
En baştan belirteyim: Bu bir futbol yazısı değildir.
Dünya Kupası tüm hızıyla devam ediyor. Önceki gün Arjantin-Cezayir maçı vardı. Maça ilgi normalden fazlaydı zira dünyanın en iyi futbolcusu sayılan Lionel Messi, Arjantin Milli Takımı’nda oynuyordu. Maçın 31’inci dakikasında, Arjantin 1-0 öndeyken, Messi, Cezayirli oyuncu Mandi’ye sert müdahalede bulundu. Tüm dünyada futbol yorumcuları bunun tartışmasız kırmızı kart gerektirdiğini söylüyorlar. Ancak hakem sadece faul verdi, Messi maçın kalanında 2 gol daha attı.
Futboldan anlayan bir dostum, hakemin Messi’ye kırmızı kart göstermesinin imkânsız olduğunu söyledi. Çünkü dünyanın en iyi futbolcusu. Messi’yi maçtan çıkarırsanız, dünya genelinde televizyon başındaki seyircinin büyük kısmı kalkar gider. Messi sonraki maçta da olmayacağı için kimse Arjantin maçını izlemez. Messisiz ya da prestiji sarsılmış bir Messi’li Dünya Kupası’nın neşesi kaçar. Bu da en başta milyonlarca dolar reklam gelirinin buharlaşması anlamına gelir. Şöhretin ve paranın gücü, futbolda dahi kuralları değiştirir.
Milattan Önce 300’lerde yaşamış ünlü filozof Aristo evrenin iki bölgeden oluştuğunu iddia ediyor. Birinci bölge “Ay altı evren”, ikincisi de “Ay üstü evren”. Aristo, fizik kurallarının sadece “Ay altı evrende” geçerli olduğunu, ayın ötesinde farklı kuralların işlediğini söylüyor. Taşı attığınızda Dünya’da yere düşer ama Ay’ın ötesinde ne olacağını bilemeyiz, orada kurallar farklı işler.
Newton’la başlatılan modern fizik bilimi Aristo’nun iddiasını çürütüyor: Fizik kurallarının evrenin her yerinde aynı olduğunu söylüyor. Taşı nerede atarsanız atın, başka bir cisim onu çeker.
Ne var ki, 19’uncu yüzyıldan itibaren atomun mahiyeti çözüldükçe, kuantum fiziği ilerledikçe ortaya şaşırtıcı bir tablo çıkıyor: Atom altı bir evren var ve bu evrende fizik kuralları işlemiyor. Taşı atarsanız düşebilir de, düşmeyebilir de, taş taş olmayabilir de…
2.300 yıl önce Aristo’nun iddiası tersinden ispat ediliyor: Gerçekten 2 evren var ve bu iki evrende kurallar aynı işlemiyor.
Messi, Aristo, kuantum örnekleri üzerinden konuyu bağlayacağım yer şurası: Uluslararası ilişkilerde farklı evrenler var; bir evrende geçerli olan kurallar, başka bir evrende geçersiz olabiliyor.
Son 2 yıldır bu “farklı evrenleri” çok daha yakından tanıdık. Örneğin hiçbir uluslararası kural ve hukuk maddesi İsrail için bağlayıcı değil. Gazze’ye sıkışmış halka soykırım yapıyor; bebek, çocuk, kadın, yaşlı, doktor, yardım gönüllüsü öldürüyor; hastaneleri, ambulansları, okulları, tarihi eserleri, ibadethaneleri bombalıyor; toprağı, suyu, havayı kirletiyor; daracık bir alana sıkışmış insanlara kuru ekmek ulaşmasını bile engelliyor; Suriye’ye, Lübnan’a, Yemen’e, İran’a saldırıyor, Akdeniz’in ortasında korsanlık yapıyor; ABD Başkanı’na şantaj yapıyor ve dünya genelinde birkaç istisna dışında kimsenin sesi çıkmıyor, kimse itiraz etmiyor.
ABD’nin “deli” olduğuna artık herkesin ikna olduğu başkanı kovboy edasıyla dünyanın her yerinde keyfi kurallar dayatıyor, devlet başkanlarını evinde tutukluyor, her yerde petrole çöküyor, başka ülkelerin topraklarına göz dikiyor, haraç topluyor, İran’da katliam yapıyor, ülke içinde polis şiddetini başlatıyor, ifade ve basın özgürlüğünü rafa kaldırıyor. Bütün bunları açık açık yapıyor ve kimsenin sesi çıkmıyor, kimse itiraz etmiyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı hakeza. Avrupa ülkeleri ise İsrail’i korumak adına ama daha çok korkuyla on yıllar içinde kurdukları tüm değerleri helvadan put misali yalayıp yutuyorlar. “Filistin’e özgürlük” demek artık Avrupa’da ağır suç. Gazze soykırımından bahsetmek kelepçeyle gözaltı demek. Daha da ötesi, Almanya’da, Alman bayrağını sallamak “antisemitizm” kabul ediliyor ve Alman polisi Almanya bayrağı sallayan Alman’a müdahale ediyor.
Farklı evrenlerde kuralların farklı işlemesi “hukukun üstünlüğü”nün ihlali değil; “üstünlerin hukukunun” hüküm sürmesi de değil. Güç, şöhret, para, güvenlik endişesi, devletlerin ve toplumların beka kaygıları kuralları yeniden ve yeniden şekillendiriyor. Bu dün böyleydi, yarın da böyle olacak; bu hep böyle olacak.
Avrupa Parlamentosu, kendi çıkarlarını gözeterek, kendi evreninde oluşturduğu keyfe keder kuralları Türkiye’ye dayatmak istiyor. İyi de, Türkiye eski Türkiye değil; Türkiye de artık kendi kurallarını koyuyor ve o kuralları kendi evreninde işletiyor.
Kanada, Ganalı futbolcu Partey’e vize vermiyor, İranlı oyuncu Mehdi Turabi de vizesi olmadığı için ABD’deki sonraki maçta olmayabilir, Messi, Maradona gibi eliyle gol atsa sorun edilmeyebilir.
Herkesi bağlayan ortak kuralların olması hiç kuşkusuz adaletin gereğidir. Lakin uluslararası evrende herkesi eşit derecede bağlayan ortak kurallar bir ütopyadan ibarettir. Mühür kimdeyse, Süleyman odur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.