Küresel enerji ve finans dengeleri, Hürmüz Boğazı etrafında şekillenen küresel etkilere sahip krizle birlikte yeniden sorgulanıyor. Uzun yıllar boyunca ABD ile petrol zengini Körfez ülkeleri arasında kurulan örtük anlaşma, yani petrolün dolar üzerinden fiyatlandırılması ve gelirlerin ABD varlıklarına yönlendirilmesi, “petrodolar sistemi” olarak ABD'nin küresel hegemonyasının temel taşlarından biri oldu. Bu sistem, Bretton Woods sisteminin çöküşü sonrasında daha da kritik hale geldi. Doların altınla bağının kopmasıyla birlikte petrolün dolar cinsinden satılması, ABD para birimine güçlü ve süreklilik arz eden bir talep yaratarak Washington’ın finansal hegemonyasını pekiştirdi. Ancak bir ayı aşkın süredir devam eden ABD'nin İran'a yönelik savaşının Hürmüz'ün kaderini berlileyecek olması bu düzenin sürdürülebilirliği ciddi tartışmalara yol açtı.
GÜVENLİK KARŞILIĞI DOLAR SADAKATİ
İran savaşı, Körfez ülkelerini zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor. ABD’nin bölgedeki güvenlik önceliklerini yeniden konumlandırdığına dair iddialar, özellikle Körfez monarşileri arasında güven erozyonuna yol açtı. Bu durum, “güvenlik karşılığında dolar sadakati” üzerine kurulu ilişkinin tek taraflı olduğu yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
ENERJİ TİCARETİNDEKİ HAKİMİYETE MEYDAN OKUMA
Daha dikkat çekici olan ise Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışına dair ortaya atılan yeni senaryolar. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği bu dar su yolu, herhangi bir aktörün kontrolü altında farklı ödeme sistemlerinin test edildiği bir alan haline gelebilir. İran’ın petrol geçişlerine alternatif para birimleri, özellikle yuan ya da riyal üzerinden izin verdiği yönündeki iddialar, doların enerji ticaretindeki hakimiyetine doğrudan meydan okuma anlamına geliyor.
ZİNCİRLEME ETKİ YAŞANABİLİR
Eğer Körfez ülkeleri güvenlik kaygıları nedeniyle ABD’den kademeli olarak uzaklaşır ve enerji ticaretinde dolar dışı seçeneklere yönelirse, bunun zincirleme etkileri olabilir. Dolar talebinde azalma, ABD Hazine tahvillerine olan ilginin düşmesi ve küresel sermayenin farklı merkezlere kayması gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Bu da ABD ekonomisinin uzun süredir faydalandığı “rezerv para ayrıcalığını” zayıflatabilir.
POWELL'DAN KRİTİK UYARI
ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell da son açıklamalarında bu kırılganlığa dikkat çekti. Powell, ABD ulusal borcunun ekonomiden çok daha hızlı büyüdüğünü vurgulayarak, “Eğer kısa sürede bir şey yapmazsak, iyi sonlanmayacak” uyarısında bulundu. Bu açıklamalar, doların uzun vadeli konumuna ilişkin endişeleri artırırken, küresel yatırımcıların alternatif senaryoları daha ciddiye almasına neden oluyor. ABD’nin ulusal borcunun 38.86 trilyon dolar seviyesine ulaşması ve yıllık 2.64 trilyon dolar artış göstermesi, borcun GSYİH’den daha hızlı büyüdüğüne işaret ediyor. Bu tablo, uzun vadeli ekonomik istikrar açısından ciddi riskler barındırıyor.
PAYI HIZLA AZALIYOR
Öte yandan doların küresel rezerv para değeri azalıyor. Kobeissi Letter’ın (KL) Ocak 2026'da yayınladığı verilere göre, doların küresel döviz rezervleri içindeki payı yaklaşık yüzde 40’a düşerek son 20 yılın en düşük seviyesine indi. Veriler, ABD dolarının küresel rezervler içindeki payının son 10 yılda yüzde 18 oranında azaldığını ortaya koyuyor. Aynı dönemde merkez bankalarının rezerv tercihlerinde belirgin bir yön değişikliği yaşanırken, altın öne çıkan varlık haline geldi.
Paralı geçişte ilk aşama tamam
İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmasına yönelik geçişlere yönelik yasa tasarısını onayladı. Komisyon üyesi Mücteba Zarei, yasa tasarısı taslağının dün gerçekleştirilen komisyon toplantısında ön onay alarak, Meclis Genel Kurulu’na sunulmaya hazır hale getirildiğini açıkladı. Zarei, taslakta boğazın güvenlik düzenlemeleri, deniz taşımacılığı güvenliği ve çevresel konuların yanı sıra mali düzenlemeler ile riyal bazlı geçiş ücretleri sistemine ilişkin başlıkların yer aldığını, ayrıca ABD ve İsrail’in boğazdan geçişinin yasaklanması ile İran’a yönelik tek taraflı yaptırımlara katılan ülkelerin geçişine kısıtlama getirilmesine ilişkin maddelerin bulunduğunu belirtti. Ayrıca taslakta İran’ın ve silahlı kuvvetlerinin boğaz üzerindeki egemenlik rolünün uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin yer aldığını belirten Zarei, Umman ile boğazın hukuki statüsüne ilişkin iş birliğine yönelik maddelerin de bulunduğunu bildirdi.