Bingöl’den Gazze’ye bir tanıklık

04:009/05/2026, Cumartesi
G: 9/05/2026, Cumartesi
Yasin Aktay

Gazze hem Müslümanlar için hem bütün insanlık için büyük bir imtihan. Bu imtihan Gazze’nin yiğit insanlarının ortaya koydukları destansı mücadeleyle açtıkları bir alanda cereyan ediyor. Gazze’li yiğitler bütün dünyada eşkiyanın dünyaya hükümdar olduğunun ifşa olmasını sağlamışlardır. GAZZE: DÜNYANIN SON ÖZGÜR TOPRAĞI Bu dünyada medeniyet, demokrasi maskeleri altında hükümdar olan eşkıya artık gerçek yüzünü gizlemeden bütün pişkinliği ve arsızlığıyla hükmünü sürdürmeye devam ediyor. Ama bu durumun

Gazze hem Müslümanlar için hem bütün insanlık için büyük bir imtihan. Bu imtihan Gazze’nin yiğit insanlarının ortaya koydukları destansı mücadeleyle açtıkları bir alanda cereyan ediyor.
Gazze’li yiğitler bütün dünyada eşkiyanın dünyaya hükümdar olduğunun ifşa olmasını sağlamışlardır.
GAZZE: DÜNYANIN SON ÖZGÜR TOPRAĞI
Bu dünyada medeniyet, demokrasi maskeleri altında hükümdar olan eşkıya artık gerçek yüzünü gizlemeden bütün pişkinliği ve arsızlığıyla hükmünü sürdürmeye devam ediyor. Ama
bu durumun ne eşkıya açısından ne de eşkıyanım haraca bağladığı dünya açısından sürdürülebilirliği kalmamıştır.
Körfez’de ABD-İsrail’in kurmuş olduğu düzen çatırdıyor. İran’ı tehdit olarak gösterip ona karşı koruma adına kurulan haraç düzenini Körfez ülkelerinin sorgulayıp reddedeceği aşamaya gelindi.
GAZZE BİR DRAM DEĞİL, İNSANLIĞIN SON DİRENİŞİDİR
Kısaca Gazze bir acizlik, bir zavallılık, bir dram hikayesi değil bir direniş, isyan ve bütün insanlığa yeni bir umut hikayesidir.
Ama bir yanında da İsrail’in bütün insanlık dışı yüzünün, vahşetinin, sahtekarlığının, ikiyüzlülüğünün, güvenilmezliğinin de ifşa olduğu bir hikayedir. Savaş resmen bütün insanlığın gözü önünde canlı bir soykırım olarak sürerken dünyanın Gazze’ye ilgisi ve yardımları bütün hızıyla devam ediyordu.
Ancak ateşkesin imzalanması beklenebileceği gibi İsrail’in saldırılarını, soykırımını ve vahşetini durdurmadı ama sanki Gazze’ye ilgiyi de yardımları da büyük ölçüde durdurdu.
BİNGÖL’DE GÖRDÜĞÜM ŞEY
Oysa Gazze’ye ilgiyi durdurmamak lazım
. Gazze sadece kendi adına hayatta kalma mücadelesi vermiyor, bütün insanlık adına bir onur mücadelesi veriyor.
Bütün dünya eşkıya düzeninin altında esir bir tek Gazze özgür.
Orası da düşse eşkıya hükümdarlığına karşı hiçbir kurtarıcı umut kalmayacak gibi. O yüzden Gazze’yi konuşmak, gündemde tutmak lazım.
Gazze için Bingöl’de bu hafta
Bingöl Üniversitesi Geliştirme Vakfı
(BÜGEV) ile Bingöl Belediyesi ve Müftülüğünün ortaklaşa düzenlediği etkinlikteydik.
Vakıf Başkanı Prof. Dr. İbrahim Çapak
Başkanlığında
Prof. Dr. Mahfuz Söylemez
ve
Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma
ile birlikte katıldığımız Gazze Paneline Bingöl halkının yoğun ilgisi, bilhassa konuşmalardan sonra gelen soru ve değerlendirmeler Gazze’den yükselen
Aksa Tufanı
’nın dalgalarının hiç de durulmayacağını ve bu dalgaların eninde sonunda dünyanın altını üstüne getirerek değiştireceğini haber veriyor. Bu haberi Bingöl’den de duyurabiliriz, duymak isteyenlere veya istemeyenlere.
Bingöl’e daha önce defalarca geldim. Bilhassa
Kısa Film Festivalleri
dolayısıyla yaptığımız her ziyarette şehirdeki gözle görülür gelişmeyi, kalkınmayı kaydetmeye çalışıyorduk. Açıkçası bu gelişimde şehrin aynı istikamette birkaç yıl öncesine nazaran çok daha büyük mesafe kat etmiş olduğunu gözlemlediğimi söyleyebilirim.
Ama en fazla da halkın siyasi bilinç ve kültür düzeyi belki Gazze bağlamında olduğu için daha bir dikkat çekiyordu
. Panelde çok sayıda insanın söz alarak sordukları sorular, yaptıkları yorumlar ve katkıların her biri ciddi bir entelektüel seviyeyi ve derin siyasi şuuru hissettiriyordu. Panel üniversitede değil ve katılımın büyük çoğunluğu halktandı.
Burada panel sonrası başlayan diyalog akşam BÜGEV’in üniversite kampüsünün hemen girişinde yapılmış olan
Cevdet Yılmaz
binasında aynı hararetle devam etti. Sumud filosundan ayağının tozuyla yeni gelmiş Bingöllü bir gönüllünün de izlenimlerini aktardığı sohbet geç saatlere kadar hiç hız kesmeden devam etti.
BİR HALKIN NAMAZA DURUŞU
Doğrusu öğle ezanı okunduğunda yanından geçmekte olduğumuz şehrin Ulu Camii’ne namazı vaktinde kılmış olmak için girdiğimizde gördüğüm manzara Bingöl’le ilgili zihnimdeki görüntüyü kalbimin de derinine kazımış oldu. Cuma namazı cemaatinden pek de az sayılmayacak şekilde bütün camiyi dolduran bir cemaatin namaza koşuşu, huşu içinde saf tutuşu, ve güzel bir namaza duruşu.
Bingöl benim için bu artık
. Namaza duran bir halk ne güzel bir halk. Sevgili Bingöllü dostum
Turan Kışlakçı
’yı arayıp “
ben de artık Bingöllüyüm
” diyesim geldi. Aramızda bir espri dolaşıyordu bir süredir ne de olsa “
bir gün herkes Bingöllü olacak
” diye. İşin şakası tabi. Serden Siirtlilik gitmez elbet.
HÜDAVEND HATUN’DAN GAZZE’YE TARİHİN SÜREKLİLİĞİ
Bingöl’ün yeni valisi Dr. Cahit Çelik
de panelin başında az öz ve çok güzel bir konuşma yaptı ve paneli sonuna kadar saygıdeğer eşiyle birlikte izledi. ODTÜ mezunu ve siyaset bilimi doktoralı vali daha önce
Niğde Valisi iken Niğde’nin tarihi-kültürel hazinesinin keşfi yolunda çok değerli bir çalışmaya imza atmış.
Anadolu’nun ilk Kadın Valisi olarak bilinen Hüdavend Hatun’un hikayesini tarihi arşiv kayıtlarından, el yazmalarından tam bir arkeolog titizliğiyle kazıyarak ortaya çıkarmış.
Bu kazıların neticesinde ortaya çıkan Niğde’nin şehir tarihi ve kimliği açısından hazine değerinde bir hikâye olmuş. Çelik bu hikâyeyi bir kitapla taçlandırmış ve yayınlamış. Şehirde bizzat kendisinin yaptırdığı ama zamanla harabeye dönmüş olan türbesi bugün restore edilerek şehrin kültürel miras varlığına kazandırılan
Hüdavend Hatun, Anadolu’nun siyasi ve kültürel tarihinde iz bırakan sıradışı bir kadın: Selçuklu Sultanı IV. Kılıç Arslan’ın kızı.
O dönem Anadolu üzerinde hegemonik bir gücü olan
İlhanlı hükümdarı Argun Han
için istendiğinde Müslüman olmadığı için ona varıp varamayacağı yönünde aile içinde ciddi tartışmalar yapılmış.
İslam fıkhı her ne derse desin, siyasi güç asimetrisi onun bu evliliğinde (zorunluluk dolayısıyla da olsa) toplum yararı olacağına karar vermiş.
Sonra Argun Han ile evlenmiş ama 16 yıllık bir evliliğin ardından Argun Han’ın vefatıyla birlikte kendisine doğan iktâ hakkını kendi şehri Niğde lehine kullanarak kalan 41 yıllık ömrünün tamamını burada vali olarak geçiriyor.
Hüdavend Hatun sadece diplomatik ve idari yönüyle değil, ardında bıraktığı görkemli mimari mirasla da tarihe damga vurmuş oldu.
Ama silinmeye yüz tutmuş bu damgayı Vali Cahit Çelik adeta günümüzde görünür hale getirmiş.

Onun Bingöl şehrini de yakın bir okumaya tabi tutmuş olduğunu sohbetlerimizde görmemiz, Bingöl için ayrıca umut verici.

Bingöl gezimiz esnasında Hamas’ın siyasi lideri Halil Hayye’nin oğlunun şehadeti ve onun bu şehadeti nasıl karşıladığına dair haberler geldi.
Kendisini bir şehit babası olarak taltif eden Allah’a şükrediyordu Hayye.
Tam panelde de dile getirdiğimiz Gazze ruhuna uygun bir tavır.
Gazze bir acizlik, bir zavallılık hikayesi değil bir umut ve meydan okuyuş hikayesidir.
#Bingöl
#Gazze
#insanlık