar üzerindeki etkisini göstermektedir. Dolayısıyla gıda fiyatlarının kontrolü, yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda sosyal adaletin ve siyasal istikrarın da teminatıdır.






