Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan üniversitelere "Değişim" çağrısı: "Duran pas tutar, yosun bağlar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı tarafından tamamlanan toplam 916 kapasiteli kız ve erkek öğrenci yurtlarının resmî açılış törenine katıldı. Törende yaptığı konuşmada, 1 milyar 150 milyon lira değerindeki bu yatırımı üniversiteye kazandıranları tebrik eden Erdoğan, üniversitelerin asli misyonunun "ilim, hikmet ve hakikat" olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni'nde önemli mesajlar

Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Öğrenci Yurtları Açılış Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyaset hayatı boyunca her zaman gençlerle yol yürüdüğünü belirterek, "Geleceğe olan inancımızı, Türkiye Yüzyılı tutkumuzu siz gençlerle buluştukça perçinliyoruz" dedi. Konuşmasında akademik dünyaya önemli mesajlar veren Erdoğan, dünyanın hızla değiştiği bir dönemde üniversitelerin de bu değişime adapte olması ve kendilerini güncellenmesi gerektiğini vurguladı.

Bugün açılış töreni münasebetiyle sizlerle birlikte olmak büyük bir bahtiyarlık vesilesidir. Programımızı teşrif eden siz değerli öğrencilere, özellikle de genç kardeşlerimin öğrencilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bir araya gelmemize vesile olan Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızın tüm üyelerine, aynı şekilde rektörümüzün şahsında üniversite yönetimine şükranlarımı sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Konuşmamın hemen başında şu gerçeği açık yüreklilikle ifade etmek arzusundayım. Yarım asrı bulan siyaset ve devlet hayatının her safhasında gençlerle yol yürümüş, gençlerin önünü açmış bir kardeşinizim. Ülkemizin istikbali olan gençlerle farklı vesilelerle sık sık bir araya gelmeye hassasiyet gösteriyorum. Bugün de aynı heyecanı ve sevinci yaşadığımın bilinmesini isterim. Gençlerimizin çehresindeki şu aydınlığı, gözlerindeki şu ışık ve kararlılığı gördükçe bizler de her seferinde güç ve enerji tazeliyoruz. Geleceğe olan inancımızı, büyük ve güçlü Türkiye’ye olan sevdamızı, Türkiye Yüzyılı tutkumuzu sizlere baktıkça, gençlerimizle buluştukça inanın daha da perçinliyoruz. Rabbim yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum. Buradaki genç arkadaşlarımla birlikte kalbi Türkiye için çarpan tüm gençlere Yüce Allah’tan hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum.

Değerli misafirler, birazdan 210 kişi kapasiteli erkek öğrenci yurdumuz ile 706 kişilik kız öğrenci yurdumuzun resmî açılışını yapacağız. Öğrenci sosyal alanlarıyla, kapalı otoparkıyla ve diğer imkânlarıyla bu iki eseri üniversitemizin resmen hizmetine vereceğiz. Toplam 1 milyar 150 milyon lira değerindeki bu yatırımları hayata geçiren Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum. İşçisinden mimar ve mühendisine, yurtlarımızın yapımında emeği geçen her bir kardeşimi canıgönülden tebrik ediyorum. Yükseköğrenim süreçleri boyunca bu yurtlarda kalacak gençlerimize Rabbimden üstün muvaffakiyetler diliyorum. Farklı şehirlerden gelen öğrencilerin gönül huzuruyla konaklayacağı, ailelerinin gözünün inşallah arkada kalmayacağı bu yurtların gençlerimize, üniversitemize ve şehrimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Şunu da ayrıca sizlerle paylaşmak istiyorum. Araştırma faaliyetlerinden inovasyon teşviklerine, uluslararası iş birliklerinden akademik destek programlarına kadar oldukça geniş bir yelpazede Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’nın kuruluşundan itibaren üç yıllık süreçte aldığı mesafe takdire şayandır. Toplam 916 öğrencinin huzur içinde barınacağı iki öğrenci yurdunu bu kadar kısa bir süre içerisinde nihayete erdirmek kolay bir iş değildir. Bunun için de vakfımızın tüm mensuplarını ayrıca tebrik ediyor, her birine çalışmalarında üstün başarılar diliyorum.

"İLİM, HİKMET VE HAKİKATE GİDEN YOLUN ALTIN ANAHTARIDIR"

Kıymetli misafirler, sevgili genç kardeşlerim, merhum Sezai Karakoç bir yazısında şöyle diyordu. Hayatımızı yöneten ilke sadece zekâ değildir. Zekânın güçlenmişi ve olumsuzluklardan arınmışı akıl, ondan daha güçlüsü gönül ve hepsinden daha da güçlüsü ruhumuz vardır. Üstadın yarım asır önce kaleme aldığı bu tespitler hikmet ve hakikati meselenin özü işte bu kadar açık ve sarih şekilde ortaya koymaktadır. Bizim için ilim, hikmet ve hakikte giden yolun altın anahtarıdır. Bizim için üniversite ilmin, fikrin yani bilginin üretim ve işleme merkezidir. Bizim için öğrenci yani talebe ise ilmi talep ettiği, bilgiye talip olduğu için talebedir.

Bakınız bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları, ilim ve kültür erbabını ağırladı. Bilim insanlarımız cebirden tıbba, astronomiden coğrafyaya, mimariden şiire ve edebiyata kadar ilmin ve sanatın her başlığında dünyaya kıymetli katkılar yaptı. İnsanlığın yolunu aydınlatan ışık uzun yıllar doğudan yükseldi. Özellikle İstanbul ilmin ve bilimin yuvası oldu. Her alanda bir merkez, bir ışık kaynağı haline geldi. Cumhuriyet dönemiyle birlikte bu kazanımlar mümkün mertebe muhafaza edilmeye, akademik müktesebat daha da güçlendirilmeye çalışıldı. Yani geçmişle gelecek arasındaki bağ aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlandı.

"DÜNYA HIZLA DEĞİŞİRKEN ÜNİVERSİTELERİMİZ DE BUNA ADAPTE OLMALI"

Değerli hocalarım, şimdi bu birikimi daha da güçlendirmemiz, aksayan taraflarını giderip eksiklerini tamamlayarak daha iyi hale getirmemiz gerekiyor. Bilhassa üniversitelerimizin asli misyonlarına uygun şekilde araştırmaya, özgün ve nitelikli bilgi üretmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açan projeler geliştirmeye odaklanmasının şart olduğuna inanıyorum. İster Boğaziçi gibi köklü, isterse hükümetlerimiz döneminde açılmış yeni üniversitelerimizden olsun 208 yükseköğretim kurumumuzun Türkiye’nin vizyon merkezi olmasını canıgönülden arzu ediyoruz.

Dünya hızla değişirken, Türkiye’de toplum, özel sektör ve iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken, tüm bunların üzerine küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken üniversitelerimiz de buna adapte olmalı, kendilerini yenilemeli ve güncellemelidir. Değişimden, dönüşümden, tekâmülden asla korkmamalıyız. Şunu önemle hatırlatmakta fayda görüyorum. Unutulmasın ki eğer bir yerde hareket varsa orada bereket ve başarı olur. Tersi durumda ise gerileme kaçınılmaz hâle gelir. Duran pas tutar, yosun bağlar. Bir müddet sonra da denklem dışı kalır. Biz Boğaziçi dâhil tüm üniversitelere böyle bakıyoruz. Üniversitelerin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz.

"ÜNİVERSİTELERİ MEVZİ GİBİ GÖRÜYORLAR"

Elbette bu süreçte önümüzü kesenler, önümüze engel çıkartanlar oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar, doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Türkiye’nin normalleşmesi, bilim, kültür ve sanat hayatımızın çeşitlenmesi, Türk üniversitelerinin formatlanma yerine asli misyonlarına odaklanması maalesef bu kesimlerin işine gelmiyor. Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil, ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz.