Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın açılış konuşmalarının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sefer Kalaman yaptı.
"Yeni İletişim Teknolojilerinin Aileye Etkisi" başlıklı panelde konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Aile Enstitüsü Genel Müdürü Ayşenur Çoban, teknolojiyi şekillendirenin, yönlendirenin insanlar olarak bilindiğini ancak dengenin, teknolojinin insanları şekillendirdiği bir pozisyona doğru kaydığını söyledi.
Türkiye'nin aile ve nüfus yapısının köklü bir değişime uğradığını ifade eden Çoban, toplam doğurganlık hızının 1960'larda 6,38 iken 2025'de 1,42'ye kadar düştüğüne dikkati çekti.
Bunun, Cumhuriyet tarihinde ölçülen en düşük seviye olduğunu dile getiren Çoban, diye konuştu.
Çoban, TÜİK'e göre yetişkinlerde internet kullanım oranının 2025'te yüzde 91'i aştığını, 6-15 yaş arası çocukların yaklaşık 10'da 9'unun internet, 4'te 3'ünün ise telefon kullandığını söyledi.
Sosyal medya kullanan çocuk oranının 2024 yılında yüzde 66'ya kadar ulaştığını belirten Çoban, dedi.
Yapay zekâ ve sosyal medya platformlarının çocuklar üzerinde tehlikeli yanlarının da olduğuna dikkati çeken Çoban, "Ebeveynlerin görüş alanı dışarısında kalan bir alana dönüşüyor. Tanımadık kişilerle temas, denetimsiz içerikler, yaşa uygun olmayan paylaşımlar, oyun içi harcamalar gibi riskler de bununla beraber geliyor. Hatta zaman zaman bir yetişkinin çocuk gibi davranıp çocuklarımıza yaklaşabildiği ortamlar bunlar." ifadelerini kullandı.
"Temiz Ekran hareketini başlattık"
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık da çocukların içinde bulunduğu dünyanın hızla değiştiğini dile getirdi.
Çocukların teknoloji kullanımına dikkati çeken Karabıyık, "Bugün bir çocuğun odasına girdiğinizde, elinde tuttuğu küçük bir ekranın ailesinden, mahallesinden, okulundan ve hatta yaşadığı ülkeden daha fazla etkide bulunabildiği bir çağda yaşıyoruz. Bir çocuğun ekranından artık yalnızca bilgi değil yönlendirme de geliyor. Bunun aile açısından anlamı nedir diye sormamız gerekiyor. İşte bu üzerinde durmamız gereken nokta." diye konuştu.
Aidiyeti zayıflayan bazı gençlerin geleceklerini kendi ülkelerinde değil, başka ülkelerde aramaya daha yakın hâle gelebildiğine işaret eden Karabıyık, "Temiz Ekran" hareketini başlattıklarını, bunun sadece anne babanın sorumluğuna bırakılmayacak büyük bir sorun olduğunu vurguladı.
Aileyi güçlendiren her adımın, aynı zamanda geleceği güçlendiren büyük bir adım olduğunun altını çizen Karabıyık, eğitimden medyaya, dijital düzenlemelerden şehir politikalarına kadar her alanda aileyi gözeten bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
"Süreden ziyade içeriğin kontrol edilmesi gerekiyor"
Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk de gelinen noktada teknolojinin, aile iletişimine hükmeden bir araç haline geldiğini belirtti.
Ailelerin çocukları kontrol ederken, yasakçı bir zihniyetle ve süreleri kontrol etmeye çalışarak hareket ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Şentürk, uyarısı yaptı.
Ailelere düşen en önemli işlerden bir tanesinin çocuğun hangi siteleri takip ettiğini öğrenmek olduğunu ifade eden Şentürk, çocuğu siber zorbalığa karşı korumanın önemine dikkati çekti.
TRT Çocuk Kanal Koordinatörü İsmihan Yılmaz da panelde konuşma gerçekleştirdi.