"Mananın Rengi" resim sergisi sanatseverlerle buluştu

Acıbadem Okulları, Pak-Turk Maarif ve Medresja Shkoder işbirliğiyle 4 coğrafyadan 40 öğrencinin katılımıyla hayata geçirilen "1415 Kur'an-ı Kerim'i Sanatla Anlamak Projesi" kapsamında hazırlanan "Mananın Rengi" resim sergisi, Taksim Camisi Kültür Sanat Merkezi'nde ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

Mananın Rengi Sergisi Açıldı: Modern İnsana Çocuk Hayretiyle Ayetler Ormanına Dönüş Çağrısı

Türkiye, Pakistan, Arnavutluk ve Almanya olmak üzere 4 coğrafyadan 40 öğrencinin katıldığı uluslararası proje "Mananın Rengi" resim sergisi; çocukların Kur'an-ı Kerim ayetleri üzerine gerçekleştirdikleri tefekkür yolculuğundan doğan 84 özgün eser yer alıyor. Sınırları aşan bir kalbi ortaklığın ürünü olan sergi, 19 Haziran'a kadar ziyaret edilebilecek.

"Doğru rehberlikle çocuklar kusursuz eserler ortaya koyabiliyor"

Serginin açılışında konuşan Acıbadem Okulları Genel Müdürü İdris Topçuoğlu, bu çalışmanın sıradan bir resim faaliyetinin çok ötesinde olduğunu vurguladı.

Acıbadem Okulları Genel Müdürü İdris Topçuoğlu

Yetişkinlerin sürekli olarak yeni nesli etiketlemesinden eleştirel bir dille bahseden Topçuoğlu, şunları kaydetti:

"Bugün çocuklarımızdan X, Y, Z kuşağı diye şikayet edip onları etiketliyoruz. Oysa bu proje bize şunu gösterdi: Henüz 6. ve 7. sınıftaki çocuklara yetişkinler olarak doğru bir rehberlik eder, doğru bir modellikte bulunursanız, o çocuklar işte bu muazzam eserleri ortaya koyabiliyorlar. Biz çocuklarımızın ayetlerle bağ kurmasını, onların üzerinde derinleşmesini ve tefekkürünü sanata dönüştürmesini istiyorduk; bu sergiyle bunu sağladık."

Türkiye Maarif Vakfı Öğrenci ve Mezun İşleri Başkanı Ahmet Güney ise vakfın 57 ülkede sürdürdüğü eğitim faaliyetlerine değinerek, Pakistan’daki Pak-Turk Maarif Okullarının sergiye 39 eserle katkı sunduğunu belirtti. Günümüz dünyasında bilgi ve görüntü kirliliğine dikkat çeken Güney, "Belki de kaybettiğimiz en önemli duygulardan biri 'hayret makamı'. Burada genç sanatçıların inançlarıyla, dünyaya bakışlarıyla bizlere yansıttıkları eserleri hayret makamında temaşa ediyoruz" dedi.

Küratör Numan Noyan Küçük: "Yetişkinlerin dünyevi körlüğüne karşı bir çağrı"

Serginin küratörlüğünü üstlenen Numan Noyan Küçük, projeyi ve eserlerin arka planındaki felsefi derinliği Yeni Şafak’a değerlendirdi.

Kuratör Numan Noyan Küçük

Küçük, projenin modern insanın kaybettiği manevi refleksleri uyandırma çabası olduğunu belirterek sorularımızı yanıtladı:

"Mananın Rengi: Ayetler Ormanında Hayret Makamı" insanlığa neyi anlatıyor?

"Ayetler Ormanı" aslında kıyısında durduğumuz, içine doğduğumuz fakat yetişkinlerin gündelik mekanik koşturmacası ve dünyevi körlüğü içinde unuttuğu, ünsiyetini zayıflattığı hakiki dünyanın kendisidir. Bizler büyüdükçe sadece "bakıyor" ama ne yazık ki "göremiyoruz". Göremediğimiz için de hislerimiz eksiliyor, reflekslerimiz zayıflıyor.

Bu sergi, insanlığa tam olarak "çocuk hayretini" ve o ilk saf bakışı hatırlatmayı amaçlıyor. Kur'an-ı Kerim'in her bir ayeti, fani ve ebedi haritamızın merkezidir. Bir çocuğun o ormana girip, hiçbir ön yargı taşımadan, saf bir idrak ve kalbi bir temizlikle ayetlerle kurduğu bağ, bize yitirdiğimiz o esrarengiz lezzeti anımsatıyor. Hayret makamı; her ayette Yaratan’ın kudretini, güzelliğini, merhametini ve şefkatini ilk defa görüyormuşçasına heyecanlanmaktır. Sergi, modern insanın kaybettiği bu estetik ve manevi refleksleri yeniden harekete geçirmeyi hedefleyen bir çağrıdır.

Sanat, ayet ve eser ilişkisi nasıl okunmalı?

"Mananın Rengi" projesinin tam olarak kalem kalem işlendiği, kalbinin attığı yer burasıdır. Sanat, bizim için bir araç; ayet, bu aracın kökü ve kaynağı; eser ise bu kökten neşet eden somut meyvedir. Bu sergide tefekkür çizgiye, soyut düşünce renge, ayetlerin ruhu ise kalpte bıraktığı estetik ize dönüşüyor.

Burada sergilenen her çizgi, her renk ve hatta bırakılan her boşluk; bir çocuğun sonsuzluk hissiyle ve Rabbiyle kurduğu o şahsi, korunaklı bağın estetik bir dile bürünmüş halidir. Dolayısıyla sanat-ayet-eser ilişkisini kopuk bir zincir olarak değil; mananın form bulması, ilahi kelamın çocuk ruhundaki yansımasının görsel bir tecelliyle somutlaşması olarak okumalıysanız. Sanat burada, görünmeyen manevi iklimi görünür kılan parlak bir aynadır.

Küçük sanatçıların gözünden ayet ve eser anlayışı

Biz yetişkinler, günahsız ve duru bir ruhun dünyayı algılayışındaki o berrak, saf tecelliyi bütünüyle anlamlandırmakta bazen aciz kalabiliriz. Ancak bu uluslararası projede öğrencilerimizden o yüce "ayetler ormanının" meyvelerini toplamalarını istediğimizde, muazzam bir hakikatle karşılaştık.

Çocuklar, yetişkinlerin kalıplarına, teorik sınırlamalarına takılmıyorlar. Onlar için bir ayet; sadece okunup geçilen bir metin değil, doğrudan hayatın içindeki bir renk, bir doku, bir his. Ayetin algısını, kendi iç dünyalarındaki özgürlükle yoğurarak birer "esere" dönüştürüyorlar. Onların gözünde eser; teknik kusursuzluğun değil, samimiyetin, arayışın ve keşif anının en yalın dışavurumudur. Türkiye, Pakistan, Almanya ve Arnavutluk'tan gelen minik ressamlarımızın çalışmaları kilometrelerce öteden, çok zorlu bir yolculukla buraya ulaştı. Farklı coğrafyalardan gelen bu küçük sanatçıların aynı manevi ormanda gezinip, kendi kültürlerinin ve çocukluklarının rengini eserlerine yansıtması, insanlığın ortak fıtratını ve mananın evrenselliğini gösteren en büyük kanıttır.

"Kur'an'ı sadece emir ve yasaklar kitabı sanıyordum..."

Projenin çıkış noktasının çocukların anlam dünyasına dokunmak olduğunu belirten Proje Yürütücüsü ve Müellifi Meryem Hekimoğlu ise süreç içinde çok çarpıcı geri dönüşler aldıklarını paylaştı. Hekimoğlu, "Bir öğrencimizin 'Ben Kur'an'ı sadece emir ve yasaklar kitabı sanıyordum, meğer ne kadar hayatın içindeymiş' sözü, bu projenin en büyük kazanımı oldu. Kur'an her yaşa hitap eden evrensel bir rehberdir" diyerek projenin nihai amacını özetledi. Proje kapsamında ayrıca resimlerin yanı sıra sergiye özel bir müzik eseri de bestelendi.

"Evrenin kusursuz düzenini teraziyle anlattım"

Sergide eseri yer alan Acıbadem Okulları 7. Sınıf Öğrencisi Azra Doğan, proje sürecinde Rahman, Yasin ve Nahl sureleri üzerine derinleştiklerini söyledi. Kur'an'ın bir hayat rehberi olduğunu resmiyle somutlaştıran genç ressam, tuvalini şu sözlerle aktardı:

"İlk resmimle evrenin muazzam ve kusursuz düzenini anlatmak istedim. Uzay boşluğuna bir dünya çizdim. Dünyanın içine de adaleti ve düzeni simgeleyen mizanı anlatmak için bir terazi yerleştirdim. Terazinin bir kefesine gezegen, diğer kefesine ise meyveler çizdim. Böylece evrenin en küçüğünden en büyüğüne kadar olan o kusursuz dengeyi göstermek istedim."