|
Filistin'den sanatla

Son yazımda Palestine Museum US’in (Filistin Müzesi, ABD) direktörü Faisal Saleh’in Venedik Bienali’ne dair yaptığı açıklamalara ve bienal yönetiminin ortaya koyduğu tavrı aktarmıştım. 2022 yılında düzenlenen 59. Venedik Bienali’nin paralel etkinliklerinden biri olarak düzenenlenen From Palestine with Art (Filistin’den Sanatla) sergisi Filistin Müzesi, ABD tarafından düzenlenmiş ve o dönem büyük dikkat çekmişti.

Ekim ayından beri İsrail’in Gazze halkına yönelik uyguladığı soykırımın Batı dünyasında (Özellikle Almanya’da) nasıl bir karşılık bulduğunu, sanat dünyasındaki kurumların Filistin yanlısı en ufak bir yoruma, desteğe tahammül edemediklerinim dair onlarca örneği bu köşede paylaştım.

Ama her kurum her galeri her müze aynı yaklaşımı sağlamıyor tabi ki. Londra’da yer alan P21 Galerisi düzenlediği, Orta Doğu ve Kuzey Afrika odaklı uluslararası sergileriyle ön plana çıkıyor. P21 Galeri, Filistin Müzesi, ABD tarafından düzenlenen Filistin’den Sanatla sergisine ev sahipliği yapmaya başladı. Filistin halkının canlı kültürünü, mirasını ve mücadelelerini çeşitli sanatsal ifadelerle paylaşmayı amaçlayan bu serginin Londra’da, hele ki şu zamanda yer alması son derece önemli ve dikkate değer.

Bu sergi, Londra’daki izleyicilere zengin Filistin hikayesini sanatın merceğinden deneyimleme fırsatı sağlayacak. Ve her sanat eserinde olduğu gibi Filistin halkının haklı davasının duyurulmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.

P 21 Galeri’de 2 Şubat tarihinde açılan sergi 2 Mart’a kadar devam edecek. Ziyaretçileri resimler, heykeller, enstalasyonlar, işlemeler ve multimedya sunumları da dahil olmak üzere çok çeşitli sanat formları bekliyor. Sergi, sanatın sunduğu imkanlarla diyaloğu ve empatiyi arttıracak ve Filistin anlatısının daha derin, duygusal ve düşünsel bir şekilde anlaşılmasına yardımcı olacağı düşünüyorum.

Londra’ya yolunuz düşerse veya orada yaşıyorsanız ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Umarım yakın zamanda bir gün bu serginin yolu Türkiye’ye de düşer.

Dil ve İşgal

Sevgili dostum Taha Kılınç’ın Dil ve İşgal isimli kitabını merakla bekliyordum. Tam bir Orta doğu uzmanı olan ve bunun hakkıyla yapabilmek için İbranice bile öğrenen Taha’nın yazılarını gazetemizde okuyoruz, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Derin Tarih’in her sayısında çok önemli ve dikkate değer yazılara yer veren Taha Kılıç modern İbranice’nin ortaya çıkışını anlattığı kitabıyla bir kez daha hiç bilmediğimiz bir hikayeyi gözler önüne koyuyor. Ketebe Yayınları’ndan çıkan Dil ve İşgal, bugün İsrail’in resmi ve yaygın dili haline gelen İbranice’nin ortaya çıkışını anlatıyor. Eliezer Ben-Yehuda isimli bir dilbilimcinin tek başına başlattığı mücadelenin bir ulusun inşasına ne kadar büyük bir katkı sağladığını hayretle okudum. Yeterince çaba sağlayan ve inanmış tek bir kişinin bile bir ülkeyi, bir toplumu nasıl değiştirebildiğini, dönüştürebildiğini görmek anlayabilenler için büyük dersler barındıran bir hikaye. Taha Kılınç kitabın önsözünde şunu önemli ipucunu da bizlerle paylaşıyor:

Okuyacağınız metin, tek başına Eliezer Ben-Yehuda’nın azmine övgüler düzmüyor. Zaten amaç da bu değil. Son bölümde, kendi tarihimizden üç çarpıcı hayat hikayesi eşliğinde, sözü bir yere getiriyorum. Aslında, kitabı sadece o bölümde öne çıkardığım hisse için yazdığımı bile söyleyebilirim.

Okurlar olarak biz de Taha Kılınç’tan bu hissenin daha geniş bir şekilde ele alındığı bir kitap beklemek hakkımızdır diye düşünüyorum.

Ghassan Abulaban, How I See Her (Onu nasıl görüyorum), 2021. Tuval üzerine yağlıboya 120×90cm

#Filistin
#Sanat
#Samed Karagöz
2 ay önce
Filistin'den sanatla
İran’ın İntikam planına karşı İsrail ‘çok gizli’ bir silahla karşılık verecek, ‘İran taş devrine dönecek?’
Davranışlarımız kimin?
Denklemciler ve denklembozucular
Muhafazakârlık güçlenirken
İslâmcılara azıcık hikmet penceresinden baksak?