İşgalci İsrail Filistin’deki işgalini genişletmek ve Filistin kimliğini yok etmek için her türlü yola başvuruyor. İşgalciler son olarak işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil Camii’ni sinagoga dönüştürmeye çalıştığı uyarısı yapıldı. İsrail, El-Halil’de attığı adımlarla Mescid-i Aksa’yı da yıkıp yerine sinagog yapmak için hazırlık yapıyor. İsrail, 23 Haziran'da cami avlusundaki şemsiyeyi kaldırmaya başlamıştı. Söz konusu adım, Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı tarafından caminin İslami kimliğine ve bakanlığın yetki alanına yapılan bir saldırı olarak nitelendirilmişti. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’nde yer alan eski şehirdeki önemli bir tarihi ve ulusal simge olan camide değişiklik yapılmaması yönündeki kararına rağmen İsrail, Harem-i İbrahim Camii'ndeki Yahudileştirme faaliyetlerini her geçen gün daha da artırıyor. Filistinli yetkililer, İsrail'in cami avlusundaki şemsiyesi kaldırarak avlunun üzerini kapatmayı ve camiyi bir sinagoga dönüştürmeyi planladığı uyarısında bulunuyor. İsrail, 1994 yılında bir Yahudi istilacının gerçekleştirdiği ve 29 Filistinli Müslüman'ın hayatını kaybettiği katliamın ardından Harem-i İbrahim Camii'ni yüzde 63'ünü Yahudilere, yüzde 37'sini Müslümanlara ait olacak şekilde fiilen bölmüştü.
DAYATMA POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR
Harem-i İbrahim Camii Vakfı Müdürü Mutez Ebu Suneyne, cami ve çevresinde yaşananların, El-Halil Belediyesi ve Vakıflar Bakanlığının yetkileriyle ilgili alınan kararlar göz önüne alındığında İsrail'in gerilimi tırmandırma politikasının bir parçası olduğunu ifade etti. Suneyne, İsrail’in Harem-i İbrahim Camii'nde yeni defakto durumlar dayatmak için siyasi şartları kendi lehine kullandığını belirterek “İsrailliler zamana karşı yarışıyor ve El Halil şehrine ayak bastıklarından beri uğraştıkları camiyi Yahudileştirme planlarını hayat geçirmek için dünyanın içinde bulunduğu zor şartları istismar ediyor" ifadelerini kullandı. Dini ve tarihi bir yer olan bu cami üzerinde yasal yetki ve egemenliğe sahip tek yetkili merciinin Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı olduğunu vurgulayan Suneyene, "Artan saldırılar ve ihlaller göz önüne alındığında, durum şu ki İsrail, Harem-i İbrahim Camii'ni bir sinagoga dönüştürmeye çalışıyor" dedi.
İSLAMİ KİMLİĞİ SİLECEK
Soykırımcı İsrail'in attığı adımların sadece siyasi boyutla sınırlı kalmadığını, cami ve çevresindeki günlük yaşamı da etkilediğini anımsatan Suneyne, İsrail ordusunun camide ezanı engellemeye devam ettiğini ve El Halil Belediyesi tarafından camiye sağlanan elektrik, su ve diğer hizmetleri kontrol ettiğini belirtti. İsrail tüm bu uygulamalarla caminin İslami kimliğini ve ihtiva ettiği dini sembollerinin silmeye çalıştığını kaydeden Suneyne, “İsrail bunu yaparken bir yandan da Filistinlileri sürerek bölgenin demografik yapısını değiştirmeye çalışıyor" değerlendirmesini yaptı.
PROTOKOLÜ İPTAL İDDİASI
İsrail'in soykırımcı ve terör zanlısı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de 16 Haziran 2026'ta El-Halil şehrinin idari ve güvenlik yapısına ilişkin "El Halil Anlaşması'nı" feshettiklerini duyurmuştu. El-Halil kentinin ilhakına ilişkin attıkları adımın "Tarihi bir düzeltme" olduğunu savunan işgalci bakan, konuşmasında, "Oslo Anlaşmaları'nın en saçma protokollerinden biri yıllardır yürürlükteydi. Bu protokol uyarınca Yahudi topluluğuna ve kutsal mekanlara ilişkin yetkiler El-Halil Belediyesi'ne bağlıydı. Buna bir son verdik" sözlerini sarf etmişti. Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1997'de imzalanan El Halil Anlaşması, kenti "H1" ve "H2" olmak üzere iki bölgeye ayırmıştı. Buna göre H1 bölgesinde güvenlik ve idare Filistin yönetimine verilirken, H2 bölgesinde yaklaşık 500 İsrailli ve 30 binden fazla Filistinli yaşamasına rağmen güvenlik İsrail ordusunun sorumluluğuna bırakılmıştı.
MESCİD-İ AKSA’YA HAZIRLIK
İsrail, geçen haftalarda Mescid-i Aksa’nın statüsünü değiştirme çabalarında yeni bir adım atmıştı. Kudüs’ün kuzeyinde yer alan ve Aksa gibi Müslüman vakıfların yönetiminde olan Nebi Samuel Mescidi ve çevresinde İsrail hükümeti tarafından “kamulaştırma” bahanesiyle yaklaşık 110 dönümlük araziye el konuldu. Bu adımın son dönemde İsrail’in hazırladığı ve Mescid-i Aksa’nın “çok dinli bir turistik bölge” haline getirilmesi yönündeki planın bir parçası olarak değerlendirildi. İsrail, buraya el koyarak Yahudileştirmeyi hedefliyor. İşgalci İsrail, bölgenin Yahudilere ait olduğu iddiasıyla 1990 yılından beri arkeolojik kazı yürütüyor. Müslümanlar, Nebi Samuel Mescidi’nde, Samuel Peygamber'in medfun olduğuna inanırken geçmişte bölgede hüküm süren Eyyubi ve Memlük gibi Müslüman devletlerin yaptığı imar çalışmalarına dikkat çekiyor. İsrail’in yürüttüğü kazılarda da bu tarihi ıspatlayacak kalıntılar ortaya çıkarken herhangi bir Yahudi anlatısını destekleyecek bir kalıntı bulunmadığı kaydediliyor.