Yazarlar Yeni dönemde ekonomi ve anlamsız bir tartışma

Yeni dönemde ekonomi ve anlamsız bir tartışma

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz Gazete Yazarı

Türkiye önümüzdeki hafta başından itibaren yeni bir döneme başlıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesi açıklanacak ve Cumhurbaşkanlığı bünyesinde tesis edilen yeni yapılar hayata geçecek. Bu yeni süreçte merakla beklenen en önemli yapı sanırım ekonomi ile ilgili. Kısaca nasıl bir yapı olacak izah etmeye çalışalım.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Levent Yılmaz : Yeni dönemde ekonomi ve anlamsız bir tartışma
Haber Merkezi 30 Haziran 2018, Cumartesi Yeni Şafak
Yeni dönemde ekonomi ve anlamsız bir tartışma yazısının sesli anlatımı ve tüm Levent Yılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Öncelikle ekonomiyi yakından ilgilendiren bakanlıklara bakalım. Yeni sistemde Ekonomi Bakanlığı yok. Zaten adı her ne kadar ekonomi olsa da bu bakanlığımız tam anlamı ile ekonomi ile ilgilenmiyordu. Eski yapıda kontrol ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısının elindeydi. Şimdi ise ekonomi üç farklı bakanlık ile yönetilecek. “Sanayi ve Kalkınma Bakanlığı”, “Ticaret Bakanlığı” ve “Hazine ve Maliye Bakanlığı”. Ancak tüm bunların üzerinde doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na politika önerileri geliştirecek “Ekonomi Politikaları Kurulu” tesis edilmiş durumda. Ancak gözden kaçmasın, yeni dönemin en önemli yapılarından birisi “Strateji ve Bütçe Başkanlığı” olacak.

Elbette bakanlıklar da eski bildiğimiz bürokratik yapılardan oluşmayacak. Artık daha hızlı karar alacak, “bürokratik oligarşi” dediğimiz işlerin yavaşlamasına neden olan yapının da ortadan kalkmasını bekliyoruz.

DAHA AKTİF BİR HAZİNE İHTİYACI

Geçmiş yazılarımda belirtmiştim, Türkiye’nin içinden geçtiği konjonktür daha esnek ve daha aktif bir Hazine yapılanması gerektiriyor. Zira artık dünyanın ikinci büyük fon piyasası Çin’den borçlanabilmek gerekiyor. Hazine geçtiğimiz dönemde bu işlemi yapamadı. Birkaç açıklaması vardı ancak sonuç alamadık. Bu noktada önemli bir politika önerisini de belirtmekte yarar var. Yaklaşan döviz cinsinden dış borç ödemelerini iç borçlanma yoluyla gerçekleştirmek Merkez Bankası rezervlerine olumsuz etki edecektir. Bu bakımdan daha kaliteli bir borç çevrimi için alternatif stratejilerin değerlendirilmesi gerekiyor. Sanırım bu ihtiyaç görülerek daha rahat ve güçlü yapının tesis edilmesi açısından Hazine, müsteşarlıktan bakanlığa dönüştürülmüş. Zira yeni dönemde dünyadaki gelişmeler sadece bizim değil bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin etkileneceği bir küresel yavaşlamanın işaretlerini içeriyor. Hazine tahvillerinin faizini artıran değil azaltan bir mekanizmaya acil ihtiyaç var.

ENFLASYON SADECE MERKEZ BANKASI’NIN SORUNU MU?

Hemen cevap verelim, hayır. Her ne kadar 1211 sayılı kanunda “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır” şeklinde bir ifade olsa da enflasyon gibi çok yönlü bir sorun sadece para politikaları ile çözülemez. Türkiye’nin yeni dönemde bu Anglo-Sakson dayatmadan da kurtulması gerekiyor. Aksi halde her yukarı yönlü enflasyon verisinde tıpkı bu hafta olduğu gibi hemen “Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele için şu kadar baz puan faiz artırması lazım” içerikli raporlar havada uçuşmaya başlıyor. Bu açıdan son dönemde belirgin artış gösteren enflasyonla mücadele için atılması gereken yapısal adımlar olduğu aşikâr. Bu alanda da atılması gereken adımları hızlandıracak bir yapının tesis edilmesi açısından yeni yönetim sistemi de büyük önem taşıyor.

DÜNYANIN EN ANLAMSIZ TARTIŞMASI

Elbette tüm bu mekanizma içerisinde ekonomi yönetiminin başına kimin geleceği merak konusu. Bir şeyin merak edilmesi ayrı, o konuda bilgi sahibi olmadan anlamsız tartışmalar yapmak ayrı. Bugünlerde bu konuda çok anlamsız bir tartışma var. Yurt dışında yaşayan bir akademisyen olan Daron Acemoğlu üzerinden bir tartışma başlatıldı. Ancak işin ilginç yanı tarafların bundan haberi bile yok. Elbette hiç kimse Acemoğlu’nun niteliğini ve başarısını tartışmıyor. Ama “Bu işi sadece o bilir ama kesin gelmez” diyenlerin söylemlerine bakın. Benim eleştirim şahıslara değil akıllara ziyan bu anlayışa. Şuna bakın lütfen:

Neymiş?! Türkiye’de demokrasi yokmuş.

Halkın yüzde 87’sinin katıldığı seçimde yüzde 52,6 oy alarak seçilen liderin olduğu yerde “demokrasi yok” ne demek?! Türkiye’de basın özgürlüğü yokmuş! Teröre açıktan destek veren ve devletin gizli bilgilerini ifşa eden kurum basın kuruluşu mu oluyor? Bu haberi basıp yayanlar gazeteci mi? Ya da şöyle soralım: Şu an gazeteci olduğu için ceza evinde bulunduğu iddia edilen kaç kişinin sarı basın kartı var ve gazetecilik faaliyetinden dolayı hüküm giymiş? Yargı bağımsızlığı tartışmalıymış! Kaç tane yargı kararını incelediniz, kaçını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürdünüz, kaçında itirazınız haklı bulundu? Veriniz ne? Bu görüşe göre yatırımcının hukuku ile ilgili sorunlar varmış. Peki, hemen soralım: OHAL dönemi dâhil, Türkiye’de terörün finansmanına karışmamış hangi şirkete el koyulmuş, hangi işadamı terör faaliyetlerinin dışında bir nedenle tutuklanmış? İsim verin. Ya niyetinizi açık açık söyleyin ya da akıllara zarar bu söylemlerinizi gözden geçirin.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.