Dünyayı kıyamete zorluyor: İsrail kaosu büyütüyor

Savaşın, tüm dünyayı kaosa sürükleme riskine karşı “Bir çözüm yolu bulunabilir mi” diye konuşulurken İsrail, yangına körükle gidiyor. Terör devleti, Hamaney’den sonra İran'ın en güçlü liderlerinden Laricani, Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani ve İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’i katletti. İran'ın en büyük doğal gaz ve petrol rafinerisi Asulye'yi de vuran İsrail, İran ve Arap ülkelerini karşı karşıya getirmeyi hedefliyor.

İsmail Çoktan
İranlılar, İsrail suikastlarına rağmen yönetime desteklerini sürdürüyor.

ABD-İsrail ittifakının 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırılar, 18’inci gününü geride bırakırken İran üst düzey yetkililerini kaybetmeye devam ediyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önceki gün Tahran’a düzenlenen saldırıda İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Ali Laricani ve Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani’yi öldürdüğünü ilan etmişti. İran tarafı da dün, Laricani ve Süleymani’nin ölümünü doğruladı. İsrail ise İranlı üst düzey yetkilileri hedef almaya devam etti. İsrail ordusu dün da İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’i öldürdüğünü açıkladı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise suikastlara karşı İsrail’deki kritik mevkilere 100’den fazla balistik füzeyle saldırı gerçekleştirdi.

BİNLERCE İRANLI KATILDI

Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda Laricani, Süleymani ve 84 asker için düzenlenen cenaze törenine binlerce İranlı katıldı. Laricani, Süleymani ve askerlerin naaşlarının getirildiği meydana, ABD-İsrail saldırısında ölen eski lider Ali Hamaney'in yanı sıra Laricani ve Süleymani'nin fotoğrafları asıldı. Cenaze törenine katılan İranlılar, sık sık ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attı.

İSTİHBARAT BAKANI ÖLDÜRÜLDÜ

Tahran'da cenaze töreni düzenlenirken İsrail Savunma Bakanı Katz, İran İstihbarat Bakanı Hatib’in gece saatlerinde düzenlenen hava saldırısında öldüğünü belirtti. Katz, Başbakan Binyamin Netanyahu ile birlikte İsrail ordusuna İranlı üst düzey yetkililerinden herhangi birini ek onaya gerek kalmadan hedef alma yetkisi verdiklerini söyledi. İran'da kimsenin dokunulmazlığı olmadığı tehdidini savuran Katz, bugün Lübnan ve İran'a düzenleyecekleri saldırılarda "savaşı tırmandıracak önemli sürprizleri olduğunu" savundu.

ÇOK BAŞLIKLI FÜZELERLE MİSİLLEME

Suikastların ardından açıklama yayınlayan DMO, Sadık Vaad-4 operasyonda çok başlıklı Hürremşehr-4 ve Kadir füzeleri ile Emad ve Hayber Şiken balistik füzelerinin kullanıldığını bildirdi. 100’den fazla balistik füze kullanıldığına işaret edilen açıklamada, "Saha bilgilerine göre, saldırıda 230’dan fazla ölü ve yaralı olduğu tahmin ediliyor" denildi. Buna karşılık İsrail Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 28 Şubat’tan beri İran tarafından yapılan misilleme saldırılarında ölenlerin toplam sayısının 15 olduğu, yaralananların sayısının ise 3 bin 727’ye çıktığı belirtildi.

İSRAİL DOĞAL GAZ TESİSİNİ VURDU

Öte yandan, ABD-İsrail ittifakının İran topraklarındaki saldırıları, yalnızca üst düzey liderleri hedef almakla kalmayarak hayati önemdeki enerji tesislerini de vuruyor. İsrail ordusu, dün İran’ın güneyindeki Buşehr’de ABD ile koordineli bir şekilde büyük bir doğal gaz tesisini vurduğunu açıkladı. Saldırıda hedef alınan doğal gaz tesisinin İran’ın büyük petrol ve doğal gaz rafinerilerinden biri olan Aseluye Rafinerisi olduğu bildirildi. Fars News haber ajansının verdiği bilgiye göre, saldırılarda üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı rafinerilerin farklı aşamaları vuruldu.

KATAR'DAN SERT TEPKİ: SORUMSUZLUK!

Saldırının ardından Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, İsrail’in, İran ve Katar arasında paylaşılan Güney Pars Doğalgaz Sahası'yla bağlantılı tesisleri hedef almasının, "tehlikeli ve sorumsuz bir adım" olarak nitelendirildi. Açıklamada, söz konusu sahaların Katar’daki Kuzey doğalgaz sahasının uzantısı niteliğinde olduğuna işaret edilerek, “İran’daki Güney Pars sahasıyla bağlantılı tesislerin hedef alınması, bölgede halihazırda süren askeri tırmanışın gölgesinde tehlikeli ve sorumsuz bir adımdır” cümlelerine yer verildi. Enerji altyapısının hedef alınmasının küresel enerji güvenliği, bölge halkları ve çevre açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ensari, hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmaması gerektiğini daha önce de defalarca dile getirdiklerini belirtti.