
AK Parti, geleneksel istişare toplantılarının 33’üncüsünü bu hafta sonu Sapanca’da gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Erdoğan liderliğinde partinin MYK ve MKYK’sı, bakanlar kurulu, milletvekilleri, kadın ve gençlik yönetimleri 2 gün boyunca istişarelerde bulunacaklar.
İç siyasetteki rehavet havası yavaş yavaş dağılıyor. Sapanca toplantısının ardından 14 Ağustos’ta AK Parti 25’inci kuruluş yıldönümünü kutlayacak.18 Kasım’da ise kesintisiz iktidar 24 yılı geride bırakmış olacak. Sonbaharla birlikte Türkiye tam olarak seçim havasına girecek. En geç 2028 yılı Mayıs ayında yapılması gereken ama erken yapılacağı neredeyse kesin olan seçimlere 1-1,5 yıl gibi bir süre kalacak ki bu da siyaseti ziyadesiyle ısıtacak.
Seçim yaklaşırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eli son derece rahat. TBMM’nin erken seçim kararı ya da muhtemel bir Anayasa değişikliğiyle Erdoğan yeniden aday olacak, kolayca da seçilecektir. Bölgenin ateş çemberi olduğu bir ortamda, muhalefetin de, bırakın alternatif olmayı, kendi içinde büyük sorunlar yaşadığı bir vasatta Erdoğan yine rakip tanımayacaktır.
Erdoğan’ın işi kolay, aynısını AK Parti için söylemek mümkün mü?
Erdoğan ile AK Parti bir süredir birbirinden ayrışıyor. 31 Mart yerel seçimlerinde Erdoğan değil, AK Parti oylandı. Ortaya çıkan sonuç, muhalefetin başarısı değil, AK Parti’nin başarısızlığıydı. Seçmen, Erdoğan ile AK Parti’yi ayrı kefelere koymuş, Erdoğan’a destek verirken aradan 1 yıl geçmeden AK Parti’ye güçlü bir uyarı vermeyi tercih etmişti.
Son seçimlerden bu yana AK Parti’nin siyaset üretme ve yapma kapasitesi daha da zayıfladı. Son kamuoyu anketlerinde AK Parti’nin oylarının yukarı yönlü olduğu görülüyor. Bu tırmanış, daha doğrusu yukarı yönlü kıpırdanış aldatıcı olabilir. Zira sandıkta gönül rahatlığıyla Erdoğan’a oy verecek seçmen için gerek parti anlamında gerekse bir uyarı vermek maksatlı farklı alternatifler var. Önümüzdeki kısa sürede AK Parti bu riski görüp üzerine gitmezse, ortaya çıkacak sonuç sürpriz olmayacaktır.
25 yaşında ve 24 yıldır kesintisiz iktidarda olan bir partiden söz ediyoruz. Hiç kuşkusuz karmaşık, iç içe geçmiş, kronik sorunlar var. Ancak son yıllarda, ataletin ve insicam bozukluğunun bütün sorunların önüne geçtiğini, kendilerini daha fazla hissettirdiğini de görüyoruz.
AK Parti’nin sorunu yaşlanmak değil zira kadrolarını sürekli yeniliyor, gençleştiriyor. AK Parti’nin sorunu yorgunluk değil zira genç kadrolarla ve gergin siyasi zeminde sürekli zinde kalabiliyor. Ancak AK Parti’nin bir seçim kazanma sihirbazı olması, bunun yanında alternatifsizlik, ataleti, rehaveti, tembelliği gündeme getiriyor. “Erdoğan sahaya çıkar ve seçimi kazanır” ya da “seçmenin bizden başka alternatifi yok” duygusu AK Parti’de heyecanı törpülüyor.
AK Parti’nin insicamındaki kırılganlık da artık hissedilir seviyelere geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü liderliği, AK Parti içinde bir kutuplaşmaya, çekişmeye, savrulmaya müsaade etmez. Esasen AK Parti’nin de üzerine tesis edildiği siyasi gelenekte bir “parti içi bölünme” söz konusu olmaz. Ancak bu, “insicam” anlamına gelmiyor. Kimsenin konuşmadığı, siyaset üretilmeyen, siyaset yapılmayan bir ortamda, insicamı test etmek de kolay değil. İnsicama dair şüpheleri, birtakım kıpırdanmalardan ve özellikle tercihlerden hissediyoruz. Tek bir örnek: Hemen herkesin rahatsız olduğu başıboş köpekler meselesinde AK Parti ortak, keskin, net bir politika ve dil üretemedi, dahası parti içindeki “farklı” ve “zayıf” unsurlar politikayı ve dili şekillendirebildi. Parti ana omurgasının sessizliği, AK Parti potası içinde erimesi beklenen statükocu, seçkinci ya da “çağdaş” dil, üslup ve yaklaşımların rahatsız edici derecede öne çıkmasına neden oldu. Ataletin doğurduğu boşluk dolduruluyor, bu da açıkçası insicamı tehdit ediyor.
AK Parti’nin artık iki güçlü alternatifi var: Cumhurbaşkanı Erdoğan artık AK Parti’nin sandıktaki alternatifi. Yine, seçmenin oy verirken eli ve vicdanı titremeyecek alternatif partiler de var.
Sapanca’daki iki günlük istişare toplantısında atalet, özellikle de insicama ilişkin sorunlar konuşulur mu? İnşallah. Ama AK Parti’nin en sağlam ilkesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cümleleriyle hatırlatmakta fayda var: “Zaferin sahibi Allah’tır. Bize düşen zafere doğru ilerlemektir, takdir Allah’ındır.”
AK Parti’nin “başarılı” olmak, “zafer kazanmak”, her seçimden birinci çıkmak dışında mesuliyetleri de var. Sapanca toplantısının unutulmakta olan bu ilkeleri hatırlatması en büyük dileğimiz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.