Bayram muhasebesi

04:0021/03/2026, Cumartesi
G: 21/03/2026, Cumartesi
Taha Kılınç

Oldum olası, “Toplum çok bozuldu. Gençler çok bozuldu. Ortalık artık düzelmez. Biz bittik” türünden söylemlere hep mesafeli durdum. Bulunduğum ortamlarda konu açıldığında, şu şerhi hep düştüm: “Evet, gözle görülür bir bozulma var. Ama aynı anda, daha önceki dönemlerle hiç kıyaslanamayacak derecede iyileşmeler, düzelmeler ve kalite artışı da var. Benim gençliğimde, bir lise talebesinin birkaç dil öğrenip, dünyayı gezip, eserler vermeye başlaması tasavvur dahi edilemezdi. Şimdi kendisini mükemmel

Oldum olası, “Toplum çok bozuldu. Gençler çok bozuldu. Ortalık artık düzelmez. Biz bittik” türünden söylemlere hep mesafeli durdum. Bulunduğum ortamlarda konu açıldığında, şu şerhi hep düştüm: “Evet, gözle görülür bir bozulma var. Ama aynı anda, daha önceki dönemlerle hiç kıyaslanamayacak derecede iyileşmeler, düzelmeler ve kalite artışı da var. Benim gençliğimde, bir lise talebesinin birkaç dil öğrenip, dünyayı gezip, eserler vermeye başlaması tasavvur dahi edilemezdi. Şimdi kendisini mükemmel biçimde yetiştirip hayata erkenden hazırlanan çok fazla genç görüyorum. Açılanlar kadar kapananlar da fazla. Namazı bırakanlara odaklanırken, başlayanları görmüyoruz. Şairin dediği gibi: Oluklar çift, birinden nur akıyor, diğerinden kir. Bu ikisi, tarih boyunca olduğu gibi bugün de yan yana ve birlikte varlar. Sadece kiri ve kirliyi görüp, bütün bir toplumu gözden çıkarma hatasına düşmemek gerekiyor…” Sözlerim kimi ne kadar ikna ediyor bilmiyorum, ama samimi düşüncem bu.

Bu sene Ramazan ayı, Türkiye’de diğer senelere göre orucun, ibadetin ve toplumsal şuurun çok daha somut, belirgin, görünür ve canlı olduğu bir zaman dilimiydi. Yine, evet, her zamanki gibi bazı saçma ve lüzumsuz tartışmalara sürüklendik, fakat Ramazan’ın uhrevî atmosferi hepsini ezip geçti. Camilerde, şimdiye dek görülmeyen yoğunlukta cemaatlere şahitlik ettik. Teravihlerde yer bulmakta zorlandığımız zamanlar oldu. Ramazan’ın son on gününde, sokaklar da mabetler de epey hareketliydi. Sadece İstanbul’da ve Türkiye’de değil, dünyanın dört bir köşesinden gelen görüntüler de bahsettiğim hususu teyit ediyordu.

Ülkemizde, beni hem şaşırtan hem sevindiren bir durum daha var: Hz. Peygamber’in Ramazan ayında hiç terk etmediği “itikâf” sünneti, Türkiye’de giderek yaygınlaşıyor. Her yaştan insan camilere kapanıyor, ibadet ve taatle meşgul oluyor. İtikâf günlerinde gece yarısından sonra eda edilen teheccüd namazlarına çok yoğun katılımlar var. Üstelik, bu teheccüdlerin birçoğu hatimle kılınmasına rağmen. Tam burada, gülümseyerek hatırladığım bir hadiseyi aktarayım: Yıllar evvel bir dostumuz, Anadolu’nun uzak bir köyüne imam olarak atandığında, görev yaptığı camide itikâfa girmek istemiş. Tamamına yakını yaşlılardan oluşan cemaat itikâf ibadetinden o kadar habersizmiş ki, “Evin yok mu senin? Niye camide yatıp kalkıyorsun hoca?” diyerek, imam arkadaşı gece zorla evine göndermişler. Şimdi ise, herkes haberdar, herkes heyecanlı, herkes istekli ve hazır… Bu manzara, ülkemiz adına çok büyük bir manevî potansiyel anlamına geliyor.

Türkiye’mizde huzurlu, keyifli ve semereli bir Ramazan idrak ettik, hamd olsun. Ancak İslâm coğrafyasının bazı noktalarında işgal, zulüm ve baskılar, Ramazan’a rağmen devam etti:

İsrail, İran’la yaşanan mevcut gerilimi gerekçe göstererek Mescid-i Aksâ’yı ibadete kapattı mesela. Cuma namazları, vakit namazları, teravih ve teheccüdler eda edilemedi. Kimseler itikâfa giremedi. Aksâ, mahzun ve boynu bükük kaldı bu mübarek günlerde. Kudüslüler, namazlarını Aksâ’nın dışında, yollarda, sokaklarda kıldılar, ilk kıblemizi yalnız bırakmamaya çalıştılar.

İsrail saldırganlığının daima en yakın hedeflerinden biri olan Lübnan’da, Ramazan ayının sükûneti bombalarla ve patlamalarla bölündü.

İslâm dünyasının her yerinden oruç, iftar, sahur, teravih ve teheccüd fotoğrafları, videoları geldi. Tek bir yer hariç: Doğu Türkistan. Kaşgar’da, Gulca’da, Yarkent’te, Hoten’de, Aksu’da Ramazan atmosferi hissedilmedi. Çünkü oruç tutmak ve namaz kılmak tamamen yasaktı. Bir komplo teorisinden, zandan veya tahminden söz etmiyorum. Yirmi milyondan fazla Müslümanın ibadet haklarının, cebren ve kasten Çin yönetimi tarafından engellendiği bir coğrafya Doğu Türkistan. En azından bir şahitliği kayda geçirmek adına, sizleri de şahitliğe ortak ediyorum.

Keza savaşlarla, çatışmalarla, açlık ve kuraklıkla imtihan olunan başka coğrafyalarımız da vardı Ramazan boyunca. Yine de her şeye rağmen, bu mübarek ayın huzuru ve sevinci Müslüman yürekleri sımsıkı sarıp kapladı.

Yakın ve uzak çevremize bakınca, almamız gereken ders gayet açık: Herkes hesabını imkânları ölçüsünde vereceğinden, bize sorulacak olan sorular çok daha fazla; dolayısıyla herkesten daha yoğun çalışmamız icap ediyor.

Bayramımız mübarek olsun.

#Toplum
#Aktüel
#Taha Kılınç