NATO’cular, AB’ciler, Batıcılar, korkmayın ölmediniz, ama ‘ortak kaderiniz’ bitti!

04:0024/06/2026, Çarşamba
G: 24/06/2026, Çarşamba
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Nedret Ersanel

İngiltere Başbakanı gitti. Keir Starmer’in istifası kimse için sürpriz olmadı, burade en az üç kez okumuştunuz. Konunun Steirmer’le ilgisi yoktur. Tüm ‘10 numara mukimleri’-Boris Johnson, Rishi Sunak, Liz Truss-‘yeni düzen komplikasyonlarından’ gittiler. Hepsi 4 yıl içindedir… Yeni Birleşik Kralık Başbakanı kim olursa olsun Londra’nın dış politikaları, Ortadoğu, Avrupa, Türkiye dahil değişmeyecek. Trump ABD’si ile ilişkilerine ise Kasım ayındaki ara seçimlerden sonra bakacağız… Londra ve Berlin’i

İngiltere Başbakanı gitti. Keir Starmer’in istifası kimse için sürpriz olmadı, burade en az üç kez okumuştunuz. Konunun Steirmer’le ilgisi yoktur. Tüm ‘10 numara mukimleri’-Boris Johnson, Rishi Sunak, Liz Truss-‘yeni düzen komplikasyonlarından’ gittiler. Hepsi 4 yıl içindedir…

Yeni Birleşik Kralık Başbakanı kim olursa olsun Londra’nın dış politikaları, Ortadoğu, Avrupa, Türkiye dahil değişmeyecek. Trump ABD’si ile ilişkilerine ise Kasım ayındaki ara seçimlerden sonra bakacağız…

Londra ve Berlin’i en yakından takip eden başkent Moskova’dır. Ruslar’a göre ‘değişim’ sürecek; ‘sıra Şansölye Friedrich Merz’dedir, o da gidecek’. Rus kehaneti kısmen temenni olsa da, gerçekleşme ihtimali yüksektir…

Merz hükümetine kıyasla, Olaf Scholz ve kabinesi Biden Amerikasına yatmakta çok daha mide kaldırıcıydı. (Hele Dışişleri Bakanı.) Ama bunlar da AB’nin liberal köhneliğini yaşatmak uğruna canlarını dişlerine takıyorlar. Yeniden silahlanan Almanya’da Afd’nin yükselişi de başını alıp gidiyor…

***

Rusya lafı geçmişken…

İran-ABD savaşının bitme sinyalleri onları çok mutlu etmedi. Gündemi ama daha çok Washington’u Ukrayna savaşı ve destekleyicilerinden uzak tutmasından memnundular. Şimdi Trump’ın yeniden Kiev’i ve savaşı düşünmeye başladığını görüyorlar. Üzerine Türkiye’de gerçekleşecek NATO zirvesi geldiğinden, Ukrayna savaşının yeniden yükselişini de buna bağlıyorlar. Trump’ın Ankara’da Ukrayna savaşına dair müttefiklerine ve dünyaya söyleyeceklerini çok merak ediyorlar…

İran savaşının Rusya ve Çin arasında da-belirleyici olmayan ama hissedilen-bir soğukluk yarattığını kayda geçirmeliyiz. Pekin, ABD-İran görüşmelerinin heyecanını yitirmemesi için teşviklerini alenen sürdürüyor. Kremlin’e sorulduğunda da, “müzakere sürecinin çok uzun, risklerle dolu ve İsrail saldırılarına açık olduğunu” tekrarlıyorlar. Bu da biraz temenniye giriyor; müzakerelerin bozulması bir yandan Batı’nın Ukrayna’ya konsantrasyonu düşürüyor ama diğer yandan da müstakbel barış, ABD-Çin arasında ilk stratejik uzlaşı potansiyelini barındırıyor! Buna Hürmüz’ün ve petrolün akıbeti de dahil…

***

İsrail’in, İran savaşını baltalayabileceğine dair genel kanaate kim katılmaz ki? Netanyahu için yaklaşan seçimler hayat-memat meselesi ve savaşa bağlı…

Öte yandan, küresel kaygının Netanyahu’nın olası sabotajlarına sürekli odaklanması aslında çevreleme harekâtı olarak da ele alınabilir…

“… Kim bilir bu sefer, Ekim’deki İsrail seçimlerinde Trump’ın etkisine de bakmak lazım gelecek” diye yazmıştık (17/06), emareleri görülmeye başladı…

“İsrail medyasına göre, ‘ABD Başkanı Trump yönetimindeki bazı yetkililer, İsrail’de en geç Ekim ayına kadar yapılması beklenen seçimler öncesinde bazı muhalif isimlerle ilişkileri geliştirmek için nabız yoklamaya başladı. Gayriresmi kanallardan temasa geçilen isimler arasında Başbakan Netanyahu’nun güçlü rakipleri arasında gösterilen eski Başbakan Naftali Bennett ile eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot olduğu öne sürüldü.” (Hürriyet, 22/06)

ABD yönetimi ile Netanyahu’nun birbirine girdiğine dair haberleri ve İsrail muhalefetinin bu duruma isyan ettiği gelişmeleri zaten izliyoruz. Laf, ‘silah ambargosu’na kadar varmış durumda. Ama bu haber doğruysa, “ABD, İsrail seçimleriyle oynamaya başlamış” demektir. Hoş, haber yalansa da tablo değişmiyor; böyle bir haberin İsrail iç siyasetinde yaratacağı dalgalanmalar/yeni hesaplara davetler ortada ama bir yandan da İran müzakerelerine yönelik Netanyahu tutumuna aba altından sopa gösteriyor…

Neden sadece bu dahi olabilir ama “son yarım yüzyılın büyük bir bölümünde ABD-İsrail özel ittifakının dayandığı siyasi, ideolojik ve sosyolojik temeller çökmeye başlamıştır” tezini de ‘dikkatlice’ düşünmemiz gerekiyor. (‘The End of the U.S.-Israel Alliance’, FP, 15/06.)

***

Dış politika meselelerine, küresel ve bölgesel dertlere daha çok yer veren dünya basın organlarında sık sık, “The End of…” başlığıyla açılan, hep “bir şeyin sonu”na dair makaleler okuyoruz…

Bir tanesi yine ‘Foreign Policy’deydi ve NATO zirvesi öncesi, ‘Trans-Atlantisizm’in sonu’nu anlatıyordu. (‘The End of Trans-Atlanticism’, FP, 15/06.)

Teşhisleri biraz arkadan gelse de, doğruluk payları var; Birincisi, ABD ile Avrupa ayrışmasının temelinde liderler olmadığı bunun derin ve yapısal bir sorun olduğu gerçeğidir. Yani Trump veya Avrupa liderleri şimdi görevden gitseler, ayrışma bitmeyecek…

“NATO devam etse de, artık ortak siyasi ve ideolojik bir topluluğu temsil etmiyor!” Bu nasıl yitirildi biliyor musunuz, ABD ve Avrupa, “ortak değerlerini” kaybetti. Daha doğrusu kendileri iğfal ettiler. Bu da hem üyelerin hem de dünyanın Batı değerlerine dair söylem ve taleplerine güvenlerini yıktı…

Avrupa artık ABD’ye bağ(ım)lı olmak istemiyor. İstemiyor ama ilişkileri koparmak da istemiyor. Yeniden tanımlayacaklar. Bu da bizim AB ile ilişkiler yerine örneğin İtalya, İspanya, İrlanda, Almanya, Kanada, İngiltere ile ilişkilerimizi önceleyen bir yola girmemiz gibidir. “Yerine” kelimesi AB’yi atmıyor ama öncelemiyor da…

Ancak bu ilişki, “aynı medeniyetin doğal ortakları” kabulü üzerinden yürümeyecek. Somut çıkarların kesiştiği yerlerden ilerleyecek. Zamanla “yerleşik” hale gelecek…

“Transatlantikcilik öldü’ demek, ‘ilişiler bitti’ demek değil. Basit ilişki demek. Siyasi ve moral değerler çerçevesinin çöktüğü anlamına geliyor.” Eğer ittifak kendisini “medeniyet projesi” olarak artık tarif edemiyorsa, geriye sadece çıkar kalıyorsa, “kader ortaklığı” bitmiş demektir…

Geriye ne kalır ki?

Türkiye NATO’ya biraz buradan bakmalı…

#NATO
#Politika
#Nedret Ersanel