Kur’an niçin tedricen nazil oldu?

Kur’an-ı Kerim, toptan bir defada değil, yirmi üç yıl boyunca kısım kısım indirilmiştir. Bunun bir kısım hikmetleri ayet-i kerimelerde şöyle beyan edilir: “Biz Kur’an’ı insanların zihinlerine ve kalplerine sindire sindire okuyasın diye kısımlara ayırdık ve onu parça parça indirdik.” (İsrâ, 106) “İnkârcılar, ‘Kur’an ona bütünüyle bir defada indirilseydi ya!’ diyorlar. Oysa biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu uygun aralıklarla parça parça gönderdik. Onlar ne zaman bir talep ileri sürseler biz sana mutlaka kesin gerçeği ve en güzel açıklamayı bildiririz.” (Furkân, 32-33)

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Kur’an-ı Kerim’in bir bütün hâlinde değil de kısım kısım indirilmesi ve ağır ağır okunmasının ayetlerde zikredilen hikmetlerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Rasûlullah (sav) ve müminlerin kalplerine sebat vermek, onları desteklemek, cesaretlendirmek ve heyecanlarını artırmak. Allah Rasûlü (sav) ve müminler müşriklerin inkâr, alay ve eziyetleri karşısında üzülüyor, zaman zaman ümitsizliğe kapılıyor ve Rabbimizin tesellisine ihtiyaç duyuyorlardı. Tebliğ faaliyetleri uzun bir zamana yayıldığı için vahiyle gelen teselli ve takviye de bu zaman zarfında yenilenerek devam etmeliydi. Cebrail (as) gibi kuvvetli bir dostun sık sık gelerek bilgi ve talimatlar vermesi, Rasûlullah (sav) ve müminler için muazzam bir güç ve ümit kaynağı oluyordu.

- Bazen Allah Rasûlü’ne önceki peygamberlerin kıssaları nakledilerek onların da aynı şeyleri yaşadıkları hatırlatılıyordu. Bu kıssaların içinde hem teselli, hem ibret, hem de mücadele usulleri yer alıyordu.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini kuvvetlendireceğimiz bilgilerin her birini sana anlatıyoruz. Bunlarda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı ulaşıyor.” (Hûd, 120)

- Cenab-ı Hak bazen sabır tavsiye ediyordu: “Sen sabret; sabır göstermen de Allah’ın ihsanı sayesinde olacaktır. Onlardan dolayı üzülme, kurdukları tuzaklardan kaygı duyma. Çünkü Allah takva ile hareket edip ihsan sahibi olanların yanındadır.” (Nahl, 127-128)

- Bazı ayetlerde teminat yer alıyordu: “Rasûlüm! Rabbinin hükmü yerine gelene kadar sabret. Çünkü sen bizim himâyemizde, gözetimimiz altındasın. Her kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et!” (Tûr, 48)

EZBERLENMESİ KOLAYLAŞIYORDU

2- Kur’an-ı Kerim’in kısım kısım indirilmesinin bir sebebi de Allah Rasûlü’nün ve müminlerin inen ayetleri okuyup ezberlemelerini ve anlamalarını kolaylaştırmaktı. Eğer Kur’an-ı Kerim bir defada inseydi onu ezberleyip anlamak oldukça zor olurdu. Zira o günlerde okuma yazma nispeti oldukça düşük olduğu gibi okuma ve yazma malzemesi de gayet azdı. Kur’an’ın kısım kısım indirilmesiyle mühim konular farklı şekillerde tekrar tekrar anlatılarak net bir şekilde anlaşılması sağlanıyor, yazıyla kaydedilmesi de kolaylaşıyordu.

TERBİYE ZAMAN İSTER

3- Bu konuda diğer bir sebep, ilâhî hükümleri insanlara peyderpey tebliğ etmek, bunları müminlerle birlikte tedricî olarak tatbik etmekti. Zira insanın terbiye edilmesi zaman ister. Onların kalplerinde imanı kökleştirerek ibadet ve muamelata dair ilâhî emirleri yapmaya ikna etmek, kademe kademe gerçekleştirilecek bir eğitimi gerektirir. Kur’an’ın nüzulünün 23 seneye yayılması insanların bu dönüşümünü gerçekleştirmiştir.

İÇKİNİN YASAKLANMASI ÖRNEĞİ

Toplumda iyice kökleşmiş olan içki, kumar, faiz gibi bir kısım haramların ortadan kaldırılması; oruç, zekât ve hac gibi nefislere zor gelen ibadetlerin yerleştirilmesi hep bu usulle yani tedricen olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm hitap ettiği fertleri ve toplumu çok yakından takip etmiş, meydana gelen tüm değişim ve gelişimi derin bir nazarla izlemiş, ortaya çıkan yeni hadiselerde müminlerin ihtiyaçlarını görüp müşkillerini halletmiş, onlara en güzel şekilde rehberlik etmiştir. Meselâ içkinin haram kılınması dört merhalede olmuştur. Birinci merhalede:

“Hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının meyvelerinden hem sarhoşluk veren bir içki hem de güzel bir rızık elde ediyorsunuz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için kesin bir delil vardır” (Nah, 67) ayeti inmişti. İçkinin güzel bir şey olmadığını anlayan bir kısım sahabeler onu bırakmakla birlikte henüz haram kılınmadığı için içmeye devam edenler de olmuştu.

İkinci merhalede Hz. Ömer, Muâz b. Cebel ve sahabeden bir grup Rasûlullah Efendimiz’e gelerek: “Ya Rasûlallah bize içki hakkında fetva ver. Çünkü o aklı gidermektedir” dediler. Bunun üzerine: “Rasûlüm! Sana içki ve kumarın hükmünü soruyorlar. Şöyle de: ‘Onlarda büyük bir günah ve zarar, bununla birlikte insanlar için birtakım faydalar da vardır fakat günah ve zararları faydalarından daha büyüktür.” (Bakara, 219) ayeti indi. Bu ayetin inişinden sonra birtakım Müslümanlar içki içmeye devam edip: “Biz faydasını alır kötülüğünü terk ederiz” dediler. Bir kısmı ise içki içmeyi terk edip: “İçinde pek büyük bir günah olan bir şeye bizim ihtiyacımız yok” dediler.

Üçüncü merhalede Abdurrahmân b. Avf, içki içenlerden bazılarını evine dâvet etmişti. Yemekte içki içtiler ve sarhoş oldular. Namaz vakti olunca namaza durdular. İmam “Kafirun” suresini okumaya başladı. Şöyle diyordu: “De ki: Ey kâfirler, ben sizin ibadet ettiğinize ibadet ederim.” Surenin sonuna kadar “İbadet etmem” ifadelerini hep “İbadet ederim” şeklinde okudu. Bunun üzerine: “Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilecek derecede ayıkıncaya kadar namaza yaklaşmayın” (Nisâ, 43) ayeti nazil oldu. Bu ayetin nüzulünden sonra içki içenler epey azaldı. İçkiyi terk edenler: “Bizi namazdan alıkoyan bir şeyde hayır yoktur” dediler. Bazı kimseler ise namaz vakti dışında olmak üzere içki içmeye devam ettiler. Meselâ yatsı namazından sonra içiyor, sabahleyin sarhoşluğu gitmiş oluyordu. Veya sabah namazından sonra içiyor ve öğle vakti gelinceye kadar ayılıyordu.

Dördüncü merhalede İtbân b. Mâlik bir ziyafet tertip edip Müslümanlardan bazılarını dâvet etmişti. Dâvet edilenlerin içinde Sa‘d b. Ebî Vakkâs da vardı. İtbân misafirleri için deve kellesi kızartmıştı. Ondan doyuncaya kadar yediler ve sarhoş oluncaya kadar da içki içtiler. Sonra nesepleriyle övünmeye ve bu konuda şiirler söylemeye başladılar. Bu sırada Sa‘d, Ensâr’ı hicveden, kötüleyen bir şiir söyleyip kavmiyle övününce bir adam, devenin çene kemiğini alarak Sa‘d’ın başına vurup yardı. Sa‘d, Rasûlullah’a (sav) gelerek Ensârîyi şikâyet etti. Bunun üzerine içkiyi kesin olarak yasaklayan şu ayetler indi: “Ey iman edenler! İçki, kumar, tapınmak ve putlara kurban kesmek için dikilen taşlar, fal ve şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Hiç şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla sizin aranıza ancak düşmanlık ve kin bırakmak, sizi Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz, değil mi?” (Mâide, 90-91)

İDDİALARA CEVAP VERMEK İÇİN

4- Kur’an’ın kısım kısım indirilmesinin bir sebebi de inkârcıların devamlı ortaya attığı asılsız iddiaları, kafa karıştırıcı soruları, şüphe uyandırıcı misalleri zamanında cevaplandırmak, gerekli izahı anında yapmaktı. Böylece Allah Rasûlü’ne yöneltilen soru, itiraz ve iddialar tekrar tekrar ele alınıp muhtelif şekillerde cevaplandırılarak zihinlerde herhangi bir soru işareti bırakılmıyordu.

5- Gelen vahiyler kolayca yazılıp ezberlenerek en sağlam şekilde korunabilmiştir.

Böylece İslâm 23 senede tefsir edilerek hayata geçirilmiş ve topluma muazzam bir İslâm kültürü yerleşmiştir. Bunları düşündüğümüzde İslâm kültürünün basit bir kültür olmadığını anlarız. Dolayısıyla onu en güzel şekilde anlayıp hazmedebilmek için yüzeysel çalışmalar yeterli değildir. Ciddi bir şekilde ve uzun müddet çalışmak, kaynakların derinliğine inmek gerekir. Kısa ve yüzeysel araştırmalarla İslâm hakkında fikir yürütmeye kalkanlar hep hata eder ve yanlıştan yanlışa sürüklenirler.

(Bu yazı Doç. Dr. Murat Kaya’nın “Kitabımız Kur’ân Muhtevâsı ve Fazîletleri” isimli kitabından derlenmiştir.)