Dr. Emine Çelik - Uluslararası Güvenlik Uzmanı
İran’ın savaşı bölgeselleştirmesi, tarafların birbirlerinin enerji altyapılarına yönelik artan saldırıları küresel enerji ve tedarik krizinin kapısını araladı. İran’ın, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık misillemelerine ek olarak Hürmüz kartını ortaya koymasının ve boğazın fiilen kapanmasının salt petrol krizi ile yüzeyselleştirilemeyecek kadar büyük etkiye sahip olduğunu vurgulamak gerekiyor. Hürmüz’de yaşanılan kriz tüm modern askeri yapılara karşın gücün hâlâ şaşırtıcı derecede az sayıdaki göreceli savunmasız ticaret yolu üzerinden aktığını ortaya koydu. Yapay ya da doğal dar geçitlerdeki, boğazlardaki mücadelelerin savaş ve/veya çatışma alanlarından çok uzaktaki ülkelerde bile enerji fiyatlarını ve finansal istikrarı şekillendirdiğini görüyoruz.
ADIM ADIM ÇİP KRİZİNE DOĞRU
Dikkatlerin büyük kısmı petrol ve doğal gaz piyasalarındaki yankılara odaklanmışken aynı faktörlerin helyum tedarikini de aksattığı gözlerden kaçıyor. Helyum, doğal gaz ile birlikte çıkarılıyor ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz dünyanın çip üretiminde kullanılan karmaşık tedarik zincirinin küçük ama bir o kadarda hayati parçasını tehdit ediyor. Öyle ki süregelen savaş dünyanın helyum rezervlerinin büyük bölümüne erişimi kısıtlıyor. Katar, litografi soğutması, plazma işlemleri ve temiz oda ortamları da dahil olmak üzere uygulanabilir ölçekli bir ikame olmadan çip üretimi boyunca kullanılan bir malzeme olan helyumun yaklaşık yüzde 34’ünü üretiyor. Ancak, savaş Katar’ın doğal gaz üretimini ve bununla birlikte çıkarılan helyum üretimini sekteye uğrattı. Güney Koreli ve Tayvanlı çip üreticileri, üretim süreçleri içinse büyük ölçüde Katar’dan gelen Helyum tedarikine bağımlı. Çin’in yarı iletken endüstrisi Güney Kore ve Tayvan’ınkinden daha az gelişmiş olsa bile, Katar’dan gerçekleşen helyum ihracatına büyük ölçüde bağımlılığı biliniyor. Dolayısıyla da çip üretimindeki kritik ham madde olarak görülen helyumun önümüzdeki süreçte açığa çıkaracağı çip krizi aslında petrol krizi kadar derin ve uzun süreceğe benziyor.
ABD SAVUNMA SANAYİİNDEKİ OLASI KIRILMALAR
Çip üretiminin aksamasına neden olacak Helyum krizi kadar İran savaşının ABD ve Çin teknolojik ve savunma sanayii rekabeti üzerindeki etkilerinden biri ise kükürt piyasasındaki aksaklık olarak gösterilebilir. Kükürt, doğal gaz işleme ve petrol rafinerisinden elde edilen bir yan ürün olmakla birlikte, yakıldıktan ve sülfürik aside dönüştürülmesinin akabinde nadir toprak elementleri (NTE) çıkarılmasında kullanılmaktadır. Dünya kükürt arzının ise yaklaşık olarak dörtte birinin Orta Doğu rafinelerinden sağlandığı biliniyor. Gelinen noktada da modern askeri teçhizat ve teknolojinin omurgasını oluşturan kobalt, bakır gibi madenlerin yanı sıra teknolojinin tohumu olarak nitelendirilen NTE’lerin çıkarılmasında büyük aksamaların yaşanması olası.
NTE ve kritik minerallerin katkısıyla elde edilen, top mermilerinden tanksavar silahlara, jet motorlarından radar ve güdüm sistemlerine, yapay zeka destekli IHA ve SIHA’lardan balistik füze teknolojilerine kadar uzanan üretim hattında yaşanılabilecek aksaklıkların şiddeti, Hürmüz’ün kapalı kaldığı her gün biraz daha artıyor. ABD, Çin karşısında NTE hegemonyasını kırmak adına Project Vault ve uluslararası NTE kümelenmeleri gerçekleştirmiş olsa bile, Trump’ın İran’a orantısız saldırısı Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına ve dolayısıyla da ABD’nin savunma sanayinin üretim hattına büyük zarar verdiği söylenebilir.
Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı raporları, sektörel bilgiler üzerinden yapılan analizler incelendiğinde Bahreyn, Katar’da imha edilen iki büyük ABD radarının yerine koyulabilmesi için 30 bin tonun üzerinde bakır, 20 bin ton üzerinde NTE’ye ihtiyaç duyulurken, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan ve BAE’deki hasarlı ABD iletişim ekipmanları, radarların onarımı veya değiştirilmesi içinse binlerce kilogram bakır, kobalt ve NTE’ye ihtiyaç duyulacak. Ayrıca ABD’nin düşen/düşürülen uçak ve hava araçlarına ek olarak kullandığı balistik füzeler için de binlerce ton kritik mineral ve NTE’ye ihtiyaç duyulacağı açık. Kükürt krizinin neden olduğu kritik mineraller ve NTE’lerin çıkarılmasındaki engel nedeniyle de İran tarafından imha edilen tüm radarların ve değiştirilmesi ya da üretilmesi gereken tüm mühimmatların yerine konması için gereken ham maddenin sağlanamayacağı açık. Aynı zamanda söz konusu yüksek oranda NTE’lerin ABD’deki ya da ABD’ye ait uluslararası madenlerden çıkarılmasına ek olarak saflaştırma proseslerinde ve mıknatıs olarak son çıktı olarak kullanılmasında Çin’e olan bağımlılığını biliyoruz. Bu bağlamda da Trump ve ekibinin Hürmüz konusundaki çıkmazın ABD savunma sanayisi için telafisi olmayan bir yıkımı beraberinde getirdiği açık.
SİSTEMATİK ŞOK
Hürmüz’deki kriz ilk şok etkisiyle petrol ve gaz odaklı ilerlerken, helyum ve kükürt de dahil olmak üzere kritik petrol rafineri türevlerinin azalan ve/veya aksayan tedarikinin etkisi enerji piyasalarıyla ilgili daha acil endişelerin gölgesinde kaldı. Bununla birlikte, bu yan ürünlerin ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetini destekleyen endüstriyel savunma tabanının büyük bir kısmı için kritik öneme sahip olduğunu gözler önüne serdi. Küresel çip endüstrisi ve NTE çıkarımı açısından hem hammadde tedariki hem de enerji maliyetleri bağlamında ciddi bir krizin ortaya çıkmasına kapı araladı. Bu durum neticesinde ise çip üretimi bağlamında; yapay zeka ve bellek yongası üretimini doğrudan etkileyen bir sistematik şok olarak değerlendirilirken; NTE’nin çıkarılması ve savunma sanayisindeki pozisyonu bağlamında da savaşın gidişatını belirleyecek önemli bir çarpan etkisi ortaya çıkardığı söylenebilir.