Şairlerin üstadı: Fuzûlî

Divan şairleri arasında belki de en çok mahlası kullanan Fuzuli, eserlerinin önemli kısmını Osmanlı idaresinin hâkim olduğu devirde yazdı. Bizler onu yazmış olduğu Leyla ile Mecnun mesnevisi ve Şikâyetnâme adlı eserleriyle tanıyoruz. Kaleme aldığı şiirlerle iyi bir öğrenim gördüğü, hikmet ve tasavvufla ilgilendiği düşünülen Fuzuli kimdir?

Leyla ile Mecnun mesnevisi ve Şikâyetnâme 'nin yazarı Fuzûlî.

Hayatı ile ilgili çok az bilgi bulunan Fuzûlî, Matla'u'l-i'tikâd adlı eserinin ön sözünde asıl adının Mehmed, babasının adının Süleymân olduğunu söyler. Fuzûlî‟nin doğduğu tarih ve yer hakkında bilinenler kesin değildir. Kendi sözü olan “Menşe ve mevlidim Irâk" (888) ibaresinin ebced karşılığı olan 888/1483 doğum tarihi olarak kabul görmektedir. Fuzûlî‟nin Türkçe ve Farsça Divan'larının önsözünde “Irâk-ı Arab"da doğup büyüdüğünü ve bütün ömründe başka bir yere gitmediğini, Kerbelâ toprağının diğer ülkelerin toprağından daha Ģerefli olduğunu belirtmesi onun Kerbelâlı olabileceğine kanıt olarak gösterilmektedir. Fuzûlî, “Irâk-ı Arab" adı verilen bölgede yaşayan Akkoyunlu Türkmenlerinin Bayat boyundandır. Şairin mahlası olan Fuzûlî kelimesi, hem “kendini ilgilendirmeyen işlere karışıp lüzumsuz sözler söyleyen, edebe aykırı 11 hareket eden kimse" hem de “yüce, üstün, erdemli, olgun" anlamlarını içermektedir. Bu mahlası seçmesinin nedenini Farsça Divan'ının önsözünde anlatan şair, yazmaya başlarken günlerce mahlas aradığını, her yazdığı mahlasın bir başka Şair tarafından kullanıldığını, sonuç olarak kimsenin sevmeyeceği Fuzûlî mahlasını seçtiğini ve böylece isim benzerliğinden doğan karışıklık endişesinden kurtulduğunu söyler.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/06/14/03/42/resized_287ef-063d160a320pxfuz%C3%BBl%C3%AE.jpg

Şairin babasının Hille müftüsü olduğu, ilk bilgileri babasından aldığı, daha sonra Rahmetullah adlı bir hocadan ders gördüğü, hatta hocasının kızına âşık olduktan sonra şiir yazmaya başladığı rivayet edilmektedir. Yazdığı şiirlerden çok iyi bir eğitim aldığı görülmektedir. Şah İsmail, Bağdat'a girdiğinde (914/1508) Fuzulî genç bir şairdi. Beng ü Bade mesnevisini bu Şii hükümdara sundu. Bağdat valisi İbrahim Han'ın ilgisini gördü. Fakat onun Zülfikar Han tarafından öldürülmesi üzerine hamisiz kaldı. Sultan Süleyman'ının Bağdat'ı almasıyla karmaşa dindi. Fuzulî bu dönemde yeni devlet adamları ve Anadolu şairleriyle tanıştı, bazılarıyla dostluk kurdu. Eserlerinin önemli kısmını Osmanlı idaresinin hâkim olduğu bu devirde yazdı. Gerçi umduğu ilgiyi görmedi.

Osmanlıların hâkimiyeti döneminde nispeten huzurlu bir ortam buldu ama refahını temin edecek akar sahibi olamadı. Şair 1535'de tamamlayarak Osmanlıların Bağdat valisi Üveys Bey'e sunduğu Leylâ ve Mecnûn mesnevisinde bir yandan Kanûnî'yi övmeye devam ederken, bir yandan da padişahının kendisine değer vermemiş olmasından yakınır. Bütün bu yazdıklarının karşılığı olarak Fuzûlî'ye Bağdat vilayeti vakıf gelirinin artan kısmından günde 9 akçe maaş bağlanması konusunda padişah buyruğu çıkmıştır. Ancak Şair bu parayı alamadığını belirterek, İstanbul‟a Nişancı Celâl-zâde Mustafa Çelebi'ye hoşnutsuzluğunu belirten meşhur Şikâyetnâme'sini yazmıştır.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/06/14/03/44/resized_f203a-0a7620afsika1.jpg

Fuzûlî'nin ölüm tarihi hemşerisi Ahdî'nin verdiği “göçdi Fuzûlî" veya “geçdi Fuzûlî" sözlerinin ebced hesabıyla karşılığı olan 963/1556 yılıdır. Fuzûlî‟nin o tarihte Bağdat ve çevresinde etkili olan veba salgını sırasında öldüğü düşünülmektedir. Fuzûlî'nin nerede öldüğü ve nereye gömüldüğü konusunda bir bilgi yer almamakla birlikte mezarının Kerbelâ'da İmam Hüseyin türbesinin yakınında olduğu rivayet edilmektedir. Fuzûli günümüzde en çok dillere destan olmuş Leylâ ile Mecnun mesnevisiyle tanınmaktadır. Leylâ ile Mecnun'un aşkları bir Arap efsanesine dayanmaktadır. Bu efsanede Mecnun mahlasıyla şiirler söyleyen Kays ibni Mülevvah adlı bir Arap şairiyle Leyli (Leylâ) adlı bir Arap kızın arasında geçen ve ayrılıkla sona eren bir aşk hikâyesi anlatılmaktadır. Fuzulî'nin 3036 beyitten oluşan "Leyla ile Mecnun" mesnevisi klasik mesnevi geleneğine uygun olarak tevhid, münacaat, naat, eserin yazılış sebebi, asıl hikâye gibi bölümlerden oluşur.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/06/14/03/46/resized_f88e0-406d7eb6800pxlayla_and_majnun2.jpg

Bu yazı Hacettepe Üniversitesi'nce öğretim görevliliği yapan Ünal Araç'ın Fuzûlî'nin Leylâ ve Mecnûn Mesnevisinin Resimli Örnekleri' isimli yazısından yararlanılarak yazılmıştır.

RAMAZAN
Vahiy akıldan üstündür

RAMAZAN
İslam'da uhuvvet

RAMAZAN
Osmanlı'nın oburları