NATO 3.0: Türkiye’ye sunulan ayartıcı elma şekeri!

04:006/07/2026, Pazartesi
G: 6/07/2026, Pazartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Yusuf Kaplan

Bir NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılıyor olması, neresinden bakarsanız bakın, önemli bir hadisedir. Bunu not ettikten sonra NATO ile ilgili çok da hoşumuza gitmeyecek, zihin konforumuzu bozacak sarsıcı cümleler kurmak istiyorum… NATO’nun niçin kurulduğuna, ne tür bir işlevinin veya amacının bulunduğuna dâir kafamızın bir çöplüğü andırdığını söyleyeceğim, özür dileyerek. NATO: SİYONİST KÜRESEL SİSTEMİN KORUYUCU KALKANI NATO, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında kurulan, galiplerin eseri küresel sistemin

Bir NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılıyor olması, neresinden bakarsanız bakın, önemli bir hadisedir.

Bunu not ettikten sonra NATO ile ilgili çok da hoşumuza gitmeyecek, zihin konforumuzu bozacak sarsıcı cümleler kurmak istiyorum…

NATO’nun niçin kurulduğuna, ne tür bir işlevinin veya amacının bulunduğuna dâir kafamızın bir çöplüğü andırdığını söyleyeceğim, özür dileyerek.


NATO: SİYONİST KÜRESEL SİSTEMİN KORUYUCU KALKANI

NATO, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında kurulan, galiplerin eseri küresel sistemin askerî ve stratejik örgütüdür. Kurulan küresel sistemin koruyucu kalkanıdır.

Küresel sistem, İkinci Savaş’a kadar İngilizlerin kontrolündeydi esas itibariyle bir asır boyunca.

İkinci Savaş’tan sonra kurulan küresel sistemin gerisinde Yahudiler ve onların kölesi “besleme” baronik-masonik siyonist elitler ve örgütler var.

Bu besleme elitlerin ne kadar zavallı bir görünüm arzettiğini görmek için ABD yönetiminin fotoğrafını iyi çekmek gerekir. ABD Senato’sunda ve Kongresi’ndeki senatörlerin veya temsilcilerin kahir ekseriyeti Yahudiler tarafından finanse ediliyor el’an! Bunun en ürpertici göstergesi, Gazze’de 90 bine yakın çocuk, kadın, masum Filistinliyi katleden soykırımcı Netanyahu’nun 70 dakika

süren konuşması boyunca Amerikan Kongresi’nde 67 kez ayakta alkışlanmasıdır!

Düşünsenize: Soykırımcı Hitler, ABD Kongresi’ne gelecek, orada konuşma yapacak ve 67 kez ayakta alkışlanacak! Ne kadar absürd bir fikir bu değil mi?

Ama Kongre bunu, soykırımcı Netanyahu için yaptı. Bu, ABD’nin bağımsız olmadığının, Yahudilerin kulu-kölesi olduğunun hem göstergesi hem de ilanıdır.

Burada Yahudilerin gücünü abarttığımı düşünenlere şunu söylemek isterim: Söylediklerimde eksiklik var, abartı yok. ABD’yi iyi bilenler, bana kesinkes hak vereceklerdir.

NATO, 1897 yılından itibaren Rockefeller’in Amerikan ekonomisine ve idarî sistemine “çöktüğü” ve “Amerikan İmparatorluğu” olarak adlandırdıkları bir gücü küresel ölçekte hegemonik bir güce dönüştürme yükünü yüklendiği zamandan itibaren Yahudiler Amerika’nın bütün stratejik ve kritik kurumlarını ele geçerdiler. 

İkinci Paylaşım Savaşı’yla birlikte Yahudiler Amerika’daki bütün kilit kurumlara sahip oldular. İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra ise Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa’yı ve Japonya’yı esir aldılar, kendilerine köle yaptılar. Ortadoğu’dan sözetmeyi gereksiz görüyorum burada: Her şey gözümüzün önünde oluyor.

Sözün özü: NATO, Yahudilerin küre ölçeğinde her alanda hegemonya kurmalarını sağlayan ve bu hegemonyayı koruma yükümlülüğünü üzerine alan örgüttür. Bütün görünenlerin aksine Amerika’daki Yahudi hegemonyasını kırmaya çalışan ABD Başkanı Trump’ın NATO’ya soğuk bakması, NATO’nun bitirilmesi anlamına gelebilecek türden laflar etmesi, Yahudilere küresel sistemde darbe vurma amacını güttüğü anlamına gelebilir.


TÜRKİYE NEDEN NATO ÜYESİ OLDU?

Gelelim bize…

Adam general.

Bir diğeri profesör!

NATO’yu yere göğe sığdıramıyorlar televizyondaki tartışma programında!

Bir yandan, “NATO, Türkiye’deki darbelerin gerisindeki aktördür” diyorlar! Öte yandan da, “NATO olmasa Türkiye olmazdı, Türk ordusu olmazdı,” diye konuşuyorlar açık açık!

Celladına âşık olmak böyle bir şey olsa gerek!

Şunu söyleseler anlarım: Türkiye, Cumhuriyet’le birlikte medeniyet iddialarını benimsemediğini, hatta terkettiğini dünya âleme ilan etti; İkinci Paylaşım Savaşı’ndan sonra liderliğin İngilizlerden Amerika’ya (siz bunu “Yahudilere” diye okuyun) geçtiği küresel sistemin önünde bir takoz / engel olmayacağını söylemiş oldu; Türkiye’ye teritoryal (toprağa dayalı) bağımsızlık verdiler.

Özellikle de Lozan Antlaşması ile, daha sonra da NATO üyesi yaparak. 

Türkiye, önce Lozan’la, ardında da NATO üyeliğiyle (sürekli “dayak” / darbe yese de) bedenini yok olmaktan kurtardı ama ruhunu kaybetti.

Sonuçta, bizi, Anadolu Yarımadası’na hapsettiler ama “iddialarınızı bütünüyle terk ederseniz size dokunmayacağız” dediler.

Dediler demesine de, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi de dâhil, Türkiye kendine gelmeye, ayakları üzerinde durmaya, tarihî ve kültürel derinliğini keşfedip harekete ve hayata geçirerek az biraz da olsa medeniyet iddialarından bahsetmeye başladıkça darbe üstüne darbe yaptılar. 

Bütün askerî darbeler, NATO’nun eseridir! Bunu gözardı ederseniz, NATO’nun, bizim için ne anlam ifade ettiğini, düşmanımız mı, dostumuz mu, dost görünümlü düşmanımız mı olduğunu anlayamayız.

Biz de, elimizi kolumuzu hatta ruhumuzu bile Batı’ya / NATO’ya kaptırdığımız için bütünüyle yok olmamak ve zaman kazanmak kaygısıyla genelde Batı ittifakının, özelde NATO’nun üyesi olduk.

Böylelikle NATO üyeliğimizle biz Batı’yı tehdit etmeyecek kadar eli kolu bağlanmış bir ülke derekesine düştük.

Ama öte yandan da, Batı’nın ve NATO’nun Türkiye’ye doğrudan saldırıp işgal etmesini önlemiş olduk ama geçici olarak.


NATO 3.0: NATO’YU BİZİM ŞEKİLLENDİRECEĞİMİZ YANILSAMASI

Türkiye, henüz tam olarak bağımsız değildir. 

NATO’ya bağımlıdır mesela. 

NATO 3.0 ile birlikte NATO’yu bizim şekillendireceğimiz şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Bu bir masaldır. Büyük bir ayartı ve yanılsamadır.

Doğru: NATO içinde Türkiye’nin konumu ve gücü artıyor. Ama adamlar şunu yapmak istiyorlar: Türkiye güçlendikçe, bölgenin geleceğini Türkiye şekillendirmesin, Türkiye eksen ülke olarak yeniden emperyal güç konumuna yükselmesin diye NATO’da Türkiye’ye elma şekeri vererek Türkiye’nin kendi medeniyet iddialarını benimsemesini ve yeniden köklü, esaslı bir medeniyet yürüyüşüne öncülük etmesini önlemeye çalışmak istiyorlar.

O yüzden Türkiye’nin NATO içindeki konumunu görece artırarak ve bizi ayartmaya çalışarak kuşatmaya ve durdurmaya çalışıyorlar.

Şunu iyi bilelim: Dün Osmanlı hangi gerekçelerle durdurulmuşsa, bugün de Türkiye aynı gerekçelerle kuşatılmaya ve durdurulmaya çalışılıyor.

Ama başaramayacaklar bunu.

Türkiye, eninde sonunda kendi medeniyet eksenini inşa edecek.

Ancak bir sorunumuz var: Dış cephede çok güçlendik ama iç cephe çöküyor. 

İç cepheye çeki düzen veremezsek dış cephede hiçbir şey yapamayız. 

Vesselâm.

#NATO
#Politika
#Yusuf Kaplan