İsrail’in hedefinde iki yeni ülke var

04:003/04/2026, Cuma
G: 3/04/2026, Cuma
Yahya Bostan

ABD Başkanı Trump, İran’da sarmala girdi. Birbirine zıt açıklamalarla savaşı değil, kriz iletişimini yönetmeye çalışıyor. Ama yine de gidişat aşağı yukarı şekillendi: En kısa sürede zafer ilanıyla bu işi bitirmek istiyor. İlk günlerde savaşın 4-5 hafta süreceğini belirtiyordu. Bu süre doldu. Dün sabah yaptığı açıklamayla dünya kamuoyundan 2-3 hafta daha istedi. Savaşın uzamasının bir sebebi İran’ın Hürmüz hamlesi. Hürmüz, Trump’ın boğazına takıldı. Bu engeli aşmak için kara operasyonu dahil çeşitli

ABD Başkanı Trump, İran’da sarmala girdi. Birbirine zıt açıklamalarla savaşı değil, kriz iletişimini yönetmeye çalışıyor. Ama yine de gidişat aşağı yukarı şekillendi: En kısa sürede zafer ilanıyla bu işi bitirmek istiyor. İlk günlerde savaşın 4-5 hafta süreceğini belirtiyordu. Bu süre doldu. Dün sabah yaptığı açıklamayla dünya kamuoyundan 2-3 hafta daha istedi.

Savaşın uzamasının bir sebebi İran’ın Hürmüz hamlesi. Hürmüz, Trump’ın boğazına takıldı. Bu engeli aşmak için kara operasyonu dahil çeşitli seçenekleri değerlendirdiği yorumları yapılıyordu. Ancak başta NATO olmak üzere kimse beklediği desteği vermedi. Şimdi mealen “Biz hedeflerimize ulaştık. Hürmüz oradan petrol alanların sorumluluğunda” diyor.

Peki, Trump için Hürmüz engeli ortadan kalktıysa savaşı neden bugün bitirmiyor? Sahaya bakarsak… İran teslim olmadığına göre… Başarısızlık algısını kıracak, sınırlı, hedefli bir kara operasyonu şovuyla zaferini ilan etmek istiyor. Bir de İsrail’in baskısı var. İsrail’in zaman kazanması gerekiyor.

NETANYAHU ‘DURMAYACAĞIM’ DEMİŞ

Bu savaşı İsrail başlattı. Trump’ı hedef tahtası haline getirirken arka planda gündeminin peşinde koşuyor. Bir müzakere ihtimali belirince Netanyahu’nun “Ateşkes yapsanız da ben Lübnan’da durmayacağım” dediği belirtiliyor. Lübnan’ın güneyini nüfussuzlaştırarak ilhak etme arayışında (Lübnan ve Suriye’nin güneyini birleştirmek istediğini yazmıştık. Bknz. İsrail iki ülke toprağına el koyma peşinde, 20 Mart.) Ancak burada durmak istemeyeceğine yönelik kaydadeğer endişe ve analizler var.

SONRAKİ HEDEF NERESİ?

İsrail’in bağlantılı hedeflerinin şöyle olduğu artık daha yüksek sesle konuşuluyor: Bir. Gazze’yi ilhak için Filistinli nüfusun Mısır’a sürülmesi. Daha önce de gündeme gelmiş, Sisi askeri gerilim çıkabileceği ima ve tehdidiyle öneriyi reddetmişti. Hatta Mısır ordusu Sina’da varlık göstermişti. Gazze ateşkesiyle bu öneri “gönüllü sürgüne” döndü ancak İsrail vazgeçmiş değil. Tel Aviv’in, Mısır yönetimini zorlamak için Kahire ile bir askeri gerilimi göze aldığı söyleniyor (Mısır’ın “Arap NATO’su” fikrini bu yüzden ortaya attığı ifade edilebilir). İki. Aynı politikayı Batı Şeria’da uygulayarak oradaki Filistinlileri de Ürdün’e sürmek istiyorlar. Ürdün de buna direniyor. İsrail’in Ürdün’le de askeri bir gerilimi göze aldığı değerlendiriliyor. Üç. Lübnan-Suriye hattını vurgulamıştık. Lübnan’da işgal başladı. İsrail’in Suriye bahsinde Süveyda’da bir ayaklanmayı kışkırtmaya çalıştığı, bu kapsamda Dürzi Hicri grubunu silahlandırdığı görülüyor (Arkaplanda Ankara’nın İsrail’den rahatsız diğer Dürzi gruplarla diyaloğu var.)

ERBİL’DEKİ YOĞUNLAŞMAYA DİKKAT

Dört. SDG, İsrail’in yatırım yaptığı bir oluşumdu. Ancak Şam ve Ankara’nın kararlı tutumu, ABD’nin pozitif pozisyonuyla entegrasyon yoluna girildi. İsrail’in tam da bu süreçte İran’daki ayrılıkçı gruplara yöneldiği, 28 Şubat’tan dört ay önce bu grupları silahlandırmaya başladığı söyleniyor (Bu grupların kapasitesinin güçlü olmadığını daha önce yazmıştık. Bknz, İran’dan arka plan savaş notları, 10 Mart.) Ankara’nın bölge aktörleriyle kurduğu temas (İsrail de PJAK konusunda doğrudan uyarıldı), Barzani ve Talabani’nin pozitif tutumu nedeniyle orada henüz bir hareketlilik yaşanmadı.

Buna rağmen… İsrail’in halen İran’ın batısındaki bölgede “yumuşatma” saldırılarını sürdürdüğü, bazı ayrılıkçı grupların sınırdan geçme çabasında olduğu, olası bir kara operasyonunda bu bölgede de hareketlilik yaşanabileceği, rejim muhaliflerinin Erbil’i lojistik hat haline getirmeye çalıştığı… İran’ın bunu fark ettiği ve bu yüzden Neçirvan Barzani’nin konutunu hedef aldığı yorumları yapılıyor (Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barzani’ye geçmiş olsun telefonu açtı.)

NATO KAĞITTAN KAPLAN MI?

Son tahlilde bu senaryolar İsrail’in arzusudur. Ama arzu etmekle sonuç almak farklı şeylerdir. İsrail ister. Ama yapabilir mi? Aynı şey Trump’ın NATO çıkışı için de geçerli. Trump, İran’da NATO gücünü kullanamadığı için oldukça öfkeli. NATO’dan çıkmayı ciddi bir şekilde düşündüğünü söyledi.

Washington’un, NATO’daki sorumluluğunu azaltma, başta Almanya olmak üzere liderlik rolü ve maliyeti diğer üyelerle paylaşma arayışı sır değil. Avrupa ülkeleri bu yüzden “ABD NATO’dan çıksa da biz bu kurumsal yapıyı koruyalım, Avrupa’nın güvenliğini Rusya ve diğer tehditlere karşı NATO ile sağlayalım” düşüncesinde. Dolayısıyla bu tartışmalar yeni değil. Ama ortada bir başka yeni durum var.

NATO’NUN ÖNEMİ ARTACAK

Çıplak gözle bakarsak; İran savaşı ortaya önemli bir gerçeği çıkardı: ABD operasyonel kapasitesi; müttefiklerinin lojistik hatlarına, üslerine, hava savunma-radar sistemlerine, havada yakıt ikmal kapasitesine ve gerekirse kara gücüne bağımlıdır. Böyle olmasaydı Trump, Hürmüz için müttefiklerinden yardım beklemezdi. Tek başına İran ve Hürmüz konusunu hallederdi. Ancak yapamıyor. ABD Başkanı, bu destek gelmediği için öfkeleniyor.

İran savaşı sanılanın aksine NATO’nun, ittifakların, koalisyonların önemini artıracak. Ankara’nın, bu gerçeği fark ettiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz aylarda yapılan tatbikattaki gövde gösterisi bunun işaretiydi. Ankara’nın talebiyle gündeme gelen, NATO Çokuluslu Kolordu Karargahı kurma girişimi de bununla bağlantılıdır. Karar alıcılar, “NATO’nun önemi artacaksa, gidişatı biz şekillendirelim” diye düşünüyor olmalı.

Bu tabloya rağmen… Trump NATO ve sağladığı altyapıdan vazgeçmek isteyebilir. Peki, ABD vazgeçmek ister mi? İsterse… Çin’le küresel güç mücadelesinde bol şanslar.

#ABD
#Trump
#İsrail
#Yahya Bostan