Bölgenin geleceğini şekillendiren stratejik belge Şuşa Beyannamesi

Kars Antlaşması’ndan 100 yıl sonra imzalanan Şuşa Beyannamesi, geçmiş ile gelecek arasında stratejik bir köprü kuran; yalnızca bugünün değil, gelecek on yılların da siyasi ve ekonomik yönelimlerini belirleyen önemli bir belge olarak öne çıkmaktadır.

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Sevil Mikayılova/Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili

Azerbaycan’ın kültür başkenti ve Karabağ’ın simgesi olan Şuşa’da 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan “Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Müttefiklik İlişkileri Hakkında Şuşa Beyannamesi”, iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan belge, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin siyasi ve hukuki temelini güçlendirmekle kalmamış, aynı zamanda bölgenin gelecekteki jeopolitik yapısını şekillendiren önemli bir stratejik metin olarak tarihe geçmiştir.

Şuşa Beyannamesi’nin imzalanması için seçilen yer ve zaman tesadüf değildi. Azerbaycan halkının tarihî hafızasında özel bir yere sahip olan Şuşa’da imzalanan belge, 44 günlük Vatan Muharebesi’nde elde edilen zaferin siyasi sonuçlarının pekiştirilmesi açısından büyük önem taşıyordu. Beyanname, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini fiilen stratejik ortaklık seviyesinden müttefiklik düzeyine yükseltti.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de vurguladığı üzere, belgenin ideolojik temelinde Türk dünyasının iki büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk ile Haydar Aliyev’in siyasi mirası yer almaktadır. Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir” sözü ile Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” anlayışı, Şuşa Beyannamesi’nin ruhunu ve felsefesini yansıtmaktadır. Bu yönüyle belge, yalnızca siyasi bir anlaşma değil; ortak tarih, kültür ve milli-manevi değerlere dayanan stratejik bir yol haritasıdır.

KARDEŞLİKTEN MÜTTEFİKLİĞE UZANAN YOL

Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri uzun yıllardır yüksek seviyede seyretse de, Şuşa Beyannamesi bu ilişkileri nitelik bakımından yeni bir aşamaya taşımıştır. Belge, iki ülke arasındaki sarsılmaz müttefikliğin hukuki temelini oluştururken iş birliğinin tüm alanlarını kapsamaktadır.

Beyannamede siyasi diyalog, uluslararası kuruluşlarda karşılıklı destek, ekonomik iş birliği, enerji güvenliği, ulaştırma ve iletişim projeleri, savunma sanayii, eğitim, kültür ve insani ilişkiler gibi birçok stratejik alanda somut hedefler belirlenmiştir.

Bu yönüyle Şuşa Beyannamesi, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini yalnızca ikili düzeyde değil, bölgesel ve küresel ölçekte de yeni bir aşamaya taşıyan bir belge niteliği taşımaktadır.

BÖLGESEL ENTEGRASYON VE BARIŞIN YOL HARİTASI

Şuşa Beyannamesi’nin en önemli özelliklerinden biri, bölgesel entegrasyon süreçlerine sağladığı katkıdır. Belge, Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve iş birliğinin tesis edilmesine yönelik yeni bir yaklaşımın temelini oluşturmaktadır.

Azerbaycan’ın Vatan Muharebesi’nde elde ettiği zafer sonrasında ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçeklikler çerçevesinde Beyanname; bölgede ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine, iş birliği fırsatlarının genişletilmesine ve ulaştırma hatlarının açılmasına güçlü destek vermektedir.

Bu kapsamda öne çıkan projelerden biri Zengezur Koridoru’dur. Koridor, yalnızca Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında bağlantı kurmakla kalmamakta, aynı zamanda Türkiye ile Azerbaycan arasında doğrudan kara bağlantısını sağlayarak Orta Koridor’un kapasitesini artırmaktadır. Avrupa ile Asya arasında stratejik bir lojistik güzergâh olarak tasarlanan proje, uluslararası ticaret hacminin büyümesine, bölgesel ekonomik entegrasyonun derinleşmesine ve Türk dünyasının ulaştırma ağlarının güçlenmesine katkı sunmaktadır.

Kars-Iğdır-Nahçıvan Demiryolu projesi de bu stratejik vizyonun önemli unsurlarından biridir. Gelecekte Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattıyla entegre edilmesi planlanan proje, bölgenin ulaşım potansiyelini daha da artıracaktır.

EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ VE YATIRIM FIRSATLARI

Şuşa Beyannamesi ekonomik alanda da yeni ufuklar açmıştır. Karşılıklı yatırımların teşviki, ticaret hacminin artırılması, ekonomilerin çeşitlendirilmesi ve yeni iş fırsatlarının oluşturulması belgenin temel hedefleri arasında yer almaktadır.

Bugün Türkiye ve Azerbaycan karşılıklı yatırımlar bakımından birbirlerinin en önemli ortakları arasında bulunmaktadır. Stratejik sektörlere yapılan yatırımlar, ekonomik entegrasyonu derinleştirirken yeni istihdam alanlarının oluşmasına da katkı sağlamaktadır.

Öte yandan işgalden kurtarılan bölgelerde yürütülen yeniden imar ve kalkınma projelerinde Türk şirketlerinin aktif rol alması, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin somut sonuçlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Karabağ ve Doğu Zengezur’da gerçekleştirilen altyapı, enerji, ulaştırma ve inşaat projeleri bölgenin ekonomik potansiyelinin hayata geçirilmesine hizmet etmektedir.

Şuşa ve çevresinin turizm potansiyelinin geliştirilmesi de yeni yatırım fırsatları doğurmakta ve bölgenin uluslararası turizm haritasındaki yerini güçlendirmektedir.

SAVUNMA VE GÜVENLİKTE TARİHİ İŞ BİRLİĞİ

Şuşa Beyannamesi’nin en dikkat çekici boyutlarından biri savunma ve güvenlik alanındaki düzenlemelerdir. Belge, iki ülke arasındaki askerî müttefikliğin temel çerçevesini ortaya koymaktadır.

Beyannamede, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığına yönelik tehdit ya da saldırı durumunda ortak istişare mekanizmalarının işletileceği ve karşılıklı destek sağlanacağı hükme bağlanmıştır.

Savunma sanayiinde iş birliğinin genişletilmesi, modern silah sistemlerinin geliştirilmesi, insansız hava araçları teknolojilerinde ortak çalışmalar yürütülmesi, askerî tatbikatların artırılması ve silahlı kuvvetlerin müşterek hareket kabiliyetinin geliştirilmesi de belgenin öncelikli başlıkları arasında yer almaktadır.

Bu yönüyle Şuşa Beyannamesi, yalnızca Türkiye ve Azerbaycan’ın güvenlik çıkarlarını değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da güçlendiren önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.

DIŞ POLİTİKADA EŞ GÜDÜM VE ULUSLARARASI ETKİ

Beyannamede dış politika alanındaki koordinasyon da önemli yer tutmaktadır. Taraflar, uluslararası kuruluşlarda karşılıklı desteğin sürdürülmesini ve bölgesel-küresel meselelerde ortak hareket edilmesini stratejik bir gereklilik olarak görmektedir.

Türkiye ve Azerbaycan’ın milli çıkarlara dayalı bağımsız dış politika anlayışı, her iki ülkenin uluslararası sistemdeki etkisini artırmaktadır. Uluslararası platformlarda sergilenen dayanışma, iki ülkenin küresel ölçekteki konumunu daha da güçlendirmektedir.

Belgede diaspora ve medya alanındaki iş birliği de özel önem taşımaktadır. Yurt dışında yaşayan Türk ve Azerbaycan diasporalarının koordinasyonunun güçlendirilmesi, ortak medya platformlarının geliştirilmesi ve diplomatik faaliyetlerin eşgüdüm içinde yürütülmesi uluslararası bilgi ve iletişim alanında daha etkin bir varlık ortaya koymayı hedeflemektedir.

REVİZYONİST ÇEVRELERE AÇIK MESAJ

Şuşa Beyannamesi’nin siyasi ve jeopolitik önemi, verdiği stratejik mesajlarda da kendisini göstermektedir. Belge, Ermenistan’da zaman zaman güç kazanan revizyonist eğilimlere karşı bölgede oluşan yeni gerçekliklerin değiştirilemeyeceğini ortaya koyan önemli bir siyasi mesaj niteliği taşımaktadır.

Beyanname, Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın korunması için birlikte hareket etme kararlılığını açık şekilde ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne yönelik her türlü tehdide karşı ortak duruşun ifadesi olarak değerlendirilmektedir.

KARS ANTLAŞMASI’NDAN ŞUŞA BEYANNAMESİ’NE

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de vurguladığı gibi, Şuşa Beyannamesi’nde 1921 tarihli Kars Antlaşması’na yapılan atıf özel bir sembolik anlam taşımaktadır. Kars Antlaşması’nın imzalanmasından tam 100 yıl sonra özgür Şuşa’da müttefiklik belgesinin imzalanması, geçmiş ile gelecek arasında stratejik bir köprü kurmuştur.

Bu yönüyle Şuşa Beyannamesi, yalnızca bugünün değil, gelecek on yılların da siyasi ve ekonomik yönelimlerini belirleyen önemli bir belge olarak öne çıkmaktadır.

ŞUŞA KONFERANSLARI İLE BEYANNAMENİN SİYASİ MİRASI YAŞIYOR

Şuşa Beyannamesi’nin imzalanmasının ardından her yıl 15 Haziran’da Şuşa’da düzenlenen uluslararası konferanslar, belgenin siyasi ve ideolojik mirasının yaşatılmasına katkı sağlamaktadır.

2022 yılında “Türkiye-Azerbaycan stratejik müttefikliği Kafkasya ve bölge için barış ve istikrar kaynağıdır”, 2023 yılında “Kurtuluştan Zafere”, 2024 yılında “Türk Devletleri Teşkilatı: Jeopolitik gerçeklikler ve küresel dönüşümler ışığında yeni stratejik hedefler”, 2025 yılında ise “Yeni dünya düzeni: Jeopolitik boyutlar ve küresel meydan okumalar” başlıklı konferanslar düzenlenmiştir.

Şuşa Beyannamesi, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin ulaştığı en üst düzeylerden birini temsil etmekle birlikte, Türk dünyasının birlik ve dayanışmasını güçlendiren tarihî bir belge niteliği taşımaktadır. Siyasi, ekonomik, askerî ve insani alanlarda uzun vadeli iş birliğinin temelini oluşturan bu belge, iki kardeş devlet arasındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşımıştır.

İmzalanmasının üzerinden beş yıl geçmesine rağmen Şuşa Beyannamesi güncelliğini korumakta ve bölgenin geleceğini şekillendiren en önemli siyasi belgelerden biri olmayı sürdürmektedir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ortak stratejik çıkarlara dayanan müttefiklik ilişkisi ise önümüzdeki dönemde de bölgesel istikrarın, güvenliğin ve kalkınmanın temel dayanaklarından biri olmaya devam edecektir.