|
Uzay Yolcusu Kalmasın

Dünyaca ünlü ressamımız Fahrennisa Zeyd’in hayat hikayesini okurken ilk kez uçağa binip New York’a gidiş yolculuğunun onun hayatında çok büyük bir kırılmaya neden olduğunu, yeryüzü gökyüzünden bakmamın onun hayata ve sanata bakışında çok büyük değişikliklere neden olduğunu şaşırarak okumuştum. Bugün bizim için son derece sıradan olan bir şeyi görmek onunla ilk kez karşılaşan bir sanatçıyı bu denli etkilemiş olması dikkatimi ziyadesiyle çekmişti. O tarihten beri de bir sanatçının, bir ressamın uzaya gittiğinde acaba bundan nasıl etkileneceğini nasıl eserler ortaya koyacağını merak eder dururum. Geçtiğimiz günlerde ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğunu biraz da bu düşüncelerle takip etmeye çalıştım.

Ben bunları düşünürken günümüz sanat dünyasının en çok da balondan yapılmış izlemine sahip köpekleriyle tanınan star isimlerinden Jeff Koons’un uzay macerasıyla karşılaştım.

Tanıtımında şu sözlerle bahsediliyor bu Ay macerasından:

Geçmişteki ve gelecekteki insan başarılarından keyif alan Jeff Koons, merak ve kararlılığın sembolü olan Ay’dan ilham aldı. Umut dolu ve aşkın yeni projesi, izleyicilere geniş evrendeki yerleri hakkında bir perspektif duygusu sunarak, derinlemesine düşünmeyi ve tefekkür etmeyi teşvik ediyor.

İnsanoğlunun merakının ve başarma arzusunun simgesi olan Ay’ı merkeze alan Jeff Koons: Ayın Evreleri, her biri üç bileşenden oluşan 125 benzersiz eserden oluşuyor: Ay’a sonsuza kadar yerleştirilecek bir heykel, Ay’da kalacak bir heykel. Dünya ve Ay ve Dünya’daki heykellere karşılık gelen bir NFT.

Jeff Koons popüler olmasını kariyeri boyunca yaptığı bu tarz hamlelere borçlu. Ay’da yer alacak ilk heykel bir sanatçının adının sonsuza dek yaşaması konusunda önemli bir adım.

Sanata karşı ölüm

Amerika’da casusluk faaliyetlerinden dolayı yargılaması devam eden Wikileaks kurucusu Julian Assange’a Rus sanatçı Andrei Molodkin’den büyük bir destek geldi. Yıllar içinde satın aldığı veya kendisine hediye edilen Rembrandt, Pablo Picasso ve Andy Warhol gibi önemli sanatçıların eserlerinden oluşan ve yaklaşık 45 milyon dolar tutarındaki koleksiyonunu eğer Julian Assange hapiste hayatını kaybedersek imha edeceğini söyledi. Sanatçının bu hamlesi sanat dünyasında büyük tepkiyle karşılandı.

Sanatçı yaklaşımının temelini şu sözlerle duyurdu:

“Bu kadar çok savaşın yaşandığı felaket zamanımızda, sanatı yok etmek bir insanın hayatını yok etmekten çok daha tabu.” “Julian Assange cezaevinde olduğundan beri ifade özgürlüğü, bilgi edinme özgürlüğü giderek daha fazla baskı altına alınmaya başlandı. Bu duyguyu şu anda çok güçlü bir şekilde hissediyorum.”

Assange’ın karısının da destek verdiği Ölü Adamın Anahtarı isimli bir proje kapsamına eserler özel bir düzenekle bir kasada yer alıyor.

Molodkin, kasanın her gün sıfırlanması gereken 24 saatlik bir zamanlayıcıya bağlanacağını, aksi takdirde kasanın içindeki iki varildeki aşındırıcı maddelerin salınmasını tetikleyeceğini söylüyor. Zamanlayıcının her gün yalnızca “Assange’a yakın” biri onun hayatta olduğunu doğruladığında sıfırlanacağını söylüyor.

Bunun bir performans sanatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu eserlerin orijinallerinin değil replikalarının yok edileceğini düşünüyorum. Maksadı, Assange üzerinden sanatçının kendi reklamını yapması olduğunu düşünüyorum ama ya değilse…

#Aktüel
#Hayat
#Samed Karagöz
2 ay önce
Uzay Yolcusu Kalmasın
İran’ın İntikam planına karşı İsrail ‘çok gizli’ bir silahla karşılık verecek, ‘İran taş devrine dönecek?’
Davranışlarımız kimin?
Denklemciler ve denklembozucular
Muhafazakârlık güçlenirken
İslâmcılara azıcık hikmet penceresinden baksak?